Mevlânâ Metafiziğinin Kurucu Kavramı Semâ‘: Hakikate Kulak Vermek
Authors : Mehmet Fatih Ünal
Pages : 176-196
Doi:10.58634/felsefedunyasi.1802664
View : 92 | Download : 227
Publication Date : 2025-12-15
Article Type : Research Paper
Abstract :Öz Batı felsefesi geleneği, hakikati; akıl, onun buyruğuna aldığı ilke ve yetiler ve bunları temel alan indirgemeci bir yaklaşımla ulaşılan neden-sonuç bağıntılarıyla kavramaktadır. Varolanların, duyu verileri, dil ile temsil edilişleri ve bu temsillerin mantıksal ilişkilere indirgenmeleri; hakikati tahrif etme pahasına onu ortaya çıkarma vasıtalarıdır. Bu yüzden Mevlânâ\\\'ya göre \\\'vasıtaları çoğaltmak\\\' ancak hakikat ile aramızdaki perdeleri çoğaltmak olacaktır. Descartes\\\'ın olgunlaştırdığı mekanik dünya anlayışı etkisi altındaki \\\'modern zihinler\\\' için ise bu perdeler, belki de artık tümüyle görünmez hale gelmiş ve modern gözlerin, hakikati tüm çıplaklığı ile görebilir olduğu zannı, hemen her coğrafyada galebe çalmıştır. Batı düşünü, modern ve modern sonrası denilen zamanlarda Goethe, Hölderlin, Nietzsche, Heidegger gibi birçok ağızdan yükselen çığlığı nihayet bir zamandır duyar hale gelmiştir. Tam bu noktada ârifler diyarının en önde isimlerinden biri olan Mevlânâ\\\'nın; bugünün terminolojisiyle konuşursak bambaşka bir ontoloji ve epistemolojinin yeniden keşfinin kapısı olduğunu sezinlemekteyiz. Mevlânâ\\\'nın, çığlığı duyulmaya başlanmış o Batılı ağızların bir izdüşümünü, 13. yüzyılda, çığlık atmadan, bir derviş sükunetinde terennüm etmesi, sezimizi haklı çıkarmaktadır. Bu makalede, poetik bir düşünce dünyasının, bugünkü terminoloji içinde felsefi örüntüsünü inşa etme nihai çabasına bir katkı olarak; kesinlikle var olduğunu iddia ettiğimiz bu örüntünün en temel kavramı olduğunu düşündüğümüz semâ\\\' kavramının ve kavramın dolayımının Mevlânâ\\\'nın temel eserleri üzerinden felsefizasyonu amaçlanmaktadır. Böylelikle, Mevlânâ\\\'nın \\\'aşk çalgıcısının onun çağında çaldığı semâ\\\'\\\'sının hakikate kulak verenler için nasıl bir metafizik raksa dönüştüğü serimlenerek, bu poetik düşünce denizinin metafizik kıta sahanlığı netleştirilmiş olacaktır. Çalışmamızın temel iddiasının dayandığı poetik düşünme ve bu sembolik dilin arkasında bir felsefe olduğuna dair alt iddialar, günümüz felsefesi çevrelerince yaygın olarak kabul görmemektedir. Buna rağmen bugünün modern veya analitik düşüncesinin kurucuları arasından özellikle Batı da aykırı sesler yükselmiştir. Yukarıda isimlerini andığım bu filozoflar, düşünme yöntemi ve hakikat arasında modern düşüncenin kurduğu ve dayattığı anlayışa karşıt olarak alternatif yolların olduğunu birkaç yüzyıldır düşünce dünyasıyla paylaşmaktadırlar. Bu yaklaşım, öteden beridir düşünce dünyamızda sadece hoş sohbetlerin mezesi olarak görülen kaynak eserlerimizin içerdiğini sandığımız felsefi arka planı modern gözlerimize görünür kılmanın kapısını aralamıştır. Modern düşünceye alternatif düşünme biçimlerinin olduğunu hatta hakikate ancak bu alternatif düşünme şekilleriyle ulaşabileceğimizi savunan bu görüşlerden faydalanarak öncelikle poetik dilin sembolik kavramlarının felsefi akisleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yine kültürümüzde yaygın olarak görülen poetik düşüncenin anlatım dili olarak kullanılan kıssaların felsefi düşüncede nereye karşılık geldiği gösterilmeye çalışılmıştır. Nihayet Mevlânâ\\\'nın Mesnevî\\\'sinden çıkardığımızı iddia ettiğimiz felsefi şablon içerisinde semâ\\\' kavramının insanın hakikat ile ilişkisinde merkezi bir yeri olduğuna dair düşüncelerimiz netleşmiştir. Düşüncemize göre, Mevlânâ semâ\\\' kavramının metafizik olarak insan ve hakikat arasındaki bağlantıyı kuran varoluşsal bir edim olduğunu düşünmektedir. Ona göre, semâ\\\', bugünkü anlamıyla müzik eşliğinde kendinden geçerek yapılan raksın çok ötesinde insanın kendi varoluşunu üstlenmesine olanak sağlayan en temel kavramlardan birisidir. Çalışmamızın semâ\\\' kavramı özelindeki bu sonucu düşünce dünyamızın kökleri açısında sadece denizde bir damla mesabesindedir. Çalışmanın sınırlarını aşacağından bu tek kavramla yetinilmiştir. Fakat bu kavramın felsefi pozisyonunun yeterince netleşmesinin kurucu kavram ve düşünme yöntemleri hakkında yapılacak çalışmalar açısından mütevazi bir başlangıç noktası olacağı tasarlanmaktadır. Müstakil bir medeniyete sahip olduğumuz düşüncesinin omuzlarımıza yüklemiş olduğu sorumluluğun gereğini yerine getirmek gayretiyle kendi medeniyetimizin poetik köklerinden kopup gelen kavramları bugünün felsefi dilinde anlaşılır kılmayı amaçlayan bu çalışma, bir felsefileştirme denemesi olarak umarız karşılık bulacaktır.Keywords : Mevlânâ, Semâ, Hakikat, Metafizik, Kulak verme
ORIGINAL ARTICLE URL
