- Bitig Edebiyat Fakültesi Dergisi
- Sayı: Mevlevilik GeleneÄi ve Vefatının 475. Yılında MuÄlalı İbrahim Åâhidî (1470-1550) Özel Sayısı Özel Sayı
- Muğlalı Şâhidî Dede Döneminde Ege Bölgesi, Afyonkarahisar ve Muğla’da Mevlevîlik
Muğlalı Şâhidî Dede Döneminde Ege Bölgesi, Afyonkarahisar ve Muğla’da Mevlevîlik
Authors : Nuri Şimşekler
Pages : 138-152
Doi:10.69787/bitigefd.1634925
View : 50 | Download : 45
Publication Date : 2025-04-28
Article Type : Research Paper
Abstract :Mevlevîlik henüz Mevlâna döneminde kurumsallaşmamış, ancak vefatının hemen ardından İslâmî ana kaynaklarla birlikte Mesnevî okumaları, semâ meşki, geleneksel san’atlar, mûsıkî, meslek edinme ve âdab-erkân eğitimi ile bir ‘medeniyet okulu’ şeklinde teşekkül olunmuştur. Mevlevîlik mimari olarak da özgün bir yapı sistemine sahip olup 140 kadar Mevlevîhâneler ile özellikle XV ve XVI. yüzyıllardan itibaren itibaren Anadolu, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Arap yarımadasında etkin olmuş âdeta Osmanlı Medeniyetinin ana harcını oluşturmuştur. Osmanlı öncesi Selçuklular, Konya bölgesi özelinde Karamanlılar, diğer Anadolu Beylikleri henüz Mevlâna döneminde, Mevlevîlik adında bir oluşum kurulmamışken Mevlâna ve ailesine büyük önem vermiş, aile fertlerini şehirlerinde konuk etmişlerdi. Mevlâna’nın sadece Afyonkarahisar’a ve Karaman’a, oğlu Sultan Veled’in Aksaray, Karaman, Kayseri, Kütahya, Afyonkarahisar’a, onun oğlu Ulu Ârif Çelebi’nin Kayseri, Tokat, Amasya, Sivas başta olmak üzere Anadolu’nun birçok kenti ile birlikte Ege Bölgesinde Afyonkarahisar, Denizli (Lâzıkıyye), Burdur, Isparta, Muğla (Menteşe), Kütahya ve çevrelerini ziyaretleri sonucu Mevlevîlik kültürünün ilk tohumları atılmıştı. Zaman içerisinde özellikle Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatunun Germiyanoğulları’na gelin gitmesinin ardından onun soyundan gelen Dîvâne Mehmed Çelebi’nin ‘Hz. Mevlâna torunu” olması, ‘Germiyanoğulları sülalesinden’ gelmesi ve daha da önemlisi ceddi Ulu Ârif Çelebi gibi çok gezmesi ve teşkilatlandırma konusunda yetenekli olması nedeniyle hemen hemen tüm Ege Bölgesi ve henüz 25 yıl kadar önce fethedilen İstanbul’da dahi ardı ardına Mevlevîhâneler açılmaya başlanmıştır. Bu dönemin kasabalara, köylere kadar yayılan ve birçoğunun isminin literatürde bile adı geçmediği Mevlevî zâviyeleri, Dîvâne Mehmed Çelebi’nin faaliyetleri, bölgenin Mevlevî hareketliliği konusunda tek kaynak diyebileceğimiz Şâhidî Dedenin Gülşen-i Esrâr adlı eseri âdeta anılan yüzyılların Ege Bölgesi ‘Mevlevî Teşkilâtlanması’ ve ‘Mevlevî hareketleri’ni gözümüzün önüne sermektedir. Bu yazıda, konu ile ilgili ana kaynak diyebileceğimiz Gülşen-i Esrâr adlı eseri de değerlendirerek, diğer kaynaklardan Afyonkarahisar, Muğla ve genel olarak Ege Bölgesi’ndeki ilk Mevlevî izleri ile birlikte XVI. Yüzyıldaki bölgenin durumu aktarılmaya çalışılacaktır.Keywords : Mevlevîlik, Şâhidî Dede, Dîvâne Mehmed Çelebi, Afyonkarahisar, Muğla, Ege Bölgesi
ORIGINAL ARTICLE URL
