Journal article

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BİTKİLERLE TEDAVİDE ECZACI-AKTAR MÜCADELESİ

Abstract

Osmanlı İmparatorluğu’nda 18. yüzyılda, eczacı sayısı arttı, bilhassa İstanbul’da eczaneler açıldı. Bu döneme kadar, aktarlar, hammadde sağlamanın yanında bazı formülleri de yapıp satıyorlardı. Dolayısıyla eczacı-aktar yetki çakışması ve ardından çekişmesi başlamıştır. 1860 yılında “Beledi İspençiyarlık Sanatının İcrasına Dair Nizamname”nin yayınlanması ile ilaç yapma ve satma işinin eczacıların görevi olduğu kabul edilmiştir. Aktarların bu nizamnameye uymamaları sonucu, 1884 yılında Aktarlar ve Kökçüler Nizamnamesi yayınlanmış ve aktarların satamayacakları maddeler kesin olarak belirlenmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde ise eczaneler artınca aktarların sayısı azalmış ve bitkisel ürün ve ilaçlar eczaneler vasıtasıyla halka sunulmuştur. 1970’li yıllarda, ilaçlardaki bitkilerin formüllerden çıkarılması ile başlayan, Sağlık Bakanlığı’nın yanlış politikaları ve müstahzarlarda daha çok sentetik maddelerin yer almaya başlamasıyla, aktarlık tekrar canlanmaya başlamıştır. 1980’li yıllara doğru halk bitkisel ürünlere yönelmiş, aktarlar adeta bir bitki eczanesi gibi çalışmaya başlamışlardı. 1985 yılında Sağlık Bakanlığı, bu yanlış gidişi önlemek üzere “Aktarlar ve Baharatçılar vb. dükkânlar hakkında” daimi bir genelge yayınladı. Genelge 3 yıl ciddi bir şekilde uygulandı ve aktarlar bitkisel ilaç ve ürünleri satamadılar. Daha sonra, Sağlık Bakanlığı’nın gerekli mevzuatı hazırlamaması, aktarları kontrol etmemesi sonucunda, sayısı da artan aktarlar bitkilerin yanında gıda takviyelerini satan dükkânlar haline geldi. Konuşmada, kısaca özetlenen bu durum eczacılık tarihi açısından incelenmektedir

Keywords

Aktarlareczacılık mevzuatıeczacılık tarihi

58 views · 10 downloads