- Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 12 Sayı: 2
- Yüksek Din Öğretiminde Farklı Bir Tecrübe: Yüksek İslam Enstitüsü
Yüksek Din Öğretiminde Farklı Bir Tecrübe: Yüksek İslam Enstitüsü
Authors : Muhammet Şevki Aydın
Pages : 674-698
Doi:10.51702/esoguifd.1678104
View : 95 | Download : 147
Publication Date : 2025-09-15
Article Type : Research Paper
Abstract :Cumhuriyet döneminde din eğitimi gibi son derece önemli ve temel bir mesele, çoğu zaman çeşitli sebeplerle toplumda teşekkül etmiş olan aşırı karşıtlıklar üzerinden ele alınmış ve tartışılmış, hatta polemik konusu haline getirilmiştir. Bu hengâmede, din eğitiminin varlığını tartışmaktan öteye geçilmemiş; niteliği ve nasıllığını konu etmeye pek vakit bulunamamıştır. İşte, karmaşık siyasal ve toplumsal bağlamda cereyan eden bu itiş kakış sürecinde toplumun büyük çoğunluğu tarafından hüsnü kabul gören Yüksek İslâm Enstitüsü’nün ömrü, ancak yirmi üç yıl sürebilmiştir. Burada, bu kurumu ana hatlarıyla ele alıp değerlendirmeye çalışacağız. Ancak bu değerlendirme, onun üzerinden son derece sınırlı da olsa, din eğitimi konusunda bir dönem ve o dönemdeki toplumsal şartların, zihniyet kutuplaşmalarının, ideolojik yaklaşımların kavranmasına ve tarihsel-siyasal arka planın anlaşılmasına da katkı sağlayacaktır. Gerekli veriler, ilgili literatür ve belgeler taranarak elde edilip yorumlanmıştır. İlahiyat Fakültesi, hem dindarlık hem de çağdaşlık adına meşruiyeti sorgulanan kurum olmuştur. Din adına İlahiyata tepki duyan dindar kesim, “mahiyetçe İlahiyat Fakültesi’nden farklı, doğrudan İslam’ı araştıran ve bu dinin mümini olan din bilginleri yetiştirecek bir eğitim müessesesi kurulmasına ihtiyaç” olduğunu belirterek yeni arayışlara girişmişler ve zorlu mücadeleler sonucunda dört yıllık Yüksek İslâm Enstitüsü 1959 yılında İstanbul’da açılmış ve zamanla sayıları sekiz olmuştur. 1982 yılında İlahiyat Fakültesine dönüştürülmüşlerdir. Açılışında ciddi engellemelerle karşılaşan bu kurumun yirmi üç yıllık ömrü boyunca, programının geliştirilmesinden akademik yapılanmasına bütün unsurları, istenen nitelikte gerçekleştirilememiş; oyalamalarla, engellemelerle ve rastgele değişikliklerle sürüncemede bırakılmıştır. Buna rağmen, halkın nazarında olabildiğince itibarlı mezunlara sahip olmuş; toplumun büyük kesiminin desteğini arkasına almıştır. İlahiyat ile Enstitü’nün kadrolarının kimliği, din anlayışları, İslâmî ilimlere vakıf olma düzeyleri ve statüleri birbirinden oldukça farklılık göstermiştir. İlahiyat ve Enstitü mensuplarında karşıtlık psikolojisi oluşmuştur. İlahiyat mensupları, Enstitü mensuplarını biraz molla/medrese kafalı, metodoloji ve sistematik düşünceden uzak, yeni gelişmelerden, batıdaki çalışmalardan habersiz; Enstitü mensupları da onları Arapçaya ve dinî ilimlere vukufu zayıf, daha laik/modernist ve sisteme daha yakın bulmuştur. 1977 yılında Enstitülere tahsis edilen 100 asistanlık kadrosuna atanan elemanların tez hazırlama çalışmaları üzerinden İlahiyat Fakültesi ile diyalojik ilişkilerin başlatılıp bilgi alış verişinde bulunma kanallarının açılması, bu iki kurumun öğretim elemanları arasında yakınlaşma ve fikrî benzeşmelerin önünü açmıştır. Yüksek İslâm Enstitüleri, İlahiyata kıyasla nispeten olumlu eğitsel işlevlerine rağmen, bilimsel araştırmalar yapma hususunda kendini pek gösterme imkânı bulamamıştır. Geneli itibariyle, ilmî dinamizmi yeterince üretememiş; daha ziyade içine ve geçmişe kapanarak zamanın ruhundan, insanî, toplumsal ve kültürel gerçekliklerden bir ölçüde kopup İslâmî ilimler alanında daha çok tekrarcılık ve aktarmacılık anlayışıyla yol almışlardır. Yüksek İslâm Enstitüleri, İslâm dininin öteden beri istikrarı ve itidali temsil eden geleneksel ana çizgisini, din hizmetinin gerektirdiği kucaklayıcı anlayışı koruyarak eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmeye çabalamıştır. Örnek ahlaki tutum ve davranışlarıyla bariz biçimde toplumda kendini gösteren ve toplumun takdirine mazhar olan İmam-Hatip Okulu öğrencileri, Yüksek İslâm Enstitülerinde de bu örnekliği sürdürme imkânına kavuşturulmuştur. Ülkemizde ve çevresinde din merkezli siyasal ve toplumsal oluşumların ve ideolojik çekişmelerin yoğun ilgi gördüğü bir dönemde bu kurumların mezunları, İslâm’ın öngördüğü mutedil dindarlığı olabildiğince temsil etmişlerdir.Keywords : Din Eğitimi, Yüksek Din Öğretimi, Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi, Kurumsallaşma
ORIGINAL ARTICLE URL
