Journal article

Türkiye’de Siyasal Güven: Liderler, Kurumlar, Süreçler

Abstract

  Güven, hem ontolojik olarak insana hem de toplumsallaşmayla  edinilen tecrübi bilgiye aittir. Doğum ile başlayıp ölüme kadar süren  bireysel ve toplumsal yaşantıda güvenin hayati bir yer tuttuğu  söylenmelidir. İçerisine doğduğumuz aileye, toplumsallaştığımız  çevreye güveniriz. Bu güven durumu kimi zaman deneysel kimi  zaman deney öncesi bir mahiyet arz etmektedir. İçgüdüsel olarak  gerek korku gerek mutluluk gibi duygu   durumları insani var  oluşumuza ilişiktir. Özellikle korku ve güvenin birbiriyle kopmaz bir  ilişki içerisinde olduğunu kaydetmek gerekmektedir. Korku, doğuştan  gelen bir yeti olduğu gibi, sosyo- kültürel, din vb. takviyelerle  yaşantının hemen her katmanında, farklı tarz ve üsluplarda varlığını  devam ettirmektedir. Dini korkular, siyasal korkular, ekonomik    korkular… Bu gibi korku türleri ve tarzlarının, tecrübi bilgiyle sabit  olduğu ya da dönem dönem içerik değiştirdiği söylenebilir. Korku tür  ve içeriklerinin değişmesi, güven duygusunun da bu tarz ve içeriklere  set çekecek keyfiyette olmasını gerektirmektedir. Güven duygusu  böylece topumun “normaller”in dışına çıkmasını önlemektedir.  Özellikle siyasal toplumsallaşma gibi, toplumu normalleştirici bir  alanda, güven duygusunun önemi merkezi olmaktadır.    Türkiye’de Siyasal Güven adlı çalışmaya imza atan Can da  siyaset kurumunu güven ve korku sarkacında ele almaktadır. Can’a  göre güven duygusu, toplumsal ilişkilerin temelinde bulunan önemli  bir rezervdir. Gündelik yaşantımızda, hayatın büyük dönemeçlerinde,  zor zamanlarda ve daha birçok olağan-olağanüstü durumlarda güven,  sosyal ilişkileri düzenleyen temel belirleyici bir güç haline  gelebilmektedir. Yazara göre, aslında insan, eylemlerini  gerçekleştirmeden evvel diğer insan ya da varlıklarla farkında olmasa  da, yazılı olmayan bir “güven sözleşmesi”ne onay vermektedir. Can’ın  bu ifadesi, insan toplumsallığını mümkün kılacak siyasal zeminin  “sözleşme” temelli olduğuna dair kadim bir tartışmayı akla  getirmektedir. Özellikle Hobbes ve Rousseau’nun başını çektiği    “sözleşme” önemlidir. Bir arada yaşamanın asgari güven seviyesini  yakalama adına girişilen bu sözleşme, toplumu okuma adına bir  açılım sunmaktadır. Toplumsal yaşamın belki de temelini atacak olan  sözleşme, toplumdaki güvenin; sosyo-   kültürel, dini, siyasal hemen  her alanındaki birlikteliği mümkün kılacak bir tutkal olduğunu  göstermektedir. Dolayısıyla güven kavramı, kendisi üzerine uzun  uzadıya düşünmeyi bizlerden talep etmektedir. Can’ın, Açılım  Yayınlarından çıkan eserini, bu talebe bir katkı olarak okumak  mümkündür.

Keywords

Siyasal GüvenLiderlerKurumlarSüreçler

36 views · 14 downloads