- Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Volume:7 Issue:13
- RUS ÇARLIĞI’NIN EGEMENLİK ANLATISINA ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM: SİBİR HANLIĞI KRONİKLERİNİ ÖTEKİ PERSPE...
RUS ÇARLIĞI’NIN EGEMENLİK ANLATISINA ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM: SİBİR HANLIĞI KRONİKLERİNİ ÖTEKİ PERSPEKTİFİNDEN OKUMAK
Authors : Harun Arslantürk
Pages : 29-38
Doi:10.53718/gttad.1596055
View : 118 | Download : 134
Publication Date : 2025-01-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Türk kültür ve medeniyetinin kadim coğrafyalarından biri olan Güneybatı Sibirya’da meskûn Sibir Hanlığı, XVI. yüzyılın sonlarına doğru yayılmacı Rus politikaları sonucunda işgal edilmiştir. Bu işgalin kalıcılığını ve yerli halkın müstemlekeleşmesini, dahası boyun eğmesini sağlamak amacıyla küçümseyici bir tavır sergilendiğini, Rus kroniklerinde yer alan ötekileştirme unsurlarından tespit etmek mümkündür. Rus kroniklerinde, Sibir Hanlığı’na yönelik ötekileştirme tavrı ve bu sürecin ideolojik yanı ayrıntılı bir şekilde görülmektedir. Kroniklerde, özellikle Tatarlar ve diğer yerel topluluklar barbar, vahşi ve dinsiz gibi aşağılayıcı tanımlamalarla tasvir edilmekte; bu söylemlerin arka palanında Rus işgali ve Sibir Hanlığı topraklarının ele geçirilmesine, dinî meşruiyet kazandırılma çabası güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Nitekim Rus kronikleri, Doğu Roma’dan miras alınan kronik yazım geleneği doğrultusunda, Hristiyanlık ve Rus Ortodoks inancı çerçevesinde şekillenmiştir. Bu misyonervari yaklaşımın yanı sıra Ruslar, kendilerini medeniyet getirici bir güç olarak tanımlayıp, Sibir topraklarında yaşayan yerel halkları kültürel değerlerinden soyutlayarak ötekileştirmeyi amaçlamışlardır. Kroniklerdeki ötekileştirme süreci yalnızca Rusların egemenlik iddialarını meşrulaştırma amacı taşımamış, aynı zamanda toplumsal hafızanın manipülasyonu yoluyla yerel halkların tarihsel geçmişlerinin çarpıtılarak yeniden yazılmasına da hizmet etmiştir. Bu bağlamda, Sibir halkları kroniklerde putperest olarak resmedilmiş ve dinsel ritüelleri küçümsenmiştir. Yerel halklar ahlaki açıdan aşağılayıcı sıfatlarla tanımlanırken, Rusların bu topluluklara karşı giriştiği savaşlar kutsal bir görev olarak sunulmuştur. Örneğin, Yermak Timofeyev liderliğindeki Rus Kozakları, Ortodoks Hristiyanlığın savunucuları olarak idealize edilirken, Sibir Hanlığı’nın son hükümdarı Küçüm Han ve müttefikleri dinsiz ve ahlaksız figürler olarak betimlenmiştir. Bu tür ikili tasvirler, Rusya’nın Sibir topraklarını işgalini meşrulaştırmak ve Rus Ortodoks inancını yüceltmek amacıyla geliştirilmiş bir söylem yaratmıştır. Kavramsal olarak incelendiğinde, barbar ve dinsiz tanımları, Rus kroniklerinde Sibir halklarının nasıl öteki olarak inşa edildiğini anlamak için önemli bir örneklem sunmaktadır. Bu metinde dinsel ve kültürel bağlamda müstemleke kimliğinin pekiştirilmesi Sibir Kronikleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılacaktır. Toplumsal hafıza ve unutuş kavramları, işgal sürecinde Ruslar tarafından yerli halkların zihinlerindeki tarihsel anıların manipüle edilişini ve toplumsal hafızanın yeniden inşasına yönelik stratejileri anlamada kilit bir rol oynar. Bu bağlamda kroniklerdeki hafıza mekânları ile kültürel belleğin şekillendirilişi de pek çok veri sunmaktadır. İşgalin ardından Ruslar, yeni şehirler ve kiliseler inşa ederek Sibir topraklarındaki yerel halkların eski inançlarını ve ritüellerini yok etmeye çalışmışlardır. Eski inançların yerini Ortodoks kiliseleri ve Rus kültürel değerleri almış; böylece yerel halkın kültürel hafızası manipüle edilerek Rus işgali ve egemenliği meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Sibir topraklarında eski inanç sistemlerinin ve ritüellerin bastırılması, yerel halkların kültürel hafızasını yok etmeye yönelik bir strateji olarak değerlendirilmelidir. İşgal süreci boyunca yerel halkların kültürel ve dinî kimliklerini silmek için sistematik bir çaba gösterilmiş; Rus egemenliği yalnızca askeri bir zaferle sınırlı kalmamış, aynı zamanda kültürel ve dinî bir hegemonya kurma çabasına dönüşmüştür. Rus kroniklerinde yer alan ötekileştirici söylemler, tarihsel olayları çarpıtarak Rus işgaline dinî ve kültürel bir meşruiyet kazandırma amacı taşır. Rus kronikleri, yalnızca tarihsel olayları kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal hafızanın yeniden inşasına yönelik ideolojik bir araç olarak işlev görür. Yerel halklar, kültürel ve dinî değerlerinden koparılarak tarihsel hafızaları manipüle edilmekte, Rusya’nın hegemonya ve egemenlik iddiaları pekiştirilmektedir. Bu bağlamda kroniklerdeki ötekileştirici söylemler, Rus Ortodoks inancının ve Rus devletinin meşruiyetini sağlamlaştıran tarihsel bir araç olarak kullanılmıştır.Keywords : Sibir Hanlığı, Rus Kronikleri, Yermak Timofeyev, Küçüm Han, Ötekileştirme, Toplumsal Bellek.
ORIGINAL ARTICLE URL
