Journal article
TAŞIYANIN GEMİYİ DENİZE ELVERİŞLİ HÂLDE BULUNDURMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN TÜRK VE İNGİLİZ HUKUKUNDA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
Abstract
Uluslararası ticaretin temel unsurlarından biri olan deniz taşımacılığı, taşıyanın gemiyi hem hukuki hem de fiilî bakımdan sefer için hazır hale getirmesini zorunlu kılar. Bu bağlamda, taşıyanın gemiyi denize elverişli (seaworthy) halde bulundurma yükümlülüğü hem Türk hem de İngiliz hukukunda önemli bir yer tutar. Denize elverişlilik yalnızca geminin fiziksel sağlamlığıyla sınırlı olmayıp, aynı zamanda mürettebatın yeterliliği, gerekli belgelerin mevcudiyeti ve donanımın uygunluğu gibi unsurları da kapsar. Bu yükümlülüğün ihlali, taşıyan açısından sorumluluk doğurmakta ve kimi durumlarda ağır tazminat sonuçlarıyla karşılaşılmasına neden olabilmektedir. Türk hukukunda söz konusu yükümlülük, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1141. maddesi ve devamında ayrıntılı biçimde düzenlenmişken; İngiliz hukukunda ise hem içtihat hukuku (common law) hem de Lahey ve Lahey/Visby Kuralları çerçevesinde şekillenmiştir. Her ne kadar her iki hukuk sisteminde de taşıyanın denize elverişlilik yükümlülüğü öngörülmüşse de bu yükümlülüğün hukuki niteliği, kapsamı, ispat yükü ve ihlali halinde doğan sonuçlar bakımından önemli benzerlikler ve dikkat çekici farklılıklar mevcuttur. Bu makalede, denize elverişlilik kavramı Türk ve İngiliz hukuk sistemleri bağlamında karşılaştırmalı olarak ele alınacak; her iki sistemdeki mevzuat hükümleri, yargı kararları ve ilgili uluslararası düzenlemeler ışığında derinlemesine analiz edilecektir. Böylece, taşıyanın hukuki konumunun iki ayrı hukuk düzeninde nasıl şekillendiği ortaya konularak gerek akademisyenler gerek uygulayıcılar açısından yol gösterici bir perspektif sunulması amaçlanmaktadır.
Keywords
163 views · 203 downloads
