Büyülü Gerçekçilik Örneklerinde Benzerlikler
Authors : İlaha Ahmadova
Pages : 1-14
View : 257 | Download : 393
Publication Date : 2025-05-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Öz Büyülü gerçekçilik, yalnızca dünya çapında olağanüstü olayları ve doğaüstü unsurları bünyesinde barındırmakla kalmayan, aynı zamanda her milletin tarihsel hafızasında yer etmiş kendine özgü gizemli anlatıları, mitolojik unsurları ve halk inançlarını da edebiyat zeminine taşıyan zengin bir türdür. Büyülü gerçekçilikte gerçek ile hayalin iç içe geçmesi, okuyucunun gündelik algısını sorgulamasına neden olur. Böylece yazar, sıradan olanı sıradışı bir biçimde sunarak hem bireysel hem kolektif hafızayı yeniden kurar. Bu türde eser veren toplumların ortak özelliklerinden biri, derin köklere dayanan folklorik mirasa və sözlü halk edebiyatı geleneğine sahip olmalarıdır. Terim olarak ilk kez 1923 yılında Alman sanat eleştirmeni Franz Roh tarafından resim sanatı bağlamında kullanılmış, daha sonra 1926’da İtalyan yazar Massimo Bontempelli aracılığıyla edebiyata aktarılmıştır. Ancak büyülü gerçekçiliğin asıl yükselişi, 20. yüzyılda Latin Amerika yazarlarının eserleriyle olmuştur. Gabriel García Márquez, Julio Cortázar, Alejo Carpentier gibi isimlerle dünya literatüründe önemli bir yer edinen bu akım, zamanla Türk ve Azerbaycan edebiyatı dahil olmak üzere farklı coğrafyalarda da yankı bulmuş, yerel unsurlarla yoğrularak evrensel bir kimlik kazanmıştır. Bu makalede, çağdaş edebiyatın önemli temsilcilerinden Azerbaycanlı yazar Mevlüt Süleymanlı’nın “Göç” adlı romanı ile Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölüm” adlı eseri büyülü gerçekçilik bağlamında karşılaştırmalı bir incelemeye tabi tutulmuştur. İncelemede, her iki yazarın eserlerinde görülen ortak temalar, anlatım teknikleri ve geleneksel öğelerin modern anlatı biçimleriyle nasıl harmanlandığı ele alınmıştır. Ayrıca bu iki roman, büyülü gerçekçilik akımının dünya edebiyatındaki seçkin örnekleriyle kıyaslanmış; Süleymanlı ve Tekin’in eserlerinin, Latin Amerika başta olmak üzere bu akımın farklı coğrafyalardaki yansımalarıyla olan benzerlikleri ve özgün yönleri analiz edilmiştir. Böylece her iki metnin hem yerel hem evrensel düzlemdeki edebi değerine ışık tutulmuştur. Bu bağlamda, her iki eserde de sıradan hayatın içindeki olağanüstü olayların doğal bir gerçeklik gibi sunulması, büyülü gerçekçiliğin temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Süleymanlı’nın halk inanışlarından beslenen anlatımı ile Tekin’in masalsı dili, yerel unsurları evrensel bir kurguya dönüştürmektedir. Böylece her iki yazar, bireysel ve toplumsal hafızayı yeniden inşa ederken, okuru da gerçekle düş arasında salınan özgün bir anlatı evrenine davet etmektedir.Keywords : Büyülü Gerçekçilik, Roman, Edebi Analiz, Latife Tekin, Mevlüt Süleymanlı.
ORIGINAL ARTICLE URL
