IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
  • Cilt: 12 Sayı: 2
  • ADLÎ YARDIMLAŞMA TÜRÜ OLARAK SUÇLU İADESİNİN FIKHÎ ANALİZİ

ADLÎ YARDIMLAŞMA TÜRÜ OLARAK SUÇLU İADESİNİN FIKHÎ ANALİZİ

Authors : Hamit Kamer, Adnan Algül
Pages : 1007-1039
Doi:10.46353/k7auifd.1618947
View : 71 | Download : 87
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın ardından küresel anlamda barış halinin ortaya çıkmasıyla ülkeler arasındaki ilişkiler iş birliği ve yardımlaşma üzerine kurulmuştur. Devletlerin birbirleriyle münasebetlerini barış esaslı kurmaya başlaması ticari ilişkileri geliştirmiş ve Dünya üzerindeki insan hareketliliğini de artırmıştır. Ülkeler arası geçişlerin kolaylaşması, medeni hukuk, ticaret hukuku, borçlar hukuku ve miras hukuku gibi dallarda olduğu gibi ceza hukuku alanında da yeni konuları gündeme getirmiştir. Birden fazla ülkenin yargı yetkisi alanına giren suç olayları, ceza hukukunda yeni bir çalışma sahasına zemin hazırlamıştır. Böylelikle devletlerarası ceza hukuku başlığıyla yeni bir hukuk dalı ortaya çıkmıştır. Suçların artması ve uluslararası bir niteliğe dönüşmesi ise bu konuda devletleri yeni önlemler almaya sevk etmiştir. Ülkeler, suçların önlenmesi ve faillerin cezasız kalmaması amacıyla ikili anlaşmalar yapmanın yanı sıra, birden fazla devletin üye olduğu ulus-üstü kurumlar tarafından yürürlüğe konan adlî yardımlaşma kararlarını da uygulamaktadır. Suçların önlenmesi hedefiyle devletlerarası iş birliğinin günümüzdeki en önemli faaliyeti ise suçlu iadesine yönelik anlaşmalardır. İade anlaşmaları çerçevesinde; bilgi ve belgelerin paylaşımı, ortak yürütülen polis faaliyetleri ve suçluların iadesi adlî yardımlaşma yollarının birkaç örneğidir. Hukuk tarihinin her döneminde farklı biçimlerde uygulanmış olan suçluların iadesi, en eski adlî yardımlaşma şekillerinden biri olmuş ve son yüzyılda dünya genelinde aktif bir şekilde uygulanmasına yönelik çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. İade protokolü, belirli şartlar çerçevesinde ve diplomatik yollarla sağlanmaktadır. Suçun, devletler arasında teamül haline gelmiş “ceza miktarını aşan bir nitelik taşıması” ve “iadeyi kolaylaştırıcı bir anlaşmanın varlığı”, iadeye ilişkin öne çıkan şartlar arasında yer almakta iken; iade talebine dair bilgilerin ayrıntılı bir şekilde sunulduğu talepname aracılığıyla diplomatik yollardan yapılacak başvuru ise usule dayalı şartları içermektedir. İadeye dair şartlar ve usul şekli, ulus-üstü anlaşma maddeleri ve ülkelerin iç kanunlarınca düzenlenir. Gerekli koşulların sağlanmasıyla birlikte failin iadesiyle sürecin ilk kısmı tamamlanırken; suçlunun iade istemine uygun şekilde yargılanması ve verilen hükmün yerine getirilmesiyle sürecin ikinci kısmı tamamlanır. Ayet ve hadislerde, gayrimüslim milletlerle sürekli ilişkilerin barış ve hoşgörü temelleri üzerine kurulması gerektiğine dair tavsiyeler bulunması, Müslümanların diğer topluluklarla kuracağı münasebetlerin İslâm\\\'ın temel kaynaklarında yer aldığını ortaya koymaktadır. İslâm siyaset tarihinde, İslâm devletlerinin yabancı ülkelerle iş birliğine dayalı örnekleri ve bu tür iş birliğine yönelik anlaşmaları gözlemlenmektedir. Bu anlaşmalar, daimî barış hali ve mali yardımlaşmanın yanı sıra muhtevasında adlî yardımlaşmalar da içermektedir. Batılı hukuk sistemlerinin henüz son birkaç yüzyıldır üzerine eğildiği suçlu iadesi, İslâm’ın henüz ilk dönemlerinden itibaren ele alınmış ve fıkıh literatüründe incelenmiştir. İslâm ceza hukukunda, cezaların uygulanmasında otoritenin gerekliliği, cezaların şahsiyetle ilişkisi ve İslâm hukuk kaidelerinin uygulanma alanı gibi konularla ilgili olarak suçluların iadesi, mezhepler arasında önemli bir tartışma konusu olmuştur. Hanefî alimlerinin çoğunluğuna göre, dârülharbte işlenen suçların cezalandırılmasına yönelik İslâmî bir otoritenin bulunmaması, ceza yükümlülüğünü ortadan kaldırmakta ve bu durum suçlunun iade talebini gereksiz kılmaktadır. Cumhurun ortaya koyduğu görüş itibariyle suçlar şahsidir ve faillerine sıkı sıkıya bağlıdır. Birey, hukuki sorumluluk kapsamında nerede olursa olsun işlediği suçun cezasını çekmelidir. Bu anlamda suçluların cezasız kalmaması için iade isteminde bulunulması, İslâm devletinin önemli vazifelerinden biri olarak görülür. Günümüz milletlerarası yardımlaşmanın en önemli şekli olan suçlu iadesinin geldiği ve geçirdiği dönüşüm dikkate alındığında, meselenin fıkhî açıdan tekrardan incelenmesi önemli bir ilmi çalışma olacaktır. Bu çalışmada, İslâm hukukunun suçlu iadesine yönelik klasik kaynaklardaki genel bakış açısını ele alarak günümüz koşullarındaki uyumunu tartışacağız.
Keywords : İslam Hukuku, Ceza Hukuku, Milletlerarası Anlaşmalar, Adli Yardımlaşma, Suçlu İadesi

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026