مفهوم التعزير في الفقه السياسي دراسة مقارنة بمفهوم التقنين
Authors : Muhammer Nur HAMDEN
Pages : 207-232
Doi:10.52886/ilak.1194904
View : 28 | Download : 8
Publication Date : 2022-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Tazir kavramı, İslam hukukunun temel kavramlarından biridir. İslam hukukunda cezalar tazir cezaları ve haddler olmak üzere ikiye ayrılır. Haddler, bizzat Allah tarafından belirlenen cezalar iken tazir ise takdir etme yetkisinin hâkim ve kadıya bırakıldığı cezalardır. Tazir konusunda kadı ya da hâkim, bazı basit suçlarla ilgili affedebilme yetkisinden başlayan ve örneğin casusluk gibi önemli suçlarla ilgili idam cezası verebilmeye kadar varan geniş bir yetkiye sahiptir. Dolaysıyla tazir, İslam hukukunun belirlediği kurallar çerçevesinde kadı ve hâkime ceza takdiriyle ilgili geniş bir yetki alanı tanımaktadır. Bu kurallardan en önemlisi takdir etme yetkisini kullanan hâkimin İslam şeriatının genel maksad ve gayelerini bilen ve naslardan şeri hükümler istinbat etme yetisine sahip olan bir müctehid olmasıdır. Ancak zamanla ictihad etme niteliğine sahip olmayan kadılar görev başına gelmiş, bunlar da bazı basit suçlar için şiddetli cezalar ortaya koymak suretiyle bu yetkiyi kötüye kullanmışlardır. Hatta bazen tazir, yöneticilere muhalefet eden kişilerin öldürülmesi veya onlara eziyet edilmesine yönelik bir araç haline getirilmiştir. Bunun yanında zaman zaman bir beldede görev yapan birden fazla kadının aynı suçla ilgili olarak verdikleri cezalar farklılık göstermiş bu da ayrı bir zulüm sebebi olmuştur. Modern dönemde ise kanunlaştırma faaliyetleri hâkime tanınan bu geniş yetkiyi sınırlandırmış, suçlarla ilgili net cezalar öngörmüştür. İslam hukukunun kanunlaştırılmasına ilişkin bunu maslahat olarak görmek suretiyle destekleyenler ve Batı kaynaklı bir fikir olması sebebiyle reddedenler olmak üzere iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bu ihtilafa rağmen on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda İslam hukukunun kanunlaştırılması konusunda “Kânûnu’l-Arabî el-Muvahhad” gibi ve Osmanlı’nın son dönemlerinde medenî hukukla ilgili “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye” gibi bazı teşebbüsler olmuştur. Bu çalışmada, İslam hukuk bilginlerinin tazir kavramına yaklaşımları ve tazirle ilgili ortaya koyulan genel kuralların yanında tazirin tarihsel süreçteki gelişimi ve yöneticiler tarafından tazir yetkisinin kötüye kullanılması gibi hususlar ele alınmıştır. Ayrıca bu kavram Batı literatürüyle karşılaştırılarak onların kanunlaştırma ve tazir kavramlarına yönelik yaklaşımları ve İslam hukuk bilginlerinin kanunlaştırma faaliyetleriyle ilgili girişimleri incelenmiştir. Çalışmada tazir kavramının aslı itibariyle bir disiplin sağlama aracı olduğu ancak zamanla âlimler tarafından kapsamı genişletilerek caydırıcı ve engelleyici bir olguya dönüştüğü, sonrasında ise yavaş yavaş kanunlaştırma faaliyetleri ile ortadan kalktığı görülmüştür. Zira kanunlaştırma, hâkimlerin yetkilerini sınırlandırmak için uygun bir çözüm olmuştur. Ancak İslam hukukunun kanunlaştırılması başlarda hâkimleri büyük bir zorluğa itmiştir. Çünkü bazı cezayı hafifletici veya ağırlaştırıcı sebepler olmasına rağmen hâkimler kanun maddelerinin dışına çıkamadığı için bu tür durumları göz ardı etmek zorunda kalmışlardır. Daha sonra ise bu sıkıntının aşılması için suçlarla ilgili alt ve üst ceza sınırları belirlenmiş ve hâkimlere de suçlunun durumunu ve varsa hafifletici veya ağırlaştırıcı durumları göz önüne alarak bu iki sınır içerisinde takdir etme yetkisi verilmiştir. Böylelikle kanunlaştırma kavramının İslam hukukundaki tazir kavramına benzerliği görülmektedir.Keywords : İslam Hukuku, Kanunlaştırma, Kadı, Suç, Tazir
ORIGINAL ARTICLE URL
