- BELLEK Uluslararası Tarih ve Kültür Araştırmaları Dergisi
- Cilt: 7 Sayı: 2
- ATATÜRK’ÜN ŞAHSİ MESELESİNDE HATAY
ATATÜRK’ÜN ŞAHSİ MESELESİNDE HATAY
Authors : İsmail Görgen
Pages : 210-233
Doi:10.52735/bellek.1845174
View : 72 | Download : 71
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Türkiye’nin en güneyinde, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’e çıkış kapısı olan Hatay, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlik hayatının ilk yıllarında başlayıp ömrünün sonuna kadar sürekli ilgilendiği önemli bir yerdir. Birinci Dünya Savaşı sonlarında Suriye Cephesi’ne Yedinci Ordu Komutanı olarak atanan Mustafa Kemal Paşa, savaşın son mücadelesini burada verip düşmanı Anadolu sınırlarında durdurarak Türkiye’nin güney sınırlarını Antakya’nın güneyinden geçecek şekilde belirleyip tespit etmiştir. Hatay’ın stratejik konumunun ve kırk asırlık Türk yurdunun milli politikadaki yerinin farkında olan Atatürk işgallere karşı burada yürütülen Milli Mücadeleye maddi, manevi yönden destek vermiştir. Anadolu’da yürütülen Milli Mücadele sürecinde doğuda Ermenilerle, batıda İngiliz desteğindeki Yunanlarla mücadele edilirken güney Anadolu’da Fransa ile yapılacak bir barışın önemini kavramıştır. Fransızların da talebiyle 1921 tarihli Türk-Fransız Antlaşması yapılmıştır. Bu Anlaşmaya göre Hatay bölgesi Türkiye sınırları dışında kalmıştır. Buranın kurtuluşunu Anadolu’da yürütülen Milli Mücadele’nin başarısına bağlayan Atatürk Hatay davasından vaz geçmemiştir. Atatürk Misak-ı Milli’ye dahil olmasına rağmen henüz anavatana katılmamış olan Hatay’ın biran önce anavatana katılmasını görmek istiyordu. Fakat bunu yaparken uluslararası denge bozulmamalıydı. 1922’de Batı Anadolu tamamen Yunan işgalinden kurtulmuş ve Atatürk liderliğinde yürütülen Milli Mücadele Başarıya ulaşmıştır. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’ndan sonra Atatürk için halledilmesi gereken en önemli meselelerden biri de Hatay meselesiydi. Atatürk 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden sonra Türkiye için halledilmesi gereken bir mesele kaldı o da Hatay meselesidir demiştir. Atatürk liderliğindeki Türkiye’nin ve Tayfur Sökmen öncülüğündeki Hatay Türk halkının çabalarıyla Hatay 1938’de Bağımsızlığına kavuşmuştur. Tayfur Sökmen de Hatay’ın ilk ve son Cumhurbaşkanı olmuştur. Hatay’ın sahip olduğu değerlerin ve potansiyelin farkında olan Mustafa Kemal Atatürk bu meselenin çözümü için ömrünün sonuna kadar mücadelesine devam etmiştir. Bu çabalarıyla Hatay halkının işgal ve manda idaresinden kurtulmasını sağlayan Atatürk, Anavatan’a ilhakın da önünü açmıştır. Nihayetinde Hatay 1939’da Anavatana katılmış, böylece Atatürk’ün benim şahsi meselemdir dediği Hatay konusu başarıyla sonuçlanmıştır. Belki Hatay’ın 1939’da Anavatana katılımını görmeye ömrü yetmemiş fakat Hataylı her bir ferdin ve Türk milletinin gönlünde, sinesinde, vicdanında ve duasında yaşamaya devam etmiştir. Atatürk’ün Şahsi Meselesinde Hatay başlıklı bu çalışmanın hazırlanmasında biyografilerden, arşiv kaynaklarından, anılardan, birinci el kaynaklarından ve telif eserlerden yararlanılmıştır. Bu çalışmada Mustafa Kemal Atatürk’ün önce Hatay Milli Mücadelesinin verilmesinde, daha sonra bağımsızlığını kazanmasında en son da Anavatana katılmasında nasıl bir strateji ve politika yürüttüğü tüm ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Bu çalışma aynı zamanda Atatürk’ün gözünde olduğu kadar günümüzde de Hatay’ın ne kadar önem arz ettiğinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.Keywords : İskenderun Sancağı, Hatay, Atatürk, Bağımsızlık, İlhak
ORIGINAL ARTICLE URL
