- Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 27 Sayı: 27
- Reddiye Geleneğinde Tahrif ve Tebşîratın Yeri ve Abdullah et-Tercüman'ın Katkıları
Reddiye Geleneğinde Tahrif ve Tebşîratın Yeri ve Abdullah et-Tercüman'ın Katkıları
Authors : Fikret Soyal
Pages : 117-141
Doi:10.51553/bozifder.1653772
View : 40 | Download : 19
Publication Date : 2025-06-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu çalışma, İslâm düşünce geleneğinde önemli bir yere sahip olan reddiye literatürü çerçevesinde, Hıristiyanlık eleştirilerini “tahrif” ve “tebşîrat” kavramları üzerinden değerlendirmekte ve bu bağlamda Abdullah b. Abdullah et-Tercüman’ın (ö. 832/1429) katkılarını incelemektedir. Katolik bir rahipken İslâm’ı kabul eden ve Anselmo Turmeda adıyla bilinen Tercüman, Tuḥfetü’l-erîb fi’r-red ʿalâ ehli’ṣ-ṣalîb adlı eseriyle Hıristiyanlık eleştirisini hem bilgi hem yöntem açısından farklı bir düzleme taşımıştır. Reddiye geleneği, İslâm dünyasında Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlerin teolojik öğretilerine karşı geliştirilen eleştirileri içermektedir. Bu geleneğin temel kavramlarından biri olan “tahrif”, ilahî kitapların zamanla insanlar eliyle değiştirildiğini ve orijinal mesajdan saptığını ifade eder. “Tebşîrat” ise, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin önceki kutsal metinlerde müjdelendiği inancına dayanır. Tercüman’ın çalışması, bu iki kavram etrafında şekillenmiş olup hem teolojik hem de metinsel açıdan özgün katkılar sunar. Üç ana bölümden oluşan eserin üçüncü ve en geniş kapsamlı bölümü Hıristiyan inançlarının eleştirisine ayrılır. Bu bölümde, dört İncil arasındaki metinsel çelişkiler, Hıristiyan mezheplerinin görüş ayrılıkları ve Pavlus’un Hıristiyanlık üzerindeki etkisi gibi konular detaylandırılır. Tercüman, mevcut dört İncil’in yazarlarının Hz. İsa ile doğrudan bağlantılarının bulunmadığını ve metinlerin birbirinden farklı ifadeler içermesinin, kutsal kitapların tahrif edildiğine delil olduğunu öne sürer. Yazar, Hıristiyanların Hz. İsa’ya tanrılık vasfı atfetmelerini, İncil metinlerindeki bazı ifadelerle çürütmeye çalışır. Ona göre Hz. İsa’nın bir insan ve peygamber olduğu yönündeki deliller bizzat İncil’in içinde bulunmaktadır. Tercüman ayrıca, Pavlus’un Hıristiyanlık inancına getirdiği felsefi etkilerle dini özünden uzaklaştırdığını ve hakikatin üzerinin bu sayede örtüldüğünü belirtir. Bu noktada, Tercüman’ın kullandığı delillerin çoğunlukla Hıristiyan kutsal metinlerinden seçilmiş olması dikkat çeker; bu yaklaşım onu klasik reddiye yazarlarından ayıran önemli bir özelliktir. Tebşîrat kısmında ise Hz. Muhammed’in peygamberliğinin Tevrat, Zebur ve İncil’de yer aldığı iddialarına odaklanılır. Tercüman, özellikle “Paraklit” kavramının Hz. Muhammed’i ifade ettiğini, “Farân dağlarından doğdu.” gibi ifadelerin Mekke ve Hicaz bölgesine işaret ettiğini savunur. Bu yorumlarıyla Tercüman, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin önceki ilahî kitaplarda açık ya da örtük biçimde yer aldığını ifade eder. Özellikle Yeşaya ve Mika gibi metinlerdeki sembolik anlatımların İslâm peygamberiyle ilişkili olduğunu öne sürer. Tercüman’ın bu yorumları, kelâm geleneğindeki “beşâirü’n-nübüvve” anlayışıyla paralellik göstermekte ve nübüvvetin ispatı açısından önemli bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Tercüman yalnızca teolojik bir savunma yapmamakta; aynı zamanda metin merkezli tarihsel bir analiz ortaya koymaktadır. Sonuç olarak Tercüman’ın reddiye anlayışı, klasik İslâm reddiye geleneğine özgün bir katkı sunmaktadır. Naklî delillere dayanarak yaptığı eleştiriler, onu aklî delillere ağırlık veren önceki yazarların ötesine taşımakta, Hıristiyan metinlerinin iç tutarsızlıklarını vurgulayarak İslâm’ın tevhîd anlayışını savunmaktadır. Bu yönüyle Tuḥfetü’l-erîb sadece bir teolojik metin değil aynı zamanda tarihsel, metinsel ve polemiksel bir inceleme niteliğini haizdir. Klasik ve çağdaş kaynaklara dayanarak hazırlanan çalışmada, öncelikle reddiye geleneğinde tahrif ve tebşîrat konusu incelenmiş ardından Tercüman’ın konumu tespit edilmiştir. Bu tespitten sonra onun eserini hem içerik hem yöntem açısından analiz etmek amaç ve hedef olarak belirlenmiştir. Tercüman’ın yaklaşımı, hem İslâm-Hıristiyan ilişkileri bağlamında hem de teolojik tartışmaların dönüşümü açısından önemli bir kaynak olmaya devam etmektedir.Keywords : Kelâm, Reddiye, Nübüvvet, Tahrif, Tebşîrat, Abdullah et-Tercüman
ORIGINAL ARTICLE URL
