Yargı Kararlarından Hareketle Türk İdare Hukukunda Hizmet Kusuru-Kişisel Kusur Ayrımı

Yargı Kararlarından Hareketle Türk İdare Hukukunda Hizmet Kusuru-Kişisel Kusur Ayrımı

  • Publisher : Layiha Yayınevi
  • ISBN : 9786259657202
  • Author(s) : Yasin Yerebasmaz
  • Publishing Year : 2025
  • Publishing Date : 2025-08-30
  • Total Pages : 271
  • Total Article View : 37
  • Total Article Download: 0
  • Total Article Favorite: 0
  • Open Access Book Url: https://yayinevi.bilimalani.org/index.php/layiha/tr/catalog/book/1
  • Book Abstract: Bu kitap, Türk idare hukukunda idarenin sorumluluğu rejiminin temelini oluşturan ve en tartışmalı alanlarından birini teşkil eden “hizmet kusuru-kişisel kusur ayrımını” teorik görüşler ve özellikle yargı kararları ekseninde tahlil etmektedir. İdarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararların tazmininde, sorumluluğun idareye mi yoksa zarara sebep olan kamu görevlisine mi ait olacağının tespiti, hukuk sistemimizde uzun yıllardır devam eden bir sorundur. Öyle ki, Danıştay’ın bir olayı hizmet kusuru sayarak idareyi sorumlu tutarken, Yargıtay’ın benzer bir olayı kişisel kusur kabul ederek davayı kamu görevlisine yönlendirmesi veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin aynı eylemi kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde değerlendirmesi, uygulamada karşılaşılan temel problemlerden biridir. Yasama organı ise bu yargısal karmaşadan bağımsız olarak, özellikle Devlet Memurları Kanunu (DMK) ve Anayasa’da yaptığı düzenlemelerle, en azından zarar gören açısından ayrımı ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atmıştır. Bu çalışma, söz konusu ayrımın teorik çerçevesini, tarihsel süreçteki evrimini ve günümüzdeki uygulama sorunlarını bir bütün olarak ele almayı amaçlamaktadır. Kitabın birinci bölümünde, ayrımın temelini oluşturan kavramsal çerçeve ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda öncelikle, idare hukukuna özgü bir kavram olan “hizmet kusuru” ele alınmıştır. Yasalarla tanımlanmamış ve içtihatlarla şekillenmiş olan hizmet kusurunun; özel hukuktaki kusur anlayışından ayrılan bağımsız, asli, anonim, objektif ve esnek nitelikleri incelenmiştir. Hizmet kusurunun ortaya çıkış biçimleri olan hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi ve hiç işlememesi halleri, yargı kararlarından örneklerle somutlaştırılmıştır. Ardından, ayrımın diğer kanadını oluşturan “kişisel kusur” kavramı, özel hukuktaki anlamından idare hukukundaki görevle bağlantılı anlamına evrilişiyle birlikte analiz edilmiştir. Bu kısımda ayrıca, Türk hukukunda ayrımın anlaşılmasında kilit rol oynayan hizmet kusuru/görev kusuru/salt kişisel kusur gibi farklı doktrinel ayrımlar ile Fransız hukukundan gelen kusurların ve sorumlulukların birleşmesi gibi teoriler de açıklanmıştır. İkinci bölüm, hizmet kusuru-kişisel kusur ayrımının Türk idare hukukundaki tarihsel dönüşümüne odaklanmaktadır. Bu dönüşüm, anayasal dönemler itibarıyla incelenmiştir. Özellikle 1961 Anayasası dönemi, Anayasa’nın 114. maddesiyle idarenin sorumluluğunu anayasal bir ilke haline getirmesiyle bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemdeki en önemli gelişme, 657 sayılı DMK’nın 13. maddesi ile getirilen “teminat sistemi”dir. Gerekçesinde hizmet kusuru-kişisel kusur tartışmalarına son vermek amacıyla Alman hukukundan esinlenildiği belirtilen bu madde, doktrinde ve yargı kararlarında yine de farklı yorumlara imkan tanınmasına engel olamamıştır. Bu bölümde ayrıca, 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 24. maddesi ve bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 1975 tarihli iptal kararı da ayrıntılı olarak incelenmiştir. Son olarak, 1982 Anayasası dönemi ele alınmış; Anayasa’nın 125. maddesiyle genel sorumluluk ilkesi korunurken, 40/3 ve 129/5 maddeleriyle kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin özel ve emredici hükümler getirilmiştir. Bu yeni hükümlerin amacı, amacı, DMK m.13’ün yarattığı karmaşayı gidermek olsa da, Anayasa’nın 125 ve 137. maddeleriyle birlikte varlıklarını sürdürmeleri, yeni yorum ve uygulama sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Kitabın üçüncü ve son bölümü, günümüzde yargı kararları ışığında ayrımın uygulanmasına ilişkin temel problemlere odaklanmaktadır. Bu çerçevede, özellikle 1982 Anayasası sonrası yargı içtihatlarında merkezi bir rol oynayan “görev kusuru” kavramı analiz edilmiştir. Danıştay’ın, Anayasa m.129/5 hükmünün kapsamını belirlemek için kullandığı ve zamanla “salt kişisel kusur” sayılabilecek halleri dahi içine alacak şekilde genişlettiği “görev kusuru niteliğinde hizmet kusuru” anlayışı incelenmiştir. Buna karşılık Yargıtay’ın, uzun süre daha dar bir yorumla salt kişisel kusurun varlığını sürdürdüğü ve davaları adli yargının görev alanında gördüğü, ancak kimi zaman kararlarıyla Danıştay çizgisine yaklaştığı da tespit edilmiştir. Ayrımın uygulanmasındaki temel kriterler olan; ajanın sübjektif niyeti (kin, garez, husumet), eylemin suç teşkil etmesi ve yargı kararlarının uygulanmaması gibi özel durumlar, yüksek mahkemelerin güncel kararlarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Son olarak, ayrımın pratik bir sonucu olan idarenin sorumlu personele rücu etmesi meselesi, rücu davalarında görevli yargı yeri, uygulanacak ilkeler ve kusurun ağırlığı gibi boyutlarıyla tartışılmıştır. Çalışma, özellikle idari hukuku ve idari yargı bakımından ayrımın günümüzde zarar gören açısından büyük ölçüde ortadan kalktığı ve esasen idare ile personel arasında bir iç mesele olan rücu ilişkisi bakımından önem taşıyan bir kavrama dönüştüğü tespitiyle son bulmaktadır.