Moğolistan’da Bulunan Bir Türk Enstrümanı: Altay Arpı
Authors : Ekrem Kalan
Pages : 1-14
Doi:10.26650/iutd.1580933
View : 365 | Download : 243
Publication Date : 2025-07-04
Article Type : Review Paper
Abstract :Kültürün önemli unsurlarından birisi, duygu ve düşüncelerin notalar ve ezgiler vasıtasıyla ifadesi olan müziktir. Bu sebeple her kültürde olduğu gibi Türk kültüründe de müzik, müziğin icra edildiği enstrümanlar, ezgiler önemli bir yer tutmaktadır. Bilindiği gibi konar-göçer bir yaşam tarzına sahip olan İslam öncesi Türk devletleri ve topluluklarında sürdürülen bu yaşam tarzı, yazılı eserlerin yerine somut olmayan kültürel varlıklarının daha fazla ön planda olmasını büyük ölçüde zorunlu kılmıştır. Bu kültürel varlıklar somut olmasa bile mutlak suretle taşınabilir niteliktedir. Özellikle son yıllarda Moğolistan, Çin, Kazakistan ile Rusya Federasyonu’na bağlı Altaylar, Hakasya ve Abakan gibi bölgelerde Hun ve Göktürk dönemine ait kurgan ve anıt mezarlarda yapılan çalışmalar, İslam öncesi dönemde konar-göçer Türk halklarının kültürel yaşantısına dair çok kıymetli bilgileri bize sunmaktadır. Son dönemlerde yapılan bu arkeolojik çalışmalar sonucunda elde edilen verilere bakıldığında İslam öncesi dönemde yaşayan Türk boylarının sosyal ve kültürel hayatında müziğin önemli bir unsur olduğunu net bir şekilde görmekteyiz. Nitekim 2008 yılında güneybatı Moğolistan’daki Cargalant Hairhan denilen bir bölgede Göktürk Dönemine ait oldukları tespit edilen ve bir çoban tarafından tesadüfî bir şekilde keşfedilen mağaradaki buluntular arasında ok, yay, sadak, bıçak, eyer, ince demir zırh gibi çeşitli silah ve savaş aletlerinin dışında bu çalışmanın konusunu teşkil eden bir müzik aleti de yer almaktadır. Mağaradan çıkarılan bu müzik aletine daha sonraları Altay Arpı adı verilmiş olup, günümüze değin Avrasya’da bulunmuş olan müzik aletlerinin nadide örneklerinden birisini oluşturmaktadır. Altay Arpı, Avrasya coğrafyasında daha önceleri bulunan diğer arplardan farklı olarak, üzerinde çeşitli figür ve tasvirleri barındırmakla birlikte, yaklaşık 60 karakter ve 6 satırdan oluşan runik harfli Göktürkçe bir metin de taşıması yönüyle benzerlerinden kesin bir şekilde ayrılmaktadır. Başka bir deyişle Altay Arpı sadece bir müzik aleti olmanın ötesinde üzerine kazınmış tasvirler yönüyle sadece İslam öncesi Türklerin sanat ve estetik anlayışları hakkında değil, aynı zamanda yaşadıkları bölgelerin coğrafi özellikleri ile bu bölgelerde daha önce yaşamış canlılar hakkında da değerli bilgiler sunar. Yine üzerinde yer alan Göktürk harfli metin ise bu sahada çalışan çok sayıda Türkolog açısından muhteşem bir buluntu niteliğindedir. Burada dikkatimizi çeken başka bir husus ise, bu yazıtın bir müzik aleti üzerinde bile yer almasının toplumsal açıdan yazının İslam öncesi Türk toplumunda yaygın olarak kullanıldığına da delalet etmesidir. Bu husus da toplumun çeşitli katmanlarında yazının öğretiminin yapıldığı mekânlar yani okulların varlığı üzerine de düşünmemiz gerektiğinin altını çizmektedir. Yaklaşık 1500 yıl öncesine ait bu muazzam arp, Moğolistan ile Almanya arasındaki ikili antlaşmalar çerçevesinde Almanya’nın Bonn şehrinde gerçekleştirilen restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmaları neticesinde yeniden hayat bulmuştur. Rekonstrüksiyonuna dayanılarak, idealize edilmiş şekliyle bugün Moğolistan’da geleneksel bir Moğol enstrümanı olarak, asırlar öncesindeki görevini ifa etmekte olup, bozkırın en güzel ezgilerini günümüze taşımaktadır.Keywords : Moğolistan, Göktürk, Altay Arpı, Müzik, Türk Yazıtları
ORIGINAL ARTICLE URL
