- Din ve Bilim - Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi
- Cilt: 8 Sayı: 2
- Kur’ân Merkezli İslâm Anlayışı Üzerine George Tarâbîşî’nin Yaklaşımı
Kur’ân Merkezli İslâm Anlayışı Üzerine George Tarâbîşî’nin Yaklaşımı
Authors : Davut Tekin
Pages : 317-343
Doi:10.47145/dinbil.1759960
View : 71 | Download : 51
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :19. yüzyılın sonlarında, özellikle Hint alt kıtası ve Mısır merkezli entelektüel hareketlilik, İslâm düşüncesinde köklü bir dönüşüm sürecinin fitilini ateşlemiş; bu süreçte “Kur’ân merkezli İslâm” veya yaygın kullanımıyla “Kur’ân İslâm’ı” söylemi, modern Müslüman zihinlerde derin bir tartışma alanı yaratmıştır. Bu söylem, klasik dönemde mutlak otorite olarak kabul edilen hadis ve sünnet anlayışını yeniden sorgulamaya açmış, bununla birlikte sadece epistemolojik ve metodolojik değil teolojik düzeyde de ciddi kırılmalara yol açmıştır. Kur’ân İslâm’ı yaklaşımı, Kur’ân’ı tek ve aslî referans noktası olarak kabul ederken, hadisleri ve tarihsel yorumları ikincil kaynaklar veya bağlamsal açıklamalar olarak konumlandırma eğilimindedir. Bu yaklaşım, modern dönemde yükselen rasyonalist ve eleştirel düşünce biçimlerinin İslâm düşüncesi üzerindeki etkilerinden bağımsız düşünülemez. Bu makalede, George Tarâbîşî’nin (ö. 2016) Kur’ân-sünnet ilişkisine dair yaklaşımı tarihsel arka plan, felsefî dayanaklar ve usûl-i fıkıh metodolojisi çerçevesinde sistematik biçimde incelenmiş; Kur’ân İslâm’ı söyleminin imkân ve sınırlılıkları eleştirel bir perspektifle değerlendirilmiştir. İncelemenin eksenini, ilk etapta gazete yazılarında başlayan ve sonrasında reddiye türü müstakil çalışmalara evrilen entelektüel tartışmalar oluşturmaktadır. Bu tartışmalar iki Arap düşünce insanı Muhammed Âbid el-Câbirî (ö. 2010) ve George Tarâbîşî arasında cereyan etmiştir. Tarâbîşî ilkin doğduğu toprakların (Suriye ve İslâm Dünyası) kültürel birikimini keşfetmiş ve kendi beyanıyla ona bu keşfi sağlayanın Muhammed Âbid el-Câbirî olduğunu ifade etmiştir. Çalışmada, Tarâbîşî’nin bu bağlamda ortaya koyduğu epistemolojik ve teolojik argümanlar bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Tarâbîşî’nin dikkat çekici analizlerinden biri de Mâlik b. Enes’e dair değerlendirmesidir. Tarâbîşî’ye göre Mâlik, Kur’ân ile hadis arasında çelişki gördüğünde bu çelişkiyi uzlaştırma yönüne gitmemiş; çoğu zaman Kur’ân’ı öncelemiş ve rivâyetleri te’lif etmek yerine Kur’an merkezli yorumu tercih etmiştir. Onun, hadis karşısında Kur’ân merkezli bir tavır sergilemesi, Tarâbîşî açısından “göreceli bir özgürlük” olarak okunmuştur. Ancak bu özgürlük, sistematikleşmediği ve kuramsal bir temel kazanmadığı için sürdürülebilir olmamış, yerini kısa süre sonra gelen rivâyet merkezli paradigmalara bırakmıştır. George Tarâbîşî, Kur’ân İslâm’ından Hadis İslâm’ına adlı eserinde, Şâfiî ile kurumsallaşan hadis merkezli din anlayışını eleştirel bir zeminde tartışmakta ve Kur’ân’ı mutlak referans noktası kabul eden bir epistemolojik yeniden inşa çabası ortaya koymaktadır. Tarâbîşî’ye göre Şâfiî, yalnızca sünneti Kur’ân’a tabi kılmakla yetinmemiş; onu Kur’ân gibi bir vahiy formu olarak kabul ederek, sünnetin Kur’ân’ı neshedebileceği fikrini sistemleştirmiştir. Bu durum, vahiy kategorisinin genişletilerek rivâyet merkezli dinî bilgi üretiminin önünü açmış ve eleştirel aklın alanını daraltmıştır. Şâfiî’nin bu yaklaşımı, ilerleyen dönemlerde Ehl-i Hadîs’in ilmî ve kurumsal zaferiyle taçlanmış; rivâyete dayalı bilgi, Kur’ân merkezli yorumu neredeyse tümüyle gölgede bırakmıştır. Bu tarihsel zafer, Tarâbîşî’ye göre, İslâm düşüncesinde akıl ve te’vilin değil, rivâyet ve taklidin epistemolojik önceliğe yerleştirilmesinin başlangıç noktası olmuştur.Keywords : Hadis, Kur’ân Merkezli İslâm, George Tarâbîşî, Muhammed Âbid el-Câbirî, İslâm Düşüncesi
ORIGINAL ARTICLE URL
