- Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Sayı: 55
- Hanefî Fıkhında Adam Öldürme Suçu Bakımından Hata Kavramı
Hanefî Fıkhında Adam Öldürme Suçu Bakımından Hata Kavramı
Authors : Muhammed Tevfik Tortop, Nureddin Tortop
Pages : 20-44
Doi:10.59149/sduifd.1707788
View : 137 | Download : 120
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu çalışma, Hanefî fıkhı çerçevesinde hata kavramının adam öldürme suçu bağlamında kapsamı, türleri, tezahür şekilleri ve ceza sorumluluğuna etkisini inceler. Hatanın, suçun manevi/sübjektif unsuru olan kasta ve cezai sorumluluğa etki eden bir mazeret teşkil etmesi, onu suç teorisinde önemli bir konuma taşır. Ancak hatanın söz konusu fonksiyonlarını icra edebilmesi, birtakım şartların ve kriterlerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu nedenle araştırmada hatanın mahiyetini belirlemeye ve gerçekleşme biçimlerini göz önünde bulundurarak türlerini analiz etmeye çalışılmış; suç ve yaptırım teorisindeki durumunu açıklığa kavuşturmak amaçlanmıştır. Yapılan incelemelerin İslâm ceza hukuku alanında kaleme alınacak çalışmalara katkı sunacağı düşünülmüştür. Belirtmek gerekir ki hata, beşerî ceza hukuku doktrininde yoğun tartışmalara gündem olan ve doğurduğu sonuçlar açısından ceza hukukunun en zor konuları arasında görülen bir kavramdır. Dolayısıyla İslâm ceza hukuku alanında bu kavram üzerine yapılacak bir çalışma beşerî ceza hukuku doktrinine de katkı sağlayacaktır. İslâm hukukunda hata, derin ve sistematik bir kavramdır. Bu kavramın ilgili olduğu konular bakımından geniş bir yelpazeye sahip olması, çalışmanın sınırlandırılmasını gerektirmiştir. Bu nedenle araştırma, hatanın adeta somutlaştığı adam öldürme suçu kapsamında ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada yalnızca Hanefî mezhebinin konuya yaklaşımı değerlendirilmiştir. Zira bu kavramın fıkhî mezhepler bağlamında incelenmesi, hacimli bir araştırmayı gerektirir. Hanefî fıkhı bağlamında ceza sorumluluğunun temel belirleyicisi kasıt olup, kastın bulunmaması veya eksikliği halinde failin eylemi farklı hukuki sonuçlara bağlanır. Bu çerçevede “kasıtta hata” ve “fiilde hata” (hedefte sapma) kavramları, öldürme suçunun manevi/sübjektif unsuruna (kasıt) etki eden iki ayrı hata türü olarak ele alınmıştır. Her iki türde de failin eylemi ihtiyâren gerçekleştirilmiş kabul edilir. Ancak eylemin oluşturduğu netice bakımından kastın tam olmamasının yani suç konusunun kastedilmemesinin, cezaî sorumluluğu ve müeyyideyi hafifletme etkisi olduğu kabul edilir. Hanefî fıkhında kasıtta hata, failin hedefin niteliği hakkında yanılmasıyla; fiilde hata (hedefte sapma) ise eylemin yöneldiği hedefle beraber (çift/çok neticeli hata) veya bu hedefe isabet kaydetmeksizin (tek neticeli hata) başka bir konu üzerinde neticenin doğmasıyla karakterize edilir. Her iki durumda da mağdurun öldürülmesi failin kastıyla örtüşmez. Hanefî fıkhına göre hatada mağdura yönelik kastın eksik olması, suçta şüphe oluşturur. Bu durum, kısas ve had cezalarının düşürülmesine yol açar. Ancak hatada en azından taksir derecesinde bir manevi unsurun bulunması, sübjektif isnadiyet ve cezai sorumluluk açısından yeterli kabul edilir. Bu nedenle hataen işlenen adam öldürme suçları için kısas yerine diyet ve kefâret gibi farklı müeyyideler söz konusu olur. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nda “hedefte sapma” ve “şahısta hata” halleri aynı madde içerisinde düzenlenmişti. Bu nedenle hedefte sapma bir hata hali olarak değerlendirilmekteydi. Buna karşılık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda hedefte sapmaya ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu tür durumlarda, aynı neviden veya farklı neviden fikrî içtima hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Doktrinde bu değişiklik, hedefte sapmanın artık bir yanılgı hali olarak değerlendirilmediği şeklinde açıklanmaktadır. Bu doğrultuda Türk ceza hukukunda hata, müstakil bir suç tipi olarak kabul edilmemekte; genellikle taksirli suçlar kapsamında değerlendirilmektedir. Özellikle teşebbüsün veya birden fazla neticenin gerçekleştiği hata halleri suçların içtimaı hükümleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmada hatanın Hanefî fıkhında benimsenen ayrımı esas alınmış ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki hata kavramıyla karşılaştırmasına yer yer değinilmiştir. Nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak yapılan analizlerde hem Hanefî fıkhının iç tutarlılığı hem de beşerî ceza hukukuna sağlayabileceği katkı ortaya konmuştur. Bu yönüyle çalışma, klasik fıkıh birikimini yer yer çağdaş hukuk düzenlemeleriyle karşılaştıran, İslâm ceza hukukunun ve Hanefî fıkhının özgün sorumluluk yapısını ortaya koyan teorik bir katkı sunmaktadır.Keywords : İslâm Ceza Hukuku, Hanefî Fıkhı, Adam öldürme, Hata, Fiilde Hata, Kasıtta Hata
ORIGINAL ARTICLE URL
