- Anayasa Yargısı
- Volume:39 Issue:1
- AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ VE KARŞILAŞTIRMALI HUKUK PENCERESİNDEN “DÖRDÜNCÜ DERECE OLMAMA DOKTRİ...
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ VE KARŞILAŞTIRMALI HUKUK PENCERESİNDEN “DÖRDÜNCÜ DERECE OLMAMA DOKTRİNİ” VE YANSIMALARI
Authors : Özgür DUMAN
Pages : 46-92
Doi:10.55792/anayasayargisi.1141560
View : 34 | Download : 10
Publication Date : 2022-07-06
Article Type : Research Paper
Abstract :Anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru olarak bilinen olağanüstü hukuk yolunun amacı, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını sağlamaktır. Özellikle yargı kararlarına karşı da anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru yoluna gidilebilmektedir. Bu ise söz konusu başvuruları incelemekle görevli anayasa mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin insert ignore into journalissuearticles values(AİHM); bireysel başvuru kapsamındaki yetki ve görevinin sınırlarının belirginleştirmesini gerektirmektedir. Nitekim bireysel başvuru sisteminin kabul edildiği ülkelerde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uygulamasında, bireysel başvuru kapsamındaki yargı yetkisinin sınırlarını belirleyebilmek amacıyla “Dördüncü Derece Olmama” doktrini genel olarak kabul edilmiştir. Buna göre bir taraftan bireysel başvuru kapsamındaki inceleme, kanun yolu kapsamında gözetilmesi gereken hususların incelendiği bir dördüncü derece mercii denetimi değildir. Diğer taraftan ise temel hak ve hürriyetlere ilişkin müdahalelerde Anayasa’da yer alan güvence ve sınırlama ölçütlerinin uygulanması da bir dördüncü derece mercii denetimi anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda, bireysel başvuru kapsamına giren temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa`da öngörülen güvenceler dikkate alınarak yapılacak herhangi bir inceleme, “kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlar” olarak değerlendirilemez. Ayrıca özellikle aslında usuli güvenceler sağladığı kabul edilen adil yargılanma hakkı kapsamında dördüncü derece olup olmama çizgisi iyice muğlaklaşmaktadır. Karşılaştırmalı hukuk örnekleri ve AİHM uygulamasına koşut olarak Türk Anayasa Mahkemesi de “açıkça keyfi” veya “bariz takdir hatası” içermedikçe olağan mahkemelerin delilleri değerlendirme ve hukuk kurallarını yorumlama yetkisine müdahale edemeyeceğini sıklıkla belirtmektedir. Anayasa Mahkemesinin son kararlarında da “usul güvencelerini anlamsızlaştırma” formülü uygulanarak adil yargılanma hakkı bağlamında “keyfilik” ölçütünün açıklığa kavuşturulduğu gözlemlenmiştir.Keywords : Dördüncü derece, keyfîlik, bariz takdir hatası, usul güvencelerini anlamsızlaştırma, adaletin hiçe sayılması
ORIGINAL ARTICLE URL
