- Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Issue:PROF. DR. EÅREF BUHARALI ÖZEL SAYISI Special Issue
- BİR ORTA ÇAĞ MAHKEMESİ: AFŞİN’İN YARGILANMASI
BİR ORTA ÇAĞ MAHKEMESİ: AFŞİN’İN YARGILANMASI
Authors : Emre Ömür
Pages : 73-90
Doi:10.53718/gttad.1538167
View : 78 | Download : 84
Publication Date : 2024-11-24
Article Type : Research Paper
Abstract :Abbâsî Hilafetinde görev alan önemli isimlerden Afşin (Haydar b. Kâvûs), katıldığı askerî faaliyetlerle adını tarihe yazdırmayı başarmış muzaffer bir komutandır. Afşin’in nesebi hakkında çeşitli görüşler olmakla birlikte, onun hakkında asıl merak edilen husus neden öldüğüdür. Zira uzun süre başarıyla hizmet ettiği Abbâsî Halifesi Mu’tasım tarafından tutuklanması, yargılanması ve yaklaşık bir sene hapiste kaldıktan sonra vefat etmesi birtakım şüpheleri daima beraberinde getirmiştir. Gençliğini Üsrüşene’de geçiren, babasıyla anlaşmazlık yaşadıktan sonra Bağdat’a gelen, Abbâsîlere iştirakinden sonra hilafet adına önemli faaliyetlere katılan Afşin, merkezdeki otoritesini günden güne arttırmıştır. Hilafet merkezinde elde ettiği gücü genişletmek arzusunda olan Afşin için en uygun yer Horasan gibi görünürken valilerin yarı bağımsız liderler gibi hareket etmeleri Türk komutanın bu husustaki arzularını kamçılamıştır. Ancak bu süre zarfında Afşin’in karşısına çıkan en büyük engel, kendisi henüz Irak’a gelmeden Abbâsî Hilâfetinde yerleşmiş olan bürokratik sistem olmuştur. Bu sistemin en önemli parçalarından olan ve Afşin’in planlarını akamete uğratan Horasan Valisi Abdullah b. Tahir, onun tutuklanmasında öncü rol oynamıştır. Halifeye suikast iddiasıyla tutuklanan Afşin, tamamı Abdullah b. Tahir’in yanlısı olan mahkeme heyetinin bir araya gelmesiyle yargılanmaya başlamıştır. İki Soğdlu adamın kırbaçlaması, küfür ifadeleri ihtiva eden bir kitabı olması, murdar et yediği, Üsruşene halkının kendisine gayri İslamî şekilde hitap etmesine izin vermesi, Mâzyâr b. Kârîn’i isyana teşvik etmesi ve sünnetsiz olduğu iddialarından mahkeme karşısına çıkmış, iddiaların hepsine tek tek yanıt vermiştir. Afşin’e mahkemede yöneltilen soruların hemen tamamı dinî yargılar içermektedir. Siyasî suçlamayla tutuklanan bir adamın mürtedlikle itham edilmesi, mahkemedeki heyetin niyetini açıkça göstermektedir. Afşin herhangi şekilde dinden dönme suçlamasıyla tutuklanmamış, tutuklandığı suçlardan ise yargılanmamıştır. Şüphe yok ki buradaki tutarsız tavır, Abbâsî bürokrasisinin yüzleşmek istemediği Türk komutanların yükselişine engel olmamıştır. Afşin sonrası ortaya çıkan güç boşluğu yine Türk komutanlar tarafından doldurulmuş, özellikle Halife Mu’tasım sonrası Türkler idarede kontrolü bütünüyle ele almışlardır. Elbette bu süreçte yaşananlar yalnızca Üsrüşene’den Bağdat’a göç eden ve orada hayatını kaybeden sıradan bir adamın tarihi değildir. Afşin’in yaşamı, bir orta çağ öyküsüdür. Onun yaşamı asırlar boyunca devam edecek olan Irak’ta Türk mevcudiyetinin simgesidir. Zira Afşin, İslâm hilafetinde görev yaptığı süre zarfında elde ettiği zaferlerle kendisinden sonra Abbâsîlerde görev yapan çok sayıda Türk soylu kimseye örnek teşkil etmiştir. İşte tam da bundan dolayı gerek ilk siyasî faaliyetleri gerekse mahkeme sürecinde yaşadıklarına dair tüm kayıtlar tarihçi açısından sonraki dönemi anlamak açısından oldukça faydalı bilgiler sunmaktadır. Biz bu çalışmada, Afşin’in Abbâsî Hilafetindeki faaliyetleri, neden tutuklandığı ve kendisine yöneltilen suçlamalara nasıl cevap verdiği gibi sorulara yanıt arayarak Hilafet sancağı altında görev yapmış muzaffer bir komutanın hikâyesini mahkeme süreci üzerinden aktaracağız.Keywords : Afşin Haydar b Kâvûs, Bâbek el Hürremî, Abbâsîler, Mutasım, Irak Türkleri, Üsrüşene
ORIGINAL ARTICLE URL
