Deleuze’ün Zaman-İmgesi Bağlamında The Lighthouse Filmi Üzerine Bir Analiz
Authors : Seda Aytaş
Pages : 215-231
Doi:10.51118/konsan.2025.67
View : 54 | Download : 151
Publication Date : 2025-12-26
Article Type : Research Paper
Abstract :Gilles Deleuze’ün sinema felsefesi, zamanı yalnızca hareketten türeyen bir sonuç olarak değil, doğrudan deneyimlenebilen bir düşünme biçimi olarak ele alır. Deleuze’ün zaman-imge kavramı, klasik sinemanın eyleme dayalı anlatı yapısının çözülmesiyle ortaya çıkar; algı, bellek ve düşünce, sinemanın temel işleyişini belirleyen yeni unsurlar hâline gelir. Bu çalışma, Robert Eggers’ın The Lighthouse (2019) filmini Deleuze’ün zaman-imge, kristal-imge ve herhangi-mekân kavramları doğrultusunda incelemektedir. Film, duyusal-motor şemanın çöktüğü bir yapı kurar; karakterler eylem üretemez, algı ve düşüncenin içinde sıkışan bilinçler hâline gelir. Eggers’ın siyah-beyaz görüntü estetiği, mekânı yalnızca bir arka plan olmaktan çıkarıp soyut bir düşünce alanına dönüştürmektedir. Bu mekân, Deleuze’ün modern sinemada tanımladığı herhangi-mekânın çağdaş bir karşılığıdır. The Lighthouse aynı zamanda gerçek ile sanalın, şimdiki zaman ile geçmişin, bilinç ile halüsinasyonun iç içe geçtiği bir kristal-imge evreni oluşturmaktadır. Filmin yarattığı bu alan, psikolojik gerilimin ötesine geçerek zamanın, algının ve aklın doğasına ilişkin felsefi bir sorgulamaya dönüşmektedir. Çalışmanın bulguları, The Lighthouse’un modern sinemada zamanın doğrudan temsiline ilişkin en dikkat çekici örneklerden biri olduğunu göstermektedir. Eggers’ın sinematografisi, Deleuze’ün düşünen sinema kavramını somut bir deneyime çevirir. Film, eylemin yerini düşünceye, anlatının yerini zamansal belirsizliğe bırakarak sinemanın felsefi potansiyelini yeniden görünür hale getirmektedir.Keywords : The Lighthouse, Gilles Deleuze, Zaman-İmge, Kristal-İmge
ORIGINAL ARTICLE URL
