- ATEBE
- Sayı: 14
- Unutulmuş Bir Reddiyenin İzinde: Osman Selâhaddin Dede’nin el-Lisânü’l-Muhammediyye fîmâ dalle bihi’...
Unutulmuş Bir Reddiyenin İzinde: Osman Selâhaddin Dede’nin el-Lisânü’l-Muhammediyye fîmâ dalle bihi’l-‘Îseviyye’sinde Hristiyanlığa Yönelik Tenkitleri
Authors : Lutfullah Kerim Bilgin
Pages : 26-49
Doi:10.51575/atebe.1806259
View : 551 | Download : 290
Publication Date : 2025-12-29
Article Type : Research Paper
Abstract :Tarih boyunca dinler, yalnızca kendi inanç sistemlerini inşa etmekle kalmamış; aynı zamanda birbirlerinin akîde ve ibadet sistemlerine yönelik eleştirel metinler de üretmiştir. Bu eleştirel metinlerin önemli bir kısmını oluşturan reddiye geleneği, dinler tarihinin en dikkat çekici polemik ürünlerinden biridir. İslâm düşünce tarihinde, özellikle Hristiyanlığa karşı yazılan reddiyeler; İncil’in tahrifi, Hz. Îsâ’nın ilâhlığı ve teslîs inancı gibi temel meseleler üzerinden şekillenmiştir. Buna karşılık, Hristiyan düşünürler de Kur’ân’ın vahiy kaynağı olması, Hz. Muhammed’in peygamberliği ve İslâm’da cennet-cehennem tasavvuru gibi birçok konuyu eleştirerek polemik geleneğini sürdürmüştür. Söz konusu geleneğe yeni bir katkı sunmayı amaçlayan bu makale, Osmanlı dönemi reddiye literatüründe bugüne kadar çalışılmamış ve yeterince tanıtılmamış olan Osman Selâhaddin Dede’nin el-Lisânü’l-Muhammediyye fîmâ dalle bihi’l-‘Îseviyye adlı risâlesini ele almakta ve dinler arası polemik kültürüne farklı bir perspektif getirmeyi hedeflemektedir. Bu perspektif, reddiye geleneğinde hâkim olan kelâmî ve felsefî argümantasyona ilave olarak tasavvufî kaynakların referans alındığı özgün bir metin anlayışı çerçevesinde teşekkül etmektedir. Çalışmanın bir diğer hedefi ise eserin bir yangın yüzünden günümüze kadar gelmediğine ilişkin bizden önceki çalışmalarda verilen bilgileri tashih etmektir. Söz konusu eser, yalnızca Hristiyan inanç sistemine yönelik tenkitler içermekle kalmayıp, aynı zamanda tabiatçı, felsefeci, mecûsî ve putperest gibi çeşitli düşünce ve inanç sistemlerinin genel bir serencamını gözler önüne sermesi bakımından Osmanlı reddiye geleneğinde oldukça özgün bir konuma sahiptir. Eserin önceki reddiyelerden en önemli farkı, Hristiyanlığın zamanla nasıl bir paradigma değişimi yaşadığını özgün biçimde ele alması ve Îsâ aleyhisselâmın ilâhlaştırılma sürecini inciller üzerinden getirdiği örneklerle anlatmasıdır. Bu örneklerde Osman Selâhaddin Dede, İbnü’l-Arabî ve Abdülkerîm el-Cîlî gibi mutasavvıflardan yaptığı nakillerle reddiye geleneğine tasavvufî bir derinlik katmakta ve böylelikle polemik kültürünü yalnızca aklî ve kelâmî düzlemde değil, aynı zamanda metafiziksel bir bakış açısıyla zenginleştirmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, İslâm ilâhiyatının Hristiyan teolojisine nasıl baktığını yansıttığı gibi Müslüman-Hristiyan ilişkilerinin tarihsel seyrini anlamaya yönelik önemli ipuçları da vermektedir. Ayrıca eserde Hristiyanlarla ilgili zikredilen tespit ve değerlendirmeler, aradan geçen asırlara rağmen bugünkü Hristiyanlara yöneltilebilecek eleştiriler olarak hala günceldir. Araştırmada, dinler tarihi disiplini çerçevesinde karşılaştırmalı yöntem kullanılmış; klasik ve modern kaynaklar metin analizi metoduyla incelenmiştir. Toplamda üç bölümden oluşan çalışmanın giriş kısmında reddiyeler hakkında genel bilgiler verilmiş; ardından da eserin yazıldığı 19. yüzyılda Hristiyanların Osmanlı Devleti’nde yürüttüğü misyonerlik faaliyetlerine temas edilmiştir. Birinci kısımda ise Osman Selâhaddin Dede’nin hayatıyla birlikte eserin müellife âidiyetine ve tarihî âkıbetine değinilmiştir. Ardından gelen ikinci kısımda müellifin risâlesinin muhtevasına ve genel özelliklerine yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise eserin diğer reddiyelerden farklı ve özgün yanları değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.Keywords : Dinler Tarihi, Hristiyanlık, Reddiye, el-Lisânü’l-Muhammediyye, Osman Selâhaddin Dede
ORIGINAL ARTICLE URL
