IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Bilimname
  • Sayı: 53
  • Klasik Fıkıh Doktrininde Taharrî

Klasik Fıkıh Doktrininde Taharrî

Authors : Davut İltaş
Pages : 341-364
View : 69 | Download : 49
Publication Date : 2025-04-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Fıkıh terimi olarak sözlük anlamı doğrultusunda “Bir şeyin hakikatine vakıf olmanın mümkün olmadığı durumlarda galip rey ile o şeyin araştırılması” şeklinde tarif edilen taharrî, kıble yönünün bilinmemesi meselesinde olduğu gibi mükellefin, karışıklığın bulunduğu bir olayla karşılaşması durumunda hükmü uygularken başka bir delil bulamaması halinde ne yapacağı konusunda bir kanaat oluşturmasıdır. Fıkıh usulünde müstakil bir delil olarak kabul edilmemekle birlikte bazı konularda taharrîye başvurulacağı belirtilmiştir. Taharrî konusu teorik boyutu ve fıkıhtaki uygulaması itibariyle diğerleriyle kıyaslandığında Hanefî fıkıh doktrininde daha fazla üzerinde durulan bir kavramdır. İmam Muhammed, taharrînin söz konusu olduğu konuları “Kitâbu’t-Taharrî” başlığı altında müstakil bir bölümde toplayan ilk fakihtir. Bu tutum, sonraki bazı Hanefî fakihler tarafından devam ettirilse de ilerleyen dönemlerde taharrî ile ilgili konular, fıkhın ilgili olduğu konulara dağıtılarak müstakil bir konu olmaktan çıkarılmıştır. Fıkıhta özellikle ibadet alanında uygulama alanına sahip olan taharrî, tevahhî kelimesiyle eşanlamlı olarak kullanılmıştır. Hanefîlerde taharrînin özellikle ibadetlerle ilgili, tevahhînin ise muamelâtla ilgili konularda kullanıldığı yönünde bir ayrım yapılmışsa da bu, genel geçer bir ayrım olarak kabul görmemiştir. Zann-ı galip derecesinde bir kanaat ifade etmesi sebebiyle literatürde zaman zaman içtihat, ilham ve ihtiyatla birlikte veya birbirleri yerine kullanılsa da taharrî içtihat ve ihtiyattan, yine benzer yönleri bulunsa da kalbe doğan ilhamdan da farklı bir kavramdır. Şâz sayılabilecek bazı görüşler bir tarafa bırakılacak olursa diğer delillerin bulunmaması halinde meşru bir yol olduğu Kitab, Sünnet, icmâ ve akıl deliliyle temellendirilen taharrîye hangi konularda ve hangi durumlarda başvurulacağı konusunda mezhebî bazı farklılıklar söz konusudur. Literatürde ilgili olduğu konular itibariyle taharrîye başvurulup başvurulmayacağı konusunda da bazı küllî kaideler oluşturulmuştur.
Keywords : İslam hukuku, taharrî, tevahhî, içtihat, ihtiyat, ilham, ihtilat

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026