- Eskiyeni
- Sayı: 59
- İslam Hukukunda Devletin Şer‘î Gelirleri ve Devletin Vergi Koyma Yetkisinin Hukuk Felsefesi Açısında...
İslam Hukukunda Devletin Şer‘î Gelirleri ve Devletin Vergi Koyma Yetkisinin Hukuk Felsefesi Açısından Tahlili
Authors : Salih Şahin
Pages : 1557-1583
Doi:10.37697/eskiyeni.1674584
View : 174 | Download : 411
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Amaç: Klasik dönem İslam hukukçuları nasslar ışığında devletin gelirlerini ve bu gelirlerin harcama alanlarını tespit etmişlerdir. Ancak her asırda farklı gelişmeler ile karşılaşan ve gün geçtikçe de zorunlu harcamaları artan modern devletin ihtiyaçlarının klasik dönem İslam hukukçularının ortaya koyduğu gelir kaynaklarıyla karşılanmayacağı da aşikârdır. Bu nedenle klasik literatürde belirlenen gelir kaynaklarının günümüz şartlarında yeniden ele alınması ve devletin yeni vergiler ihdas etme konusunda şer‘î açıdan yetki sahibi olup olmadığının tespiti önemli hale gelmiştir. Bu araştırmada, klasik dönem fakihlerinin ortaya koydukları devletin gelirleri ve bu gelirlerin harcama yerleri tahlil edilerek zamanla ortaya çıkan ve kamu maslahatı için önem arz eden ancak şer‘î gelirlerin yetmediği alanlardaki kamu hizmetlerinin yürütülebilmesi için devletin vergi koyma yetkisinin meşruiyetinin İslam hukuku açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Bu bağlamda İslam hukukunda vergi olgusuyla ilgili literatür taranmış; klasik ve çağdaş kaynaklara ulaşılmıştır. Elde edilen veriler güncel kavramlar ışığında analiz edilmiştir. İslam hukukunda devletin klasik gelirleri dışındaki bir verginin meşruiyetini savunanlarla karşı çıkanların görüşleri ve dayandıkları deliller karşılaştırmalı olarak tahlil edilmiş ve böylece bir sonuca ulaşılması hedeflenmiştir. Bulgular: İslam hukuku literatüründe vergi konusu bireysel mülkiyetin dokunulmazlığı ile devletin bekası arasında bir denge bağlamında ele alınmıştır. İslam hukuku literatüründe devletin nasslarla ortaya konmuş gelirlerinin zekât, ganimet, haraç, cizye ve gümrük vergileri olduğu ifade edilmektedir. Devletin bunların dışında bir vergi ihdas etmesi ise tartışmalıdır. Zira vergi, dokunulmaz haklardan biri olan bireysel mülkiyete müdahaledir ve bu da ancak şer‘î bir yetkiyle mümkündür. Bu nedenle bazı İslam hukukçuları sadece olağanüstü dönemlerde ilave vergilerin konabileceğini savunmuştur. Hukukçuların önemli bir kısmı ise İslam hukukunun genel ilkeleri ışığında toplumun genel maslahatını ve gelişen yeni şartları dikkate alarak yeni vergilerin meşruiyetini ifade etmiştir. Sonuç: İslam hukukunda tıpkı fertler gibi devletin kararlarının ve icraatlarının da şer‘î hüküm kaynaklarına dayanması gerekmektedir. Devletin en önemli yetkilerinden biri olan vergi toplama konusunda da durum böyledir. Klasik dönem İslam hukukçularının nasslar ışığında ortaya koydukları gelir kaynakları günümüzde devletin zorunlu hale gelen hizmetlerini karşılamaktan uzaktır. Günümüzde ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar ve şartlar dikkate alınarak devletin, adalet, hakkaniyet ve kamu maslahatı temeline dayanan ve İslam hukukunun temel ilkeleriyle çatışmayacak şekilde yeni vergiler koyma yetkisinin olduğunu ifade etmek mümkündür. İslam toplumunun bekası için zorunluluk arz eden bu tür bir verginin İslam hukukunun özenle koruduğu bireysel mülkiyetin dokunulmazlığının ihlali manasına gelmeyeceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla belirtilen şartlara bağlı olarak bir vergi düzenlemesi yapmak devlet için bir hak ve görev olduğu gibi mükellefler için de hukuki açıdan bağlayıcı bir tasarruftur.Keywords : İslam hukuku, Vergi, Zekât, Fey, Haraç, Cizye
ORIGINAL ARTICLE URL
