- Dini Araştırmalar
- Sayı: 69
- Nazariyat ve Cihetleri: Yalçın Koç`un Felsefe Eleştirisi Bağlamında Bir Çözümleme
Nazariyat ve Cihetleri: Yalçın Koç`un Felsefe Eleştirisi Bağlamında Bir Çözümleme
Authors : Hakan Çoşar, Süleyman Dönmez
Pages : 177-204
Doi:10.15745/da.1757314
View : 167 | Download : 374
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu makale, Yalçın Koç’un düşünce sistematiğinde merkezî bir kavram olarak konumlanan “nazariyat”ı, kavramın köken anlamı ve Türk-İslâm düşüncesindeki yerini dikkate alarak, onto-epistemik bir çözümleme çerçevesinde yeniden inşa etmektedir. Çalışmanın temel iddiası, nazariyatın Batı dillerindeki “teori/kuram” kavrayışından ayrışarak, dili ve aklî tasnifleri aşan, “yüzü hakîkâte dönük tefekkür” niteliği taşıdığıdır. Bu ayrım, Koç’un fikriyat (logia) eleştirisi eşliğinde açımlanır: Fikriyat, zamanı ve olguları dilsel-zihinsel kurgular içinde sabitleyen bir indirgeme olarak tanılanırken, nazariyat bu kurgusal sınırların ötesine yerleşen görme/seyr imkânı olarak temellendirilir. Böylece “hak” ile “hakîkât” arasındaki ayrım, yalnızca olgusal gerçeklikle yetinmeyen, “hak olan”da “hakîkâtin izi”ni arayan bir düşünme ölçütü hâline gelir. Nazariyatın işleyişi, Koç’un dört cihet şeması üzerinden açıklanır: “bu/bu”, “bu/o”, “o/bu” ve “o/o”. Bu şema, nazarın (bakış/seyr) doğurduğu manzaraların dereceli bir hiyerarşisini verir. “Bu yoluyla bu” sözde bir bakma olarak yalnızca olgusal gerçekliklere götürür; “bu/o” ve “o/bu”, fikriyat yahut nazariyata dair fikriyatı çoğaltarak hakîkâtin izine kısmen yaklaşsa da, nihai ölçüyü vermez. Zirve nazar olan “o yoluyla o”, hak olanda hakîkâtin izini doğrudan idrâk etmeye matuftur ve Koç’un nazariyat tasavvurunda ölçü koyucu bir konuma sahiptir. Bu yapı, hem fikriyatın dil-akıl sınırlarına bağlı çoğul perspektiflerini hem de nazari seyrin gayr-i nisbî ufkunu aynı anda görünür kılar. Sonuç kısmı, bu nazari çerçevenin epistemolojik ve ontolojik sonuçlarını iki hat üzerinde toplar. Birincisi, nazariyat fikriyatın tasnif edici dil rejimini aşarak basit manzaranın doğrudan idrâkini mümkün kılar; bu, gönül/nefse dayalı aşkın idrâkle irtibatlandırılır. İkincisi, Koç’un Türk-İslâm tefekkür mirasını—özellikle birlik ilkesini—çağdaş felsefî tartışmalarla yeniden buluşturma girişimine kurucu bir zemin sağlar. Böylelikle nazariyat, yalnızca kavramsal bir ayrım değil; hak ile hakîkâti tefrik eden, idrâki dönüştüren ve felsefî eleştiriyi kendi kadim kaynaklarıyla irtibatlandıran bir yöntem önerisidir. Çalışma, Koç’un ilgili eserleri ve güncel ikincil literatür ışığında bu önerinin kapsamını ve imkânlarını tartışarak, ileride yapılacak disiplinlerarası uygulamalara bir başlangıç zemini sunar.Keywords : Türk-İslâm Düşüncesi, Yalçın Koç, Nazariyat, Fikriyat, Hak, Hakîkat
ORIGINAL ARTICLE URL
