IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Mesned İlahiyat Araştırmaları Dergisi
  • Cilt: 16 Sayı: 2
  • Cahiliye Dönemi Kaside Girişlerinde Atlâl

Cahiliye Dönemi Kaside Girişlerinde Atlâl

Authors : Ramazan Meşe
Pages : 103-122
Doi:10.51605/mesned.1731480
View : 183 | Download : 180
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Cahiliye döneminden günümüze ulaşan en önemli miras Cahiliye şiiri kabul edilebilir. Cahiliye döneminde yazılan şiirler dönemin siyasal, sosyal ve kültürel yapılanmasının yansıtıcısı olmuştur. Bu özellikten dolayı Arapların bütün bilgilerini içine alan, bunların korunmasını sağlayan, başvurulup yararlanılan bir merci bir başka deyişle “Arapların bilgi ve kültür hazinesi” olarak itibar görmüştür. Araplar için büyük bir arşiv görevi gören Cahiliye devri şiiri genellikle aynı üslupla yazılmıştır. Şöyle ki kasidenin ilk bölümünü şairin asıl maksada geçmeden sevgi ve sevgilinin vasfedildiği nesîb, bir diğer adıyla teşbîb bölümü oluşturur. Kasidenin giriş kısmı olan bu bölümde şair, genellikle sevgilinin terk ettiği diyarın kalıntılarını (atlâl) dile getirme ile başlar. Şairin üzüntüsünü, benliğini saran acılarını, geride bıraktığı yurtlara olan özlemini ve geçmişiyle olan güçlü ilişkisini ifade ettiği bu kaside girişleri Cahiliye toplumunda önemli bir yere sahip olup bir sanat haline gelmiştir. Klasik Arap edebiyatında “mukaddimetü’t-talâliyye” olarak bilinen bu sanat, Cahiliye döneminde pek çok şair tarafından kullanılmıştır. Cahiliye şairleri kasidelerinde işlemek istedikleri ana temaya geçmeden önce ve bir başlangıç olarak bu sanata başvurmuşlardır. Kasidenin ilk beyitlerinde Cahiliye şairleri genellikle sevgilinin terk ettiği oba, köy, konaklama yeri vb. yerlerde geride kalan izlerin kendilerinde uyandırdığı duyguları tasvir ederek sevgiliye ve mekâna olan özlemlerini ifade etmişlerdir. Şairler sevgiliye duydukları özlemi ve aşkı geride kalan kalıntılar üzerinden muhteşem betimlemelerle sunmuş ve mekânla olan duygusal bağlarını kaside girişlerinde ortaya çıkarmışlardır. Cahiliye dönemi kaside girişlerinde şairlerin sevgilinin terk ettiği diyardan geriye kalan harabe, yıkıntı ve izleri tasvir etmelerinde Cahiliye hayatının tabiatı, özlem, mekâna bağlılık, vatan sevgisi, aşk gibi etmenler etkili olmuştur. Zor şartlar altında yaşamını sürdüren şairlerin yaşamış oldukları sıkıntılar ve üzüntüler onlara terk edilen diyarlarda sevdiklerini hatırlatmış ve içlerinde hissettikleri duyguları şiirlerinde dile getirmişlerdir. Neticede kaside girişlerinde şairlerin atlâldan bahsederek başlamaları bedevi hayatın ya da göçebe hayatın bir tezahürü olarak görülebilir. Zira şairin bu girişlerde kullandığı bütün metaforlar bedevi ve göçebe hayata aittir. Bununla birlikte bedevi olmayan şairlerin de kaside girişlerinde bu yöntemi kullandıklarının görülmesi, bu yöntemin bir sanat olarak icra edildiği ve şairler tarafından kaside girişlerinde kurgulandığını göstermektedir. Şairin zihninde kurguladığı bu senaryonun sebebi ise muhatabın dikkatini çekmek, birazdan söyleyeceklerinin dinlenmesini sağlamak içindir. Cahiliye döneminde yedi (veya on) şaire ait kaside koleksiyonuna verilen isim olan “Muallakât”ta kaside girişlerinin neredeyse tamamında şairlerin atlâlın zikri ile başladıkları görülmüştür. Kimi edebiyat eleştirmenleri tarafından olmazsa olmaz kabul edilen kaside girişlerindeki atlâl bölümü, Cahiliye dönemindeki kadar yaygın olmasa da sonraki dönemde de varlığını sürdürmüştür. Bu açıdan Cahiliye dönemi şairleri tarafından kullanılan bu sanatı tanımak dönemin şiir kültürünü, yöntemini, şairlerin mekânla olan doğal bağlarını anlamamız açısından önem arz eder. Cahiliye dönemi yaşam tarzı ve kültürünü tanımanın dinî metinleri anlamadaki yeri de yadsınamayacak kadar büyüktür. Bu amaçla bu çalışmada Cahiliye dönemi kaside girişlerinde atlâl meselesi ele alınacaktır. Cahiliye dönemi kaside yapısına kısaca değinildikten sonra atlâl kavramı üzerinde durulacaktır. Atlâlın kaside girişlerinde zikredilmesi konusunda klasik dönem ve modern dönem edebiyat eleştirmenlerinin bir kısmının görüşlerine yer verilecektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. İnceleme sürecinde öncelikle Cahiliye dönemine ait kasidelerden özellikle Muallakât örneklem olarak seçilmiştir. Kasidelerin giriş bölümleri tematik ve içerik çözümlemesiyle incelenmiş, atlâl motifinin işlevi, şairin duygu aktarımındaki rolü ve kaside bütünlüğü içerisindeki yeri değerlendirilmiştir. Ayrıca klasik dönem Arap edebiyatı eleştirmenlerinin ve modern dönemdeki araştırmacıların atlâl üzerine görüşleri karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Böylece hem metin merkezli hem de eleştiri merkezli iki yönlü bir çözümleme yapılmıştır. Bu çalışma neticesinde kaside girişlerinde atlâlın zikri geleneği bedevi yaşam tarzının bir yansıması olmakla birlikte sonraki dönemlerde de edebî bir sanat olarak sürdürülmüştür. Sadece bireysel duyguları değil; aynı zamanda dönemin kültürünü, yaşam tarzını ve dil üslubunu anlamamız açısından da önemli ipuçları sunmakta ve dinî metinlerin yorumuna katkı sağlamaktadır.
Keywords : Arap Dili ve Belagati, Cahiliye Şiiri, Kaside Girişi, Atlâl, Talâliyye, Nesîb.

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026