- Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi
- Cilt: 13 Sayı: 44
- ÇOCUKSUZLUK BAĞLAMINDA AĞITLARA TEMATİK BİR YAKLAŞIM
ÇOCUKSUZLUK BAĞLAMINDA AĞITLARA TEMATİK BİR YAKLAŞIM
Authors : Sezai Demirtaş
Pages : 262-285
Doi:10.33692/avrasyad.1679670
View : 137 | Download : 170
Publication Date : 2025-09-15
Article Type : Research Paper
Abstract :Ölüm, muktedir bir varlık olduğunu zanneden insana aslında güçsüz ve çaresiz olduğunu hissettiren bir olgudur. Geçiş dönemlerinin ve dünya hayatının son aşamasını ifade eden ölüm, birey ve toplum yapısında huzursuzluk hâlinin yaşanmasına neden olur. Ölüm karşısındaki çaresizliğin dışa vurum şekillerinden biri olan ağıtlar, insanların acı olaylara dair ortak duygularını dile getiren sözlü kültür ürünleridir. Başlangıçta ölüm üzerine söylenen ağıtlar, zamanla anlam ve içerik bakımından genişlemeye uğrayarak insanı ve toplumu etkileyen olaylar üzerine söylenir hâle gelmiştir. Ölen kişinin takdir edilen yönleri yanında yaşadığı sıkıntılar ve gerçekleştiremediği arzulara yer verilen ağıtlarda, günlük hayata dair akla gelebilecek olayların yansıması da söz konusu olabilmektedir. Ağıtların gerçeklikle bağını ortaya koyan bu durum, ağıt türünün şaşırtıcı bir tema çeşitliliğine sahip olmasını beraberinde getirmiştir. Ağıtlarda karşılaşılan temalardan biri de çocuksuzluktur. Evli çiftlerin çocuk sahibi olamama durumunu ifade etmek için kullanılan çocuksuzluk; toplumda kısırlık, tıpta ise infertilite olarak bilinen bir kavramdır. Eşlerin hayata dair en büyük beklentilerinden çocuk sahibi olma isteğinin karşılanamaması, çocuksuzluğa birey ve toplum tarafından büyük önem atfetmesine sebep olmuştur. Çocuğu olmayan kişilerin toplumda hor görülmesi ve dışlanması nedeniyle toplumsal bir baskı unsuru hâline dönüşebilen çocuksuzluk, insanları birtakım arayışlara yönlendirirken sorunun çözümüyle ilgili bazı inanış ve uygulamalardan oluşan kültürel birikimin oluşmasını sağlamıştır. Çocuksuzluğun Tanrı’nın kargışı olarak nitelendirildiği Türklerde çocuk, Yaradan’ın lütfu ve hediyesi olarak görülmüş; sözlü kültürün birçok türünde çocuğun önemine vurgu yapılırken çocuksuzluğa karşı tavır alınmıştır. Ölüm olgusuyla şekillenen ağıtlarda çocuksuzluk hâlinin işlenmiş olmasını da bu bağlamda düşünmek mümkündür. Çocuksuzluk temasının ölüm acısını hafifletmek düşüncesiyle söylenen ağıtlara yansıması, yaşarken üstesinden gelinmesi gereken çocuksuzluğun dünyayı terk ederken bile insanın peşini bırakmayan bir gerçek olduğu düşüncesini akıllara getirmektedir. Bireyden topluma uzanan bir sorunun ağıt metinleri üzerinden analiz edildiği bu çalışmada; çocuksuzluk temalı ağıtlar sekiz alt başlıkta ele alınmıştır. Ağıtlardan hareketle Türk toplumunda çocuksuzluk temasının hem erkek çocuğun hem de kız veya erkek çocuğun olmaması durumuna işaret edildiği görülmüştür. Çocuksuzluğun evlat hasreti çeken insanların yaşadığı sıkıntılar yanında geleceğe dair duyulan kaygılar, sevdiklerini üzerken düşmanları sevindirmenin ızdırabı, hâlini kimseye anlatamama ve toplum tarafından dışlanmanın üzüntüsü gibi düşünceleri içine alan ve üstesinden gelinmesi gereken zor bir sınanma hâli olduğu anlaşılmıştır.Keywords : ölüm, , , ağıt, , tema, , çocuksuzluk
ORIGINAL ARTICLE URL
