IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • BEÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi
  • Cilt: 12 Sayı: 2
  • İbadet-Ceza İlişkisi Bağlamında Kefâret Çeşitleri ve Zekâtın Kefâret Boyutu

İbadet-Ceza İlişkisi Bağlamında Kefâret Çeşitleri ve Zekâtın Kefâret Boyutu

Authors : Mustafa Özgür
Pages : 217-242
Doi:10.33460/beuifd.1766090
View : 53 | Download : 45
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu çalışmada kefaret konusu, ibadet-ceza ilişkisi bağlamında çeşitleriyle birlikte ele alınmaktadır. Ancak çalışmanın asıl hedefi, İslâm\\\'ın beş temel esasından biri olan zekât ibadetini yeni bir perspektiften değerlendirmektir. Geleneksel fıkıh yaklaşımı zekâtın nisabı, şartları ve müstahakları gibi hukuki boyutlarına odaklanmıştır. Ancak bu yaklaşım onun ekonomik sistem içindeki dönüştürücü rolünü tam olarak yansıtmamaktadır. Çalışma, zekâtın yalnızca mali ibadet ve sosyal yardım mekanizması değil, aynı zamanda sermayenin, ticaret veya üretim gibi aktif ekonomik faaliyetlerde kullanılmayıp üretken ekonomiden çekilerek âtıl bırakılmasıyla (kenz/iddihar) ortaya çıkan toplumsal zararı telafi etmeye yönelik bir \\\"kefâret\\\" olduğu tezini savunmaktadır. Dolayısıyla çalışma malın zekâtının verilip verilmemesinden ziyade, nisap miktarını aşan bir malın üretken ekonomiden çekilerek âtıl halde tutulması eylemini hedef almaktadır. Zekât bu âtıl bırakma eyleminin toplumsal maliyetinin telafisi olarak işlev görür. İslâm\\\'da ibadetler, yalnızca bireyin Allah ile kurduğu manevi bağı güçlendiren eylemler değil, aynı zamanda toplumsal düzen, adalet ve dayanışmayı sağlayan yükümlülüklerdir. Bu anlayış çerçevesinde bazı ibadetler, belirli ihlallerin telafisi amacıyla kefâret olarak düzenlenmiş; köle âzadı, oruç, sadaka ve kurban gibi ibadetler hem ceza hem de manevi arınma işlevi görmüştür. Çalışmada âtıl sermayenin ekonomik sistem üzerindeki olumsuz etkileri analiz edilmiştir. Piyasadan çekilen mali varlıklar, paranın dolaşım hızını yavaşlatarak likidite ve yatırımların azalmasına, ticari faaliyetlerin durgunlaşmasına ve üretim kapasitesinin verimli kullanılamamasına neden olmaktadır. Bu durum istihdam üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, para arz-talep dengesini bozarak ekonomik büyümeyi sekteye uğratmaktadır. Âtıl sermaye en büyük zararı ise toplumun yoksul kesimlerine vermektedir. İslâm iktisadı ve fıkıh literatüründe zekât genellikle sosyal adalet ve ekonomik kalkınma bağlamında ele alınmasına rağmen, onun kefâret boyutu yeterince tartışılmamıştır. Bu eksiklikten hareketle çalışma, sermayenin ekonomik döngüden çekilerek âtıl bırakılmasının bedeli olarak zekâtın kefâret niteliği taşıyabileceği tezini tartışmaktadır. Çalışmada kavramsal analiz ve mukayeseli araştırma yöntemi izlenmiştir. İbadet ve kefâret kavramlarının etimolojik kökenlerinden başlanarak, farklı kefâret türleri sistematik olarak tahlil edilmiştir. Bu karşılaştırmalı analiz sonucunda, kefâretin özünde çift yönlü yaptırım mekanizması barındırdığı tespit edilmiştir: Bir yandan işlenen ihlale karşılık gelen ceza niteliği taşırken, diğer yandan manevi arınma sağlayan ibadet kimliğine sahiptir. Bu tespit ışığında, zekâtın da benzer şekilde ibadet yönünün yanında üretken ekonomiye katılmayan âtıl sermayeye yönelik kefâret mahiyeti taşıdığı sonucuna varılmıştır. Hz. Peygamber\\\'in \\\"malı olan bir yetime velilik yapan kimse, o malı ticaret için kullansın ve zekât onu tüketene kadar öyle bırakmasın\\\" uyarısı bu iddiayı desteklemektedir. Zekâtın, âtıl sermayeden her yıl pay alarak onu tüketme işlevi, sermaye sahibini yatırım yapmaya teşvik eden ekonomik bir baskı unsuru niteliği taşırken; toplanan meblağın ihtiyaç sahiplerine aktarılmasıyla toplumsal zararı telafi eden sosyal adalet mekanizması olarak işlev görür. Zekâtın kefâret boyutunun en güçlü kanıtlarından biri de İslâm devletinin zekât vermeyenlere müdahale etme yetkisine sahip olmasıdır. Hz. Ebu Bekir\\\'in \\\"zekât vermeyenlerle savaşırım\\\" beyanı, zekât vermemenin sadece bireysel günah değil, topluma zarar veren eylem olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Bu durum, âtıl sermayenin toplumsal zararının o denli ciddi görüldüğünü ortaya koymaktadır. Sonuç olarak zekât, sadece fakirin hakkını gözeten bir ibadet değil, sermayenin toplumsal sorumluluğunu hatırlatan, onu ataletten üretime yönlendiren ve bu ihmalin kefâretini toplumun faydasına dönüştüren bütüncül bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. Zekâtın ekonomik teşvik mekanizması olarak işlev görmesi, servet sahiplerini en azından ödedikleri zekât kadar kâr getirecek yatırımlar yapmaya sevk etmektedir. Bu durum bireyin servetini koruyup nemalandırırken toplumu da âtıl sermayenin mahrumiyetlerinden korumaktadır.
Keywords : Fıkıh, Ceza, Kefâret, Zekât, Âtıl Sermaye

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026