IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Harran İlahiyat Dergisi
  • Sayı: 54
  • “Helâller Bellidir, Haramlar Bellidir…” Hadisi Bağlamında Müştebihât Kavramına Yönelik Fıkhî Yaklaşı...

“Helâller Bellidir, Haramlar Bellidir…” Hadisi Bağlamında Müştebihât Kavramına Yönelik Fıkhî Yaklaşımlar

Authors : Abdurrahman Caner
Pages : 124-145
Doi:10.30623/hij.1730849
View : 145 | Download : 130
Publication Date : 2025-12-15
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu çalışma “Helâller bellidir, haramlar bellidir, bu İkisinin arasında müştebihât vardır…” hadisinde geçen “müştebihât” kavramına yönelik fıkhî yaklaşımları konu edinmektedir. Bilindiği üzere İslâm hukukunun iki önemli teşrî kaynağından biri Kur’an diğeri ise sünnettir. Kur’an, Allah kelamı olması yönüyle teşrîde birinci sırada yer almıştır. Sünnetin teşrîdeki yeri ise, Hz. Peygamber’in ahlâkî örnekliği, tebliğ ve beyan görevleri ile ona itaati emreden âyetler çerçevesinde şekillenmiştir. Bunun yanında Hz. Peygamber’in söz ve uygulamaları, sahâbe ve tâbiîn neslinin tutum ve davranışları, sünnetin teşrî hiyerarşisinde ikinci sırada bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur. Alimler buradan hareketle Hz. Peygamber’in sünnetini ve onun bir parçasını oluşturan hadisleri önemsemiş, bilhassa ahkâm hadisleri üzerinde ayrıca durmuşlardır. Fert ve toplum hayatını doğrudan etkileyen ve aynı zamanda ahkâm bildiren hadislerden biri de bahse konu olan hadistir. Bu hadis, dört farklı kanaldan ve on bir ravi tarafından nakledilmiş, hadis müellifleri tarafından, sahih ve meşhur seviyesinde kabul edilmiştir. Fâkihler bu hadisi, İslâm dininin ana umdelerini belirleyen üç hadisten biri olarak zikretmiş, temel ölçütleri belirlemesi, helâl ve harama açıklık getirmesi ve aynı zamanda bu iki sınır arasında kalan hususlarla ilgili takip edilmesi gereken yolu göstermesi bakımından oldukça önemsemiş ve fıkıh eserlerinde sıklıkla ona yer vermişlerdir. Hadis, klasik fıkıh eserlerinde başta alışveriş olmak üzere muâmelâtın farklı alanlarıyla bağlantılı olarak ele alınmış ve işlenmiştir. İlgili eserlerde, müştebihât kavramı temelinde şüphenin üç boyutuna vurgu yapıldığı; haram olduğu bilinen bir şeyin şüpheyle helâle, helâl olduğu bilinen bir şeyin ise şüpheyle harama dönüşmeyeceği, müştebihâtın esasen helâlliği veya haramlığı baştan itibaren şüpheli olan alanlara yönelik olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda, literatürde üç temel eğilimin öne çıktığı belirlenmiştir. Müştebihât alanını haram kapsamında kabul edenlerin, sedd-i zerâi ve ihtiyat açısından meseleye baktıkları müşahede edilmiştir. Müteahhir ulema ile bazı Hanefîlerin bu görüşü destekledikleri görülmüştür. Müştebihât alanını helâl kapsamında değerlendirenlerin, “Eşyada asıl olan mubahlıktır” ve “Şek ile yakîn zâil olmaz” prensipleri çerçevesinden mevzuya baktıkları ancak verâ gereği şüpheli şeylerden uzak durmanın daha evlâ olduğu anlayışına sahip oldukları tespit edilmiştir. Fâkihlerin birçoğu bu görüşü benimsemiştir. Müştebihât alanını haram veya helâl kategorilerinden birine dâhil etmeyip vakfedenlerin, delillerin tearuzu nedeniyle vakfettikleri dolayısıyla bilgi yetersizliğinden hareketle böyle bir neticeye vardıkları anlaşılmıştır. Bu görüşü daha çok İbn Hazm (öl. 456/1064) dillendirmiştir. Müştebihât alanına ilişkin açık ve kesin bir delilin bulunmayışı, fâkihleri konuyla ilgili bazı rivayetlere yöneltmiş ve bu rivayetler çerçevesinde çeşitli kanaatler ortaya koymaya sevk etmiştir. Ancak söz konusu kanaatlerin zanna dayanması, onların bağlayıcılık derecesini sınırlı kılmıştır. Bununla birlikte, müştebihât alanını helâl kapsamında kabul eden görüşün daha isabetli olduğu söylenebilir. Zira bu yaklaşımı benimseyen fâkihler, bir taraftan verâ ilkesine atıfta bulunarak müştebihât konusunda ihtiyatlı olunmasını tavsiye ederken; diğer taraftan fıkhın temel prensipleri arasında yer alan tekliflerde kolaylık, helâllerde genişlik, haramlarda sınırlılık ve maslahatın gözetilmesi esaslarını dikkate alarak meseleye daha kapsamlı ve dengeli bir perspektif kazandırmaktadır. Bu itibarla, söz konusu yaklaşım hem dinin kolaylaştırıcı yönünü hem de bireyin sorumluluk bilincini birlikte dikkate alması bakımından daha mutedil bir değerlendirme olarak görülebilir. Müştebihâtın tanım ve çerçevesinin belirlenmesi, kişiyi nehyedilen alandan uzak tutacaktır. Çalışmanın amacı, alimlerin konuyla ilgili görüşlerini ve bu görüşlerin dayandığı delilleri ortaya koymak, böylece kavram hakkında zihinlerde oluşan kapalılığın veya muğlaklığın giderilmesine yardımcı olmaktır. Çalışmada katalog taraması, dokümantasyon ve veri analizi gibi nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır.
Keywords : İslâm Hukuku, Teşrî, Helâl, Haram, Müştebihât

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026