- Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 30 Sayı: 2
- Dârimî’nin Sünen’inde Şiîlikle İtham Edilen Hocaları ve Rivayetleri
Dârimî’nin Sünen’inde Şiîlikle İtham Edilen Hocaları ve Rivayetleri
Authors : Musa Erkaya, Emine Yakar
Pages : 193-214
Doi:10.58568/firatilahiyat.1744424
View : 136 | Download : 76
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahmân b. el-Fazl ed-Dârimî 181/797 senesinde bugünkü Özbekistan’ın Semerkant şehrinde dünyaya gelmiştir. Eğitimine dönemin önemli bir ilim merkezi olan Semerkant’ta başladığı tahmin edilmektedir. Daha sonra başta Horasan bölgesi olmak üzere Hicaz, Mısır, Şam, Irak ve Kûfe’ye hadis öğrenimi için seyahatler yapmıştır. Buralarda Muhammed b. Yusuf el-Firyâbî, Muhammed b. Selâm el-Bîkendî, Haccâc b. Minhâl, Nadr b. Şümeyl, Hâlid b. Mahled, Yezîd b. Hârûn ve Affân b. Müslim gibi âlimlerden ilim tahsil etmiştir. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, Bakî b. Mahled, Ebû Hâtim ve Ebû Zür‘a er-Râzî gibi pek çok meşhur âlim de onun öğrencileri arasında yer almaktadır. O, 255/869 yılında günümüzde Türkmenistan’ın bir şehri olan Merv’de vefat etmiştir. Aynı zamanda iyi bir cerh ve ta‘dîl âlimi olan Dârimî’nin bilinen ve günümüze ulaşan tek eseri es-Sünen’dir. Eser aynı zamanda bilinen Sünen’lerin en eskisidir. Eserde yer alan 3546 (üç bin beş yüz kırk altı) hadisin çoğu merfû‘ niteliktedir. Genel kabule göre Kütüb-i Tis‘a’nın yedinci kitabı olan es-Sünen, ihtiva ettiği hadislerin çok azının zayıf olması ve âlî isnadlı rivayetleri içermesi sebebiyle bazı âlimler tarafından İbn Mâce’nin es-Sünen’i yerine Kütüb-i Sitte’nin altıncı kitabı olmaya daha uygun görülmüştür. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Dârimî, es-Sünen’inde yer verdiği hadisleri 219 (iki yüz on dokuz) farklı hocasından rivayet etmiştir. Hocalarının büyük çoğunluğu hadis otoriteleri tarafından güvenilir ve ehil bulunmuştur. Çok az bir kısmı çeşitli gerekçelerle tenkide maruz kalmıştır. İşte bu gerekçelerden birisi de Şiîlik iddiasıdır. Tespitlerimize göre Dârimî’nin 8 (sekiz) hocası çeşitli düzeylerde Şiîlikle itham edilmiştir. Bunlar; Fazl b. Dükeyn, Ubeydullah b. Mûsâ el-Absî, Halid b. Mahled, İsmail b. Ebân el-Ezdî, Mâlik b. İsmail en-Nehdî, Abdullah b. Ömer b. Ebân el-Kûfî, Abdurrahman b. Sâlih el-Ezdî el-Atekî ve Amr b. Hammâd el-Kannâd’dır. Konuya dair ne Arapça ne de Türkçe literatürde bir çalışma mevcut olması bizi böyle bir inceleme yapmaya sevk etmiştir. Çalışmamızın hedefi, ortaya atılan ilgili iddia ve ithamların ne kadar isabetli olduğu ve bu hocalardan alınan rivayetlerde Şiîlik meylinin olup olmadığını tespit etmektir. Bu bağlamda öncelikle adı geçen sekiz hoca ile ilgili olarak cerh ve ta‘dîl kitaplarında yer alan lehte ve aleyhteki görüşlerin tespit ve tahlili yapılmıştır. Daha sonra, ilgili hocaların es-Sünen’de yer alan rivayetleri tek tek ele alınarak gerek içerisinde yer aldığı bölüm ve bab bakımından gerekse metni ve muhtevası bakımından Şiîlik emaresi taşıyıp taşımadığı araştırılmıştır. Bu cümleden olmak üzere mezkûr sekiz hocadan beşi hakkında ağırlıklı olarak sika ve sadûk değerlendirmesi yapılmıştır. Geriye kalan üç hocadan Sünen’de 79 (yetmiş dokuz) rivayeti bulunan Ubeydullah b. Mûsâ el-Absî ve sadece 1 (bir) rivayeti bulunan Abdurrahman b. Sâlih el-Ezdî el-Atekî hakkında “aşırı, fanatik” anlamında “muhterik şiî” ifadesi kullanılmıştır. Yalnız 1 (bir) rivayeti bulunan Amr b. Hammâd hakkında ise “râfizî” ithamında bulunulmuştur. Teşeyyu‘, birçok âlime göre, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in üstünlüğünü kabul etmekle birlikte, Hz. Ali’yi Hz. Osman’dan fazilet bakımından üstün görme ve Hz. Ali’yi mücadelesinde haklı bulma olarak tanımlanmıştır. Şîa’nın bir mezhep olarak oluşumu nispeten daha geç bir döneme denk geldiği için H. ilk üç asırda teşeyyu‘ ile itham edilen râvilerin hiçbirisinin mezhepsel anlamda “Şiî” olarak tavsifi imkân dâhilinde değildir. Zira bu dönemdeki Şiîlik ithamları öncelikle, râvilerin Hz. Ali ve Hz. Osman arasındaki üstünlük tartışmalarında taraf olmaları ve Hz. Ali’nin halifelik hakkının gasp edilmesine tepki duymaları gibi sebeplere dayanmaktaydı. Ayrıca râvilerin Hz. Ali’nin savaşlarında haklı olduğunu düşünmeleri ve Ehl-i Beyt merkezli hareketlere maddî manevî her anlamda destek vermeleri diğer sebepler arasında sayılmaktadır. Bundan dolayıdır ki başta Ubeydullah b. Mûsâ, Abdurrahman b. Sâlih el-Atekî ve Amr b. Hammâd olmak üzere Dârimî’nin Şiîlikle itham edilen hocalarının dâî/propagandist konumunda olmadıklarını ve onlardan aldığı rivayetlerin, kendilerinin şahsî kanaatlerini yansıtmadığını söylememiz mümkündür. Dolayısıyla, Dârimî’nin, adı geçen hocalarından aldığı toplam 355 (üç yüz elli beş) rivayetin- ki bu, toplam rivayetin %10’una tekabül etmektedir- hiç birisinde Şiîlik emaresi tespit edilememiştir.Keywords : Hadîs, Dârimî, es-Sünen, Şiîlik, Teşeyyu‘, Kütüb-i Tis‘a
ORIGINAL ARTICLE URL
