- Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Volume:6 Issue:12
- OSMANLI TOPLUMUNDA AHÂLİ HUZURSUZLUKLARI: KIZ VE ÇOCUK KAÇIRMA OLAYLARI
OSMANLI TOPLUMUNDA AHÂLİ HUZURSUZLUKLARI: KIZ VE ÇOCUK KAÇIRMA OLAYLARI
Authors : Gül Hanım Göktaş Cengiz, Rahime Özdamar
Pages : 599-612
Doi:10.53718/gttad.1392624
View : 86 | Download : 61
Publication Date : 2024-07-20
Article Type : Research Paper
Abstract :19. yüzyıl sonları 20. yüzyıl başları Osmanlı Devleti’nin dönem itibariyle hem içeride hem de dışarıda pek çok sıkıntıyla uğraştığı devirlerdir. 93 harbi sonrası imzalanan Berlin antlaşması, çok uluslu bir imparatorluğu teşkil eden Osmanlı için âdeta ayrılıkçı hareketlerin zirveye tırmanışı olmuştur. Stratejik konumu hasebiyle hâkimiyetin kurulduğu ilk dönemlerden itibaren oldukça önem verilen Balkan toprakları milliyetçilik isyanları ve dış devletlerin de müdahaleleriyle bu ayrılıkçı emellerin merkezi hâline gelmiştir. Merkeze uzak olması, gayr-i müslimlerin yoğun olarak buralarda ikâmet etmiş olmaları dış mihrakların bölgede etkin bir şekilde faaliyet göstermelerine sebep olmuş, dağa çıkan eşkıyaların komitacılık faaliyetlerinin yayılmasını sağlamıştır. Rumeli’de faaliyetlerini sürdüren eşkıyaların özellikle ahali karmaşası çıkarma amacında oldukları Müslüman gayr-i müslim ayırt etmeksizin ahali çocuk ve kızlarını kaçırmalarından anlaşılmaktadır. Fidye karşılığı yapmaları dışında, köylere zarar verme ya da bünyesine daha çok insan desteği sağlama ve bir güç ispatı yapma amacında oldukları da göz ardı edilmemelidir. Özellikle Bulgar çeteleri eşkıyalık olayları ile 19. yüzyıl sonlarında arşiv belgelerine yansımışlardır. Halkın bizzat bunlara karşı mücadele içerisine girmemeleri için bölgeye sürekli takviye birlikler gönderilmiş, asayiş probleminin yoğun olduğu bölgelerde devriyeler sıklaştırılmıştır. Ancak, burada çetelerin amacının Avrupa’nın dikkatini çekmek ve onların müdahaleleriyle olayları daha da çetrefilli hâle getirmek istedikleri anlaşılmaktadır. Müslüman gayr-i müslim cemaatleri arasında yaşanan kız kaçırma olaylarında özellikle Avrupalı devletlerin müdahalesinden sakınıldığından elden gelen tedbirlerin uygulandığı görülmüştür. Bu sebeple halk arasında öne çıkan hitabet gücü kuvvetli kişilerden oluşan nasihat heyetleri ya da mültezimler ahaliyi veya tarafları teskin etme amacıyla görevlendirilmişlerdir. Olayların bir an önce şahsi mesele hâlinden çıkarılarak kızların bulunması, ailelerine teslimi veya evlilikle sonuçlandırılması mümkünse bu yola gidildiği olmuştur. Burada yetkililerin bölgenin güvenliğiyle huzur ve sükûnunu sağlamayı ön plânda tuttukları anlaşılmaktadır. Hatta bazı kızların kaçtıktan sonra güvenli buldukları Müslüman evlerinde ikâmet ediyor olmaları dikkat çekicidir. Bunun dışında Anadolu’da meydana gelen çocuk ve kız kaçırma olaylarının bu dönem ayaklanma hâlinde bulunan Ermeniler ya da buraya göçlerle gelen ekonomik durumu yetersiz Çerkesler arasında yaşandığı görülmüştür. Ermenilerin Rumeli’deki kız kaçırma vakalarında yaşandığı gibi ahali karmaşası veya sosyal huzursuzluk çıkarma amacında oldukları anlaşılmıştır. Halk arasında bireysel denebilecek kız kaçırma vakalarında da ceza kanunnamelerinde zikredilen cezaların uygulanması amacıyla tutuklamaya gidildiği veya mümkünse nikâh akdi gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Ancak burada da istenmeyen darp, yaralama ve ölüm gibi hâdiseler yaşanmıştır. Yine devletin halk arasında bu türden olaylar sebebiyle nümayiş problemlerini engellemeye çalıştığı bölge huzur ve refahını sağlamayı ön planda tuttuğu düşünülmektedir. Devletin içinde bulunduğu durum düşünülürse dışarıda süregelen savaşlar ve yaşanan ekonomik sıkıntılar içerisinde kaçırma olaylarını engellemede güvenlik zafiyetini ortadan kaldırmaktaki çabası gerçekten takdire şâyândır. Yaşanan tüm bu kaçırma vakalarına bakıldığında da ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir dönemde ahali karmaşası ve bir iç çatışma yaşatma meyillinde oldukları görülmektedir.Keywords : kaçırma, kız, çocuk, eşkıya, karmaşa, ahali, osmanlı
ORIGINAL ARTICLE URL
