- Turkish Academic Research Review
- Cilt: 10 Sayı: 4
- Olmak ve Bilmek: Dâvûd Kayserî’nin Görüşleri Üzerine Bir Değerlendirme
Olmak ve Bilmek: Dâvûd Kayserî’nin Görüşleri Üzerine Bir Değerlendirme
Authors : Selcan Nebioğlu
Pages : 1002-1014
Doi:10.30622/tarr.1778264
View : 108 | Download : 150
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Dâvûd Kayserî, XIV. yüzyılda yaşamış Ekberî mektebe mensup önemli bir mutasavvıftır. İbnü’l-Arabî’nin şârihlerinden olan Kayserî’nin -hem telifleri hem de şerhleriyle- Şeyh-i Ekber’in ontolojik ve epistemolojik görüşlerinin anlaşılmasında rolü çok büyüktür. Tasavvuf, felsefe ve kelam ilimlerine vâkıf olan Kayserî, Ekberî gelenekle sistemleşen vahdet-i vücûd düşüncesini, felesefî kavramlarla açıklamış ve savunmuştur. Kayserî’nin bizim açımızdan bir diğer önemli yönü Orhan Gazi zamanında İznik’te kurulan Osmanlı’nın ilk medresesine müderris olarak tayin edilmesidir. Böylece vahdet-i vücûd nazariyesi başta olmak üzere İbnü’l-Arabî’nin ve takipçilerinin fikriyatının Anadolu’da tanınmasına ve yayılmasına vesile olmuştur. Vahdet-i vücûd nazariyesine göre Hakk’ın vücûdundan başka bir vücûd yoktur. Kesret -çokluk- ise Vücûd-ı Hakk’ın tecellîleriyle zuhûra gelmektedir. Mevcûdâtın varlığı izafi bir varlık olup merâtibu’l-vücûd (varlık mertebeleri) içerisinde anlam kazanır. Buna göre, hakîkati itibarıyla varlık tektir ve mevcûd olarak isimlendirilen her şey aslında tek olan Vücûd’un farklı sûretlere bürünerek mertebeler halinde zâhir olmasıdır. Makalede Dâvûd Kayserî’nin varlık nazariyesi ve bu nazariyeye bağlı olarak şekillenen bilgi nazariyesinin incelenmesi ve müellifin “olmak ile bilmek” arasında kurduğu irtibatın ortaya konulması hedeflenmiştir. Tasavvufu konusu, metodu, ilkeleri ve mesâili olan bir ilim hem de ilâhi bir ilim olarak kabul eden Kayserî, bilmeyi olmaya bağlayarak tasavvufî bilginin kendisine mahsus özellikleriyle diğer ilimler arasında temayüz etmesine katkıda bulunmuştur. Kayserî’ye göre insanın bilginin hakîkatine vâsıl olması böylece Rabbini bilmesi mümkündür. Çünkü insan mertebesi, Vücûd’un zuhûr ettiği son mertebe olup varlık mertebelerinin hepsini kapsayıcı niteliktedir. İnsan bulunduğu son mertebeden hakîkati itibarıyla ait olduğu ilk mertebeye dönmek ister. İnsanın aslına dönüşü ilmî ve ahlâkî tekâmülüyledir. Dâvûd Kayserî, hakîki bilginin okuma ve araştırma süreçlerinin sonunda elde edilen bir bilgi olmadığı fikrini savunur. Ahlâken olgunlaşma neticesinde insanda mündemiç olanın açığa çıkması/çıkarılması halinde hakîki bilgiye ulaşmaktan söz edilebilir. Bu bilgiye nâil olmak için seyr ü sülûk gerekir. Seyr ü sülûk ile olgunlaşarak varlığın hakîkatine yaklaşan insan, bilginin hakîkatine de nâil olur.Keywords : Tasavvuf, Dâvûd Kayserî, Varlık, Bilgi, Hakîkat, Kemâl, İnsan.
ORIGINAL ARTICLE URL
