- HADITH
- Issue:3
- `فضائل البيت المقدس بين المحدثين والمؤرخين من خلال كتابي `مفتاح المقاصد`و `فضائل بيت المقدس...
`فضائل البيت المقدس بين المحدثين والمؤرخين من خلال كتابي `مفتاح المقاصد`و `فضائل بيت المقدس
Authors : Asma Albogha
Pages : 99-128
Doi:10.5281/zenodo.3595389
View : 83 | Download : 10
Publication Date : 2019-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Tarihi kitaplar; ümmetin çeşitli faaliyetlerini ve ilmi ihtiyaçlarını kapsamaktadır. Alimler de bunları ilmi uzmanlıklarına göre farklı yöntemlerle ele almışlardır. Ortaya çıkan tarihi kitapların bir çeşidi de; İslam şehirlerinin tarihiyle ilgilenmek olmuştur. Zamanının tarihçilerinin ilgilendiği İslam şehirleri Mekke, Medine ve Kudüs’tür. Kudüs müslümanların iki kıblesinin ilki olması, Resulullahın Mirac`ının İsrası olması ve kendilerine rıhle edilmesi tavsiye edilen üç mescidden biri olması dolayısıyla müslümanlarca yüce bir mekana sahip olmuştur. Kur`an`ı Kerim bu durumu şu ayet ile desteklemektedir; ``Kulunu ayetlerimizden bir bölümünü kendisine gösterelim diye bir gece mescid-i haram`dan çevresini kutsal kıldığımız mescid-i aksa`ya götüren insert ignore into journalissuearticles values(Allah);, her türlü eksiklikten uzaktır. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.`` Aynı şekilde resulullah da hadislerinde bu mescidin önemini açıklamış, ona rıhle yapılmasını ve cephelerinde ribatta bulunulmasını teşvik etmiştir. Kudüs`ün bu dini yüce öneminden dolayı müslümanlar geçmişte ve halen onun faziletleri hakkında eserler yazmaktadır. Bu yazma hareketini; Kudüs`ün faziletlerini ele alan, onun hakkında söylenmiş hadisler ve eserler bağlamında kaleme alınan eserler izlemektedir. Kudüs`ün bu dini ve tarihi öneminden dolayı hadisçiler ile tarihçiler Kudüs`ün faziletleri hakkında şer`i ve akideyle ilgili olmayan haberleri de işleyen eserler telif etmekle ortak bir paydaya sahip olmuşlardır. Bu da hadis ve tarih rivayetleri arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Çünkü hadis rivayetleri fıkhi ve akidevi hükümler oluştururken, tarihi rivayetler ise hadiseleri, hükmi kısımlarını dikkate almaksızın aktarır. İslam alimleri, önceleri farklı ilimleri tedvin ederken isnad yoluyla naklediyorlardı. Ancak hicri beşinci asrın bitiminden sonra isnada verilen önem azalmış, onun yerini peyderpey olarak telifler ve kitaplar almıştır. Bununla birlikte hadis alimleri İslam ümmetinin nakledilen şeylere karşı güven oluşması ve kalplerin mutmain olması için isnad ilmini muhafaza etmeye devam etmişlerdir. Bundan dolayı her iki ilim dalı kendi özel yöntemlerine göre farklılık göstermiş ve bu yöntemleri doğrultusunda eserler telif etmişlerdir. Bu araştırmamızda iki ilim dalının bu farklılıklarını Abdurrahim el-Kureşî`nin ``Miftahu’l-Makâsıd ve Misbahu’l-Marasıd fi Ziyareti Beyti’l-Makdis`` adlı eseri ile ed-Diyaul Makdisî`nin ``Fedâilu Beyti’l-Makdis`` adlı eseri çerçevesinde ele aldık. Bu çalışmada tarihçiler ve hadisçilerin yöntemleri ile alakalı bazı sorulara cevap bulmaya çalışacağız. Bu sorular; her iki ilimde olayların konusuna göre sırasıyla aktarılıp aktarılmadığı, olayın aslının tarihi rivayet olması dolayısıyla iki ilmin de isnadlı rivayet yolunu tutup tutmadığı, dayandıkları kaynakların neler olduğu, olayları açıklamak ve aralarında ki bağlantıları araştırmak için çaba gösterilip gösterilmediği, senet ve metin