- Oksident
- Cilt: 7 Sayı: 2
- Roma İmparatorluk Çağı İskenderiyesi’nde Kyprianos Salgını ve Platon’un Felsefesinin Dönemin Filoloj...
Roma İmparatorluk Çağı İskenderiyesi’nde Kyprianos Salgını ve Platon’un Felsefesinin Dönemin Filolojik Kaynaklarına Etkisi
Authors : Umut Dinç
Pages : 359-373
Doi:10.51490/oksident.1675142
View : 265 | Download : 155
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Roma İmparatorluğu için İskenderiye şehri uzun yıllar önemini korumuştur. Hem Doğu Akdeniz’e hâkim stratejik konumu hem de Hellenistik kültürün merkezi olması gelişmiş şehir örgütlenmesine, kültürel ve entelektüel faaliyetlerin şehirde özgürce görülmesine ortam hazırlamıştır. Fakat MS III. yüzyılda yaşanan veba salgını şehrin canlılığına büyük darbe vurmuş; toplumsal, ekonomik ve hatta bireylerde psikolojik çöküşü beraberinde getirmiştir. Yaşanan ekonomik sıkıntılar ve insanların en sevdiği kişileri (ve tabii ki kendilerini) tehdit eden veba salgını doğal olarak insanın anlam arayışı içerisine girmesine neden olmuştur. Anlam arayışı içerisindeki insanın başvuru kaynaklarından birisi de yüzyıllar önce Eski Yunanca yazılan ve salgın zamanında canlılığını koruyan Platon’un eserleridir. Eserlerinde ruh-beden ilişkisini temel alan Platon’un asıl amacı ise insanın kim olduğunu ve mutluluğun kaynağını sorgulamaktır. O insanın asıl karakterinin ruhu olduğunu, bedenin ise maddi ve ölümlü bir yanılsamadan ibaret olduğunu vurgulamaktadır. Ruh beden içine hapsolmuş saf bir kimliktir. Eğer insan ölçüsüz bedensel hazlardan arınabilirse ruhunu özgür bırakmaya yaklaşacak; o an tanrısal saflık ile tekrardan biraya gelmek için uygun ortamına kavuşacağı hayali ile daha mutlu olacaktır. Önceki cümlede kısaca özetlediğimiz, çalışmamızda detaylarına yer verdiğimiz bu düşünce salgın ve kriz zamanında insanlar için anlamın temel dayanaklarından birisi haline gelmiştir. İskenderiye şehrinde uzun süredir varlığını koruyan Hellenistik felsefe, şehirde yaşayan Yahudi gruplar arasında çoktandır kendini göstermektedir. Etkileşimin örneklerinden birisi olan Yahudi Philon, Platon’un felsefesinden etkilenerek eserlerini yazmıştır. Onun tarafından MS I. yüzyılda yazılan eserler kendisinden sonraki dönemin hazırlığı niteliğindedir. MS III. yüzyılda başlayan salgın ve toplumsal kriz şehrin nüfusunu etkileyerek gündelik yaşamı tehdit eder niteliğe dönüşmüştür. Pagan Plotinos kurtuluşu Platon’un felsefesini daha da geliştirerek bulmuştur. Yeni-Platoncu olarak isimlendirilecek felsefi sistemde ruh-beden ilişkisi, bedenin geçici konumu ve ruhun kutsal bir’e ulaşma isteği çerçevesinde insanın gündelik hazlar peşinde koşmaması gerekliliği gösterilmeye çalışılmıştır. Benzer bir geliştirme İskenderiyeli Hıristiyan azizler arasında da görülmektedir. Aziz Klement ve Origenes, Hıristiyan inancını Platon felsefesi ile uzlaştırmaya hatta birleştirmeye çalışmışlardır. Onların da temel amacı Yeni-Platoncu düşünceye benzemektedir. Platon’un ruh-beden ve tanrı anlatımları Hıristiyanlık felsefesine uygulanabilir niteliktedir. Bu bağlamda onların gözünde Platon âdeta Hıristiyan din adamı gibi ruhun zaferini ve kusursuz Tanrı ile buluşmasını müjdelemektedir. Bu bilgiler ışığında çalışmamızın temel amacı Platon felsefesinin (diğer Eski Yunan felsefecilerinin bilinmesine rağmen) İskenderiyeli pagan ve Hıristiyan bilginler arasında ilgi odağı olmasının tarihsel sebeplerini anlama çabasıdır.Keywords : Dinler Tarihi, Kilise Babaları, Yeni-Platoncu Felsefe, Veba Salgını, Antik Çağ’da Hıristiyanlık, Antik Çağ’da Sudûr Düşüncesi, İskenderiye
ORIGINAL ARTICLE URL
