- Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Issue:PROF. DR. EÅREF BUHARALI ÖZEL SAYISI Special Issue
- TÜRK DEVLET HAYATINDA TÖRE-YASA
TÜRK DEVLET HAYATINDA TÖRE-YASA
Authors : Saadettin Yağmur Gömeç
Pages : 1-10
Doi:10.53718/gttad.1562201
View : 161 | Download : 96
Publication Date : 2024-11-24
Article Type : Research Paper
Abstract :Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. Böyle olunca kendi cinsinden canlılarla içtimai bir hayat kurmak zorundadır. Bu da beraberinde siyasi ve sosyal dayanışmayı getirir. Belli bir coğrafyanın üzerinde insanların teşkilatlanarak kurdukları bağımsız yapıya ise, herkesin bildiği gibi devlet denmektedir. Şüphesiz dünyadaki bütün cemiyetlerde olduğu üzere eski Türk ilinde de devlet yapısının sistemli bir şekilde yürüyebilmesi için devlet ve fert ilişkilerini belirleyen kanunlara ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü nizamdan, kişiler arasındaki saygı, hak ve hukuktan yoksun bir topluluk ya da devlet düşünülemez. Türk devlet felsefesinin ilkelerinin belirlendiği Kutadgu Bilig’te Yusuf Has Hacib adalet, yasa, doğruluk ve dürüstlüğün devletin temeli olduğunu belirtir. Devlet ve toplum hayatının direği durumundaki töreyi yaymak ve düzeltmek Türk kaganlarının en belli-başlı vazifelerinden birisidir. Eski Türk devletinde tahta çıkan her hakan yasalardan ayrılmayacağı ve adaleti hâkim kılacağına dair yemin etmiştir. Yasalar mantıksız gibi görünse de bunlara karşı gelmek imkânsızdır. Eski Türk yazıtlarına baktığımızda, Türk töresi halka ve gelecek nesillere bilhassa anlatılmaktadır. Kanun manasına gelen töreye sıkıca bağlılık ve kurulu düzenin bozulmamasına gayret edilmesi, eski Türk düşüncesinde dikkat çeken bir husustur. Türk düşüncesinde törenin yani yasaların bozulması neredeyse kıyametle eş tutulmuştur. Toplum ve devletin kurulu düzeninin devam edebilmesi yasalara bağlılığı gerektirir. Bununla birlikte Türk milleti kanunlarını yazılı olarak saklamadıysa da, asırlardan beri gelen töre hükümleri herkes tarafından bilinmekte ve kayıtsız-şartsız uyulmaktadır. Toy, düğün-dernek, kurultay veya kengeş denilen meclislerde alınan kararlar kanun hükmünde sayılıp, bağlayıcıdır. Yine Türk tarihinin çeşitli dönemlerinde mesela Bulgar beyi Kurum Han, Fatih, Babur, Kanuni Sultan Süleyman’ın yasalar dikte ettirmeleri gibi, keza 18. asra ait haberler veren kaynaklardan öğrendiğimize göre, Kazak beylerinden Tavka (veya Tevke) Han tarafından düzdürülen ve adına “Ceti Cargı” (Yedi Yasa) denilen bir kanunlar toplamasının da olduğunu bilmekteyiz. Bütün bunlardan çıkan netice, geleneğin bozulmadan sürdüğüdür. Her ne kadar Türk devletinde tek söz sahibi olarak hükümdar görülüyorsa da, kurultayın kararları bağlayıcıdır ve kaganın bile bunları değiştiremediğine zaman zaman Türk tarihinde şahit olmaktayız. Törelere aykırı davrananlar en şiddetli biçimde cezalandırılırlardı. Dolayısıyla insanlar, tarihte bir arada yaşamaya başladıklarından itibaren toplum içerisinde nasıl davranılacağı ve hangi kaidelere uyulacağını birtakım kurallarla belirlemeye çalışmıştır. Bu sebepten insanoğlunun yaradılışından beri belki değişmeyen bazı ilkeler söz konusu ise de, günümüzde pek çok şeye çağın ihtiyaçlarıyla birlikte farklı bir anlam yüklenmiştir. Medeniyet dünyasının bir üyesi olan Türkler de geçmişten zamanımıza kadar kendi milli bünyelerine uygun kanunlar çerçevesinde içtimai yapılarına yön vermişlerdir. İşte tarihteki Türklerin sosyal hayatlarını düzenleyen ve yazıya aktarılmamış bu kanunlara “töre” (törüg) dediklerini biliyoruz. Biz de bu yazıda devlet olmanın gerekleri arasında sayılan yasa/töre kavramı üzerinde durmaya çalışacağız.Keywords : Yasa, Ceza, Sosyal Hayat, Türk Kültürü
ORIGINAL ARTICLE URL
