- Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Sayı: 38
- ‘Keşke Bilseydim Kimdir Mükellef?’ Alîmullah Lâhûrî’nin İbnü’l-Arabî Savunusu
‘Keşke Bilseydim Kimdir Mükellef?’ Alîmullah Lâhûrî’nin İbnü’l-Arabî Savunusu
Authors : Orhan Musahanlı
Pages : 6-30
Doi:10.35415/sirnakifd.1731954
View : 457 | Download : 572
Publication Date : 2025-12-15
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu makale, XVIII. yüzyılda yaşamış olan Alîmullah Lâhûrî’nin, İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûhâtu’l-Mekkiyye adlı eserinin girişinde yer alan ve tartışmaya konu olmuş “Rab haktır, kul haktır / Keşke bileydim kimdir mükellef?” beytine yönelik yazdığı savunuyu konu edinmektedir. Alîmullah Lâhûrî, Nakşibendiyye’nin İmâm-ı Rabbânî’ye (öl. 1034/1624) nispet edilen Müceddidî koluna mensup olmakla birlikte vahdet-i vücûd yanlısı Hâce Muhammed Pârsâ (öl. 822/1420), Molla Câmî (öl. 898/1492) ve Ubeydullah Ahrâr (öl. 895/1490) gibi Nakşî sûfîlerinin izinden giden ve İmâm-ı Rabbânî’nin vahdet-i şuhûd yorumlarını dikkate alan bir sûfîdir. İbn Teymiyye’nin (öl. 728/1328), İbnü’l-Arabî’nin söz konusu beytinin teklif/dini sorumluluk anlayışını iptal ettiği ve vahdet-i vücûd düşüncesinin şeriatla bağdaşmadığı yönündeki eleştirilerine karşı Lâhûrî, bu risalesinde, söz konusu beyti bağlamından koparmadan vahdet-i vücûd öğretisi çerçevesinde açıklamıştır. Ona göre hakikat ve şeriat birbirini dışlayan değil, farklı boyutlarda geçerli olan iki gerçektir. Bu iki düzlemin bir arada düşünülmesi ise sûfîyi hayret makamına ulaştırmaktadır. Lâhûrî, İbnü’l-Arabî’nin beytine yöneltilen tenkitleri terminolojik ve bağlamsal olarak çözümlemiştir. Cebr ile ihtiyar, hakikat ile şeriat, ittihad ile teklif gibi kavramlar arasında mutedil bir denge kuran Lâhûrî, böylelikle sadece İbnü’l-Arabî’yi savunmakla kalmamış, aynı zamanda tasavvufi düşüncenin şer‘î zeminle bağını da yeniden tesis etmeye gayret etmiştir. Bu çalışmada, söz konusu risale merkeze alınarak, Lâhûrî’nin düşünsel tutumu, metodolojik yaklaşımı ele alınmış ve makalenin ekinde Alîmullah Lâhûrî’nin savunusunun tahkikli metni sunulmuştur.Keywords : Tasavvuf, İbnü’l-Arabî, Alîmullah Lâhûrî, Vahdet-i Vücûd, Hayret, Hakikat-Şeriat.
ORIGINAL ARTICLE URL
