- Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Issue:PROF. DR. EÅREF BUHARALI ÖZEL SAYISI Special Issue
- II. DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA TÜRKİYE’DE SUÇLU (SUÇA SÜRÜKLENEN) ÇOCUKLAR HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME (...
II. DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA TÜRKİYE’DE SUÇLU (SUÇA SÜRÜKLENEN) ÇOCUKLAR HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME (1939 – 1945)
Authors : Banu Berber Babalık
Pages : 497-514
Doi:10.53718/gttad.1539562
View : 92 | Download : 55
Publication Date : 2024-11-24
Article Type : Research Paper
Abstract :Bedensel, ruhsal ve sosyal yönden henüz gelişimini tamamlamamış birey olarak tanımlanan çocuk / çocukluk kavramı insan yaşamındaki belli bir yaş grubuna karşılık gelen biyolojik bir dönemden ibaret değildir. Tarih boyunca farklı coğrafyalarda varlık gösteren toplumların çocuklara bakış açısı aynı zamanda toplumların kendi tarihi, kültürü ve sosyo ekonomik özelliklerinin de aynası olmuştur. Çocuğun sosyal bir yapı olarak algılanması, çocukların toplumsal hayattaki rollerinin farkına varılması ve çocuğun yetişkinden ayrı bir birey olarak görülmesi XVII. yüzyıl ve sonrasına denk gelir. Avrupa’da Aydınlanma Çağı ile başlayan toplumsal değişimin bir izi olan bu farklılık modern çocukluk anlayışının oluşmasına katkı sağladı. Toplumsal ve siyasal etkinliği olan çocuklar hemen her toplumda geleceğin teminatı olarak görülmüşlerdir. Bununla birlikte dünyanın bir çok yerinde hem geçmişte hem de günümüzde çocukların durumu gelecek için çok umut verici olmamıştır. Toplumun en küçük yapısını oluşturan aile kurumu içinde çocuklar, yaşanılan göç, savaş, yoksulluk vb. her türlü sosyal değişimden en çok etkilenen gruplar arasında yer almışlardır. II. Dünya Savaşı döneminde (1939 – 1945) beş milyondan fazla insan hayatını kaybettiğinde yaklaşık bir milyonu çocuktu. Hayatta kalabilmeyi başaranlar tanık oldukları savaşın tüm zorluklarını yaşamışlardır. Savaşın yaşandığı ülkelerde toplama kamplarına giden çocukların ortak kaderi beden güçlerinin yettiği kadar çalışma ve ardından öldürülmeleri oldu. Savaşın acı gerçeği henüz dünyaya gelmeyen çocuklar için de kendini gösterdi. Hamile kadınlar bebeklerini aldırmaya zorlanıyor veya doğum yapan kadınlar yeni doğan çocuklarını hemen öldürdüklerinde hayatta kalabiliyorlardı. Savaşın devam ettiği coğrafyalarda bunlar olurken Türkiye, savaş dışı kalarak ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar gelmeden savaşı bitirme politikası izledi. Savaş süresince karşılıklı saldırmazlık ve güvenlik anlaşmaları imzalayarak olası bir tehdit ve saldırıyı önleme çabası içinde oldu. Savaş boyunca hem Müttefik Devletler hem de Mihver Devletler Türkiye’yi kendi cephelerinde savaşa sokma çabasındaydı. Bununla birlikte Türkiye savaşın dışında kalmayı başarmıştı. Fiili bir cephe savaşına katılmasa da 1945’de resmi olarak Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. Bu savaş ilanı San Fransisco Konferansı’na katılımın ön koşuluydu. Türkiye gibi savaşa girmeyen ülkelerde savaş koşulları etkisini göstermiştir. Seferberlik ilanı ile birlikte artan askeri harcamalar, ekonomik ambargolar, üretim ve tüketimde yaşanan düşüş, bozulan ticari anlaşmalar ülke ekonomisinin derinden sarsılmasına neden oldu. Savaşın ekonomik etkileri beraberinde aile hayatının bozulması, sosyal hayatın düzenini kaybetmesi vb. ortaya çıkardı. Aile ve toplum hayatında yaşanan bu sarsıntıların bir sonucu toplumda suç olaylarının artması oldu. Siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda yaşanan olumsuz koşulların etkisiyle toplumsal bir sorun olarak ortaya çıkan suç meselesi ve suça sürüklenen çocuklar bu çalışmanın konusudur. Türkiye İstatistik Kurumu verileri, arşiv belgeleri, ulusal basın ve tetkik eserlerin kullanılacağı çalışmada savaş yıllarında çocuk ve suç durumu, suç türleri, suçu etkileyen nedenler değerlendirilecek ve elde edilen sonuçlar savaş koşullarında değerlendirilecektir.Keywords : II Dünya Savaşı, Türkiye, Çocuk, Suça Sürüklenen Çocuk, Çocuk Suçluluğu
ORIGINAL ARTICLE URL
