- İlahiyat Akademi
- Sayı: 21
- Kemâleddîn İbnü’l-Hümâm’ın Meâd Tasavvuru: Yeniden Diriliş Bağlamında Bir Eskatolojik Analiz...
Kemâleddîn İbnü’l-Hümâm’ın Meâd Tasavvuru: Yeniden Diriliş Bağlamında Bir Eskatolojik Analiz
Authors : Tarık Tanrıbilir
Pages : 355-380
Doi:10.52886/ilak.1636697
View : 91 | Download : 52
Publication Date : 2025-06-29
Article Type : Research Paper
Abstract :Kemâleddîn İbnü’l-Hümâm (ö. 861/1457), âhiretin zorunluluğunu temellendirirken yalnızca naklî delillere dayanmaz, aynı zamanda bu delillerin aklî çıkarımlar açısından da bir istidlal kaynağı teşkil ettiğini de düşünür. Onun bakışına göre, yeniden dirilişi salt ruhanî bir olgu olarak değerlendirmek, meselenin sınırlarını daraltmakta ve bedensel dirilişin ihmal edilmesine yol açmaktadır. Bu durum ise nihayetinde yeniden diriliş inancının inkârıyla eşdeğer bir durumu beraberinde getirmektedir. Bu iddianın ardında yatan mantık, bedensel dirilişin teorik özü itibariyle yalnızca aklî değil, aynı zamanda naklî delillerle desteklenmiş olmasıdır. Bu bağlamda İbnü’l-Hümâm, ilk yaratma eyleminin yaratıcısı olan Allah’ın ikinci kez yaratma kapasitesine de sahip olduğunu vurgulayarak, ontolojik kapasiteye dayalı bir yeniden diriliş imkânı tasarlar. Dahası, bir kez var olabilen her şeyin yeniden var olabileceği ontolojik ilkesi de bu düşünceyi desteklemek için ileri sürülür. Bedensel dirilişi savunan teologlar, insan bedenini iki temel kategoriye ayırmışlardır: aslî ve zâid unsurlar. Bu sınıflandırmaya göre, bireyin kimliğini ve fiziksel varlığını belirleyen aslî unsurlar, varlığının devamlılığı için gereklidir ve zaman içinde değişmeyen sabit yapıları ifade eder. Buna karşılık, zâid unsurlar; yaşamsal süreç boyunca değişime açık olan ve bireyin ontolojik özünü doğrudan etkilemeyen yapılardır. Çağdaş biyolojik veriler ışığında, şu anki bilgilerimiz doğrultusunda yaşam boyunca yenilenmediği kabul edilen beyin ve sinir hücreleri, bireyin fiziksel varlığını belirleyen temel unsurlar arasında değerlendirilebilir. Bu kavramsal çerçevede, insanın fiziksel kimliğinin korunması, bu statik unsurların yeniden canlandırılmasıyla sağlanabilir. Öte yandan, klasik İslam düşüncesindeki metafizik ruh ve ahiret tasavvurları ile çağdaş deneysel zihin araştırmaları arasında dikkat çekici benzerlikler göze çarpmaktadır. İslam filozoflarının ruh ve yeniden diriliş anlayışları, modern metapsişik çalışmaların ortaya koyduğu bazı yaklaşımlarla anlamlı bir uyum içindedir. Her iki bakış açısında da ruhun ya da zihnin beyinle sınırlı olmayan, onu aşan bir varlık olduğu yönünde belirgin bir ortak kanaat oluşmaktadır. Yeniden diriliş bağlamında İbnü’l-Hümâm, hem yok olmuş varlıkların yeniden yaratılmasını hem de dağılmış unsurların tekrar bir araya getirilmesini aklen mümkün görür. Bu, bir kez varlığa gelebilen bir varlığın, yok olduktan sonra tekrar var olma potansiyeline sahip olduğu önermesine dayanır. Yeniden diriliş kavramı, Allah’ın her şeyi kuşatan ilmi sayesinde varlıkların anatomik yapısını bütünüyle bildiği ve onları aslına uygun biçimde yeniden yaratma kudretine sahip olduğu inancıyla daha da temellendirilir. Bununla birlikte, bedensel dirilişin doğası hakkında kesin bir hüküm vermekten kaçınır. Onun bakış açısına göre, ahiret hakkında en güvenilir ve nihai bilgi kaynağı vahiydir. Bu konuda epistemik kesinlik bulunmadığından, yalnızca rasyonel argümantasyon yoluyla kesin bir yargıya varma olasılığı ortadan kalkar. İbnü’l-Hümâm, bedensel dirilişle ilgili her iki görüşün de makul olduğunu kabul etmekle birlikte, insanın fiziksel varlığının tamamen yok olmasından sonra yeniden yaratılması kavramına yönelik bir tercihini ifade eder. Bununla beraber, sahih hadislerde atıfta bulunulan “acbü’z-zeneb”in (kuyruk sokumu kemiği) yok edilmeyeceğini, varlığını sürdüreceğini ileri sürer. Modern fizik alanı, insan bedeninin mutlak yok oluşu veya biçimsel dönüşüm yoluyla varlığının devamı sorusunu aydınlatma potansiyeline sahiptir. Enerjinin korunumu ilkesi olarak da bilinen termodinamiğin birinci yasası, insan bedeninin yok olmayacağını; bunun yerine farklı bir forma dönüşeceğini varsayar. Bu teorik çerçeve, insan bedeninin ölümden sonra mutlak yok oluşa uğramaktansa, biçimsel bir dönüşümle varlığını sürdürebileceği fikrine kapı aralar.Keywords : Kelâm, Meâd, Ruh, Ölüm, İbnü’l-Hümâm.
ORIGINAL ARTICLE URL
