- Kader
- Cilt: 23 Sayı: 2
- Ferhârî’nin (ö.1239/1823) Îmân-ı Kâmil İsimli Manzum Akāid Risalesindeki İtikādî Perspektif...
Ferhârî’nin (ö.1239/1823) Îmân-ı Kâmil İsimli Manzum Akāid Risalesindeki İtikādî Perspektif
Authors : Mustafa Aykaç
Pages : 595-616
Doi:10.18317/kaderdergi.1779747
View : 99 | Download : 126
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Ferhârî bugünkü Pakistan’ın Pencap bölgesindeki Mültan iline bağlı Ferhâr köyünde yaşayan ve 1239/1823 yılında vefat eden sûfî karakterli bir din âlimidir. Yaşadığı bölge tasavvufî açıdan oldukça zengin bir muhittir. Vahdet-i vücûtçu bir tasavvufî kişiliğe sahip olan Ferhârî’nin itikat alanına dair dört eser yazdığı bilinmektedir. Bu dört eserden Îmân-ı Kâmil adlı manzum akāid risalesi kısa ama itikādî konuların hemen hemen hepsine özetle değinen bir risaledir. Bu risale ülkemizde pek bilinmemektedir. Urduca kelimelerin de kullanıldığı bir Farsçayla yazılan bu manzum eser, iki yüz doksan yedi beyitten oluşmaktadır. Risalenin telif sebebi Hz. Peygamber’in soyundan gelen ve Ferhârî’nin çok sevdiği bir kişinin özel isteğidir. Çalışmamızda, müellifin söz konusu risalesinde ele aldığı konular; bilgi ve varlıkla ilgili meseleler, ilâhiyyâtla ilgili konular ve sem’iyyâtla ilgili hususlar olmak üzere üç başlık altında incelenmiştir. Ferhârî’nin görüşleri değerlendirilirken ondan önce yaşayan diğer manzum akāid risale müellifleri olan Ûşî (ö. 575/1179), Hızır Bey (ö. 863/1459), Erzurumlu İbrahim Hakkı (ö. 1194/1780) ve Tokatlı İshak Zencânî (ö. 1090/1656)’nin risalelerinden de faydalanılmıştır. Ferhârî’nin risalesinde ele aldığı konulardaki kanaatleri incelendiğinde onun Ehl-i sünnet mezhebi taraftarı olduğu anlaşılmaktadır. Onun Ehl-i sünnet mezhebini öven kendi ifadeleri de aynı hususu desteklemektedir. İmanın tanımı, imanda istisna, nübüvvette cinsiyet gibi meselelerdeki görüşleri onun Ehl-i sünnet içinden de Hanefî/Mâtürîdî ekolünü benimsediğini göstermektedir. Bununla beraber müellif te’vil, haberi sıfatlar, Allah’ın sıfatlarının zatının aynı mı gayrı mı olduğu, husun-kubuh gibi kelâmın tartışmalı olan meselelerine hiç değinmemektedir. Aynı şekilde felsefî kelam dönemi telif metodundan farklı olarak risalesinde bilgi ve varlık bahislerine hiç girmemektedir. Bu hususlar Ferhârî’nin kelâm metodundan uzak kalmaya çalıştığını göstermektedir. Buna göre (bu eser bağlamında) Ferhârî’nin bir Ebû Hanîfe takipçisi olarak fıkıhçı Hanefîlerden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ferhârî’nin manzum akāid metnine tasavvufî bakış açısını da yansıttığı görülmektedir. Allah ve sıfatları konusunu ele alırken ilmin Allah’la ilgili konularda yetersiz olduğunu, bu amaca ulaşmak için manevî bir rehbere uymanın gerekli olduğunu söylemektedir. Aynı şekilde kader meselesini ele alırken kulların fiillerinin oluşumuna değinmekte ve tasavvufî bakış açısını izhar etmektedir. Ferhârî kulların fiillerinin vahdet-i vücutçu anlayışa uygun olarak kulların Allah’ın ilmindeki a‘yân-ı sâbitelerine göre gerçekleştiğini söylemektedir. Yine Ehl-i beyt sevgisini genişleterek seyyid ve şeriflerin diğer insanlardan üstün olduğunu belirtmektedir. Bu hususları onun akāid risalesindeki tasavvufî tezahürler olarak kabul etmek mümkündür.Keywords : Kelâm, Hanefîlik, Ferhârî, Manzum akāid risalesi, Hint Alt Kıtası
ORIGINAL ARTICLE URL