tenkidi yapıp yapmadıklarının ortaya konulmasıdır. Sonuçta; Hadisçiler ve tarihçilerin her ne kadar amaçları ve araştırdıkları olayların konusu bir ise de kitaplarındaki konu dağılımı, kitaplarındaki yol ve yöntemleri, dayandıkları ilmi kurallar farklılık göstermektedir. Tarihi kitaplar ve hikaye kitapları araştırılan tarihi olayın portresinin tamamlanabilmesi için tarihi olayları akışına göre dizer. Bundan dolayı senedi zikretmek bu olay örgüsüne zarar verebilir. İbn Şays de Kudüs`ün faziletlerini aktarırken bu tarihi örüntüye dayanmış, senedleri ve başka haberleri işlememiştir. Bunu yaparken olayların zaman sırasına dikkat etmiştir. Buna karşın Diyâ`nın hedefi ise Kudüs`ün faziletleri hakkında ki hadisleri senedleri ile zikretmek olmuştur. İbn Şayis çeşitli kaynaklara dayanmıştır. Başta İslami kaynaklara dayanmıştır ki bunların başında da Kur`an-ı Kerim gelir. Sonrasında nebevi sünnetler, alimlerin kaleme almış olduğu eserler ve bunlara ek olarak semâ yoluyla almış olduğu ve kendisinin şahid olduğu önemli olaylar olmuştur. Hadisçi olan Diyâ ise sadece nebevi hadisleri aktarmıştır. Bundan dolayı Kudüs`ün faziletleri hakkında Peygamberin söylediği, müslümanları ilgilendiren; İsrâ, Mi`rac ve deccalın ortaya çıkışı gibi önemli hadisleri aktarmıştır. Tarihçiler Kur`an`a, mütevatir sünnete, müşahede edilmiş bir olaya veya mütevatir olmuş bir olaya aykırı olmayan her türlü haberi kabul ederler. Bundan dolayı İbn Şayis Peygamber efendimizin; İsrailoğullarından nakilde bulunmanızda sakınca yoktur. hadisine dayanarak İsrailoğulları hakkında fazlaca nakilde bulunmuş hatta akla ve mantığa uymayan bazı israiliyat haberlerini de eleştirmeden aktarmıştır. Bundan dolayı bunların birçoğunun zayıf olduğunu söylersek mübalağa etmiş olmayız. Hadisçiler ise önce kaynağa daha sonrada kaynağın güvenirliliğine önem vermişlerdir. Buna bağlı olarak Diyâ el-Makdisî eserindeki hadisleri senedleri ile zikredip hadis metinlerini eleştirmeden bazen bu senedleri kendisi eleştirmiş bazen de diğer âlimlerin sened hakkında ki görüşlerini aktarmaktan geri durmamıştır. İbn Şayis ise sened zikretmemekle beraber metin tenkidini de ihmal etmiştir. Aynı zamanda İbn Şayis de kitabında önceki ümmetlerin haberlerinden ders çıkarıp faydalanmayı, nasihat etmeyi ve kendi kişisel görüşlerini aktarmayı da ihmal etmemiştir. Bu ise tarihçinin sadece olay örüntülerini aktarmadığını, aksine bu olayların tefsirine indiklerini, olaylar arasındaki bağlantıları da aktardığını ifade etmektedir. Buna karşın Diyâ`nın kitabının konusu ise Kudüs`ün faziletleri hakkında varid olmuş hadislerdir. Okuyucu kendi başına bu hadislerden vaaz ve nasihatler çıkarabilmektedir. Bu saydığım farklılıklar çalışma esnasında ortaya çıkardığım önemli farklılıklardır. Bu farklılıklar her ne kadar hadisçiler ve tarihçilerin yöntemine göre farklılık gösteriyor olsa da ancak bazen bir tarihçiden diğerine ve bir hadisçiden bir diğerine de aynı şekilde farklılık gösterebilmektedir. Umulur ki bu alanda da en çok fayda sağlayacak olan; her iki tarafın sened ve metin tenkidine önep verip bu ikisini ihmal etmemesidir. Bundan dolayı da tarihçiler ve hadisçiler arasında ortak konularda çalışmalar ve incelemeler yapmak bu anlamda İslam kütüphanesini zenginleştirir. Baştan sona hamd Allah`adır.Keywords : Beytül Makdis, Muhaddisler, Tarihçiler, İsnadlar, Fedâil
ORIGINAL ARTICLE URL
