- Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 12 Sayı: 2
- KADINA DAİR ASILSIZ BAZI RİVAYETLER
KADINA DAİR ASILSIZ BAZI RİVAYETLER
Authors : Merve Batmaz
Pages : 631-651
Doi:10.46353/k7auifd.1744297
View : 401 | Download : 319
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :: İslâm dini insana sırf insan olduğu için değer veren ilahî dindir. Bu kapsamda kadın ile erkek arasında herhangi bir ayrım gözetmemiştir. Aksine Kur’ân ve hadisler incelendiğinde, İslâm’ın yaratılış itibarıyla insanı üstün ve şerefli kabul ettiği bariz bir şekilde görülmektedir. Öyle ki Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de “Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık” (et-Tîn, 95/4) buyurmuştur. Söz konusu ayet, insana bahşedilen en mükemmel biçim olarak açıklanmış, bu kapsamda ruhsal ve zihinsel yetenekler bakımdan insanın en mükemmel ve en seçkin canlı olarak yaratıldığı şeklinde izah edilmiştir. Yine Yüce Allah’ın, insanı yaratılış itibarı ile şerefli kıldığı ve kulluk sahasında kadın ya da erkek fark etmeksizin iman eden herkesi mükâfatlandıracağı ayetlerde müjdelemiştir. Bu bağlamda Kur’ân’da iman eden erkekler ile iman eden kadınların amelleri karşılığında aynı mükâfata nail olacakları açıkça belirtilmiştir (el-Ahzâb 33/35). Bir diğer ayette cinsler arası bir üstünlükten bahsedilemediği ve üstünlüğün ancak takva ile olduğu bizlere bildirilmiştir (el-Hucurât 49/13). Bu ve benzeri ayetler incelendiğinde kadın ile erkek arasında herhangi bir ayrımın olmadığı açıkça görülmektedir. Sonuç olarak ayetler ışığında ontolojik açıdan kullar arasında bir farkın olmadığı ve her iki cinsin de eşit şekilde değer gördüğü söylenebilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de bu hususta ilgili ayetlere mutabık bir yaklaşımda bulunmuş ve gerek sözleri ile gerek uygulamaları ile söz konusu ilahi ölçüye uygun muamelede bulunmuştur. O (s.a.s.), insanlar arasında dindarlık ve ahlâk üstünlüğü dışında başka bir üstünlüğün olmayacağı ilkesini her fırsatta ümmetine hatırlatmıştır. Bu ve benzeri deliller İslâm dininin, bireylerin Allah’a olan yakınlığına önem vererek bu konuda herkesi eşit saydığı ve bu kapsamda bireylerin biyolojik farklılıklarına itibar etmediğini göstermektedir. Fakat tüm bunlara rağmen hadis literatürü içerisinde yer alan bazı rivayetler incelendiğinde çeşitli rivayetlerin kadın aleyhinde kullanılmış olduğu görülmektedir. İlgili rivayetler sened yönünden araştırıldığında delil olmaya elverişli olmadığı görülmektedir. Metin yönünden incelendiğinde ise bu gibi rivayetlerin Kur’ân ve güvenilir hadislerde yer alan insan anlayışıyla çeliştiği görülmektedir. Kadın aleyhinde kullanılan ilgili rivayetler İslam’ın genel ilkelerine elbette ters düşmekte ve araştırmayı gerekli kılmaktadır. Zira söz konusu rivayetlerin referans alınarak kadın aleyhinde kullanıldığı ve bu durumun tarihi süreç içerisinde kadına karşı ön yargıya sebep olduğu yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle hem Kur’ân-ı Kerim’de hem de hadislerde insan olarak kadına verilen değer ele alınmış, bunun neticesinde kadın ile erkek arasında değer açısından bir farkın olmadığı okuyucuya göstermek istenmiştir. Zira hadisler incelendiğinde kadınların gerek sosyal alanlarda gerekse ilmî ve kültürel alanlarda aktif olarak yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın ana bölümünü oluşturan başlıkta ise kadın aleyhindeki asılsız bazı rivayetler özellikle onlara karşı duyulması gereken güveni zedelemesi açısından üç alt başlıkta ele alınmıştır. Bunlardan ilki kadının güvenilmez bir varlık olduğunu ifade eden “Üç şeye güvenilmez: Dünya, sultan ve kadın” rivayeti; ikincisi kadına itaatin pişmanlık getireceğini bildiren “Kadına itaat pişmanlıktır” rivayeti; üçüncüsü ise kadın ile istişare edilmemesi gerektiğini savunan “Kadınlarla istişare yapın, (fakat dediklerinin) aksini yapın” rivayetidir. Verilen her bir başlıkta öncelikle ilgili rivayetlerin senedleri ele alınmış ve ardından kısa bir sıhhat değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen verilere göre bu rivayetlerin zayıf hatta mevzu olduğu görülmüş, hatta bazılarının hadis kaynaklarında yer almamasına rağmen zaman içerisinde hadis diye şöhret bulduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen bazı âlimlerin ilgili rivayetleri sened açısından delil olmaya elverişli görmemelerine rağmen mana yönünden doğru kabul ettiği görülmüştür. Araştırma sonucunda incelenen her bir rivayetin delil olmaya elverişli olmadığı ve İslâm’ın temel ilkeleri ile bağdaşmadığı ve delil olmaya elverişli olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan bu ve benzeri rivayetlerin İslam’ın temel ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Keywords : Hadis, Kadın, Güvenilirlik, İtaat, İstişare.
ORIGINAL ARTICLE URL
