Daday Kazası Camileri ve Mescidleri (XV-XVI. Yüzyıllar)
Authors : Veli İlker Dağsever
Pages : 168-196
Doi:10.14395/hid.1627269
View : 99 | Download : 82
Publication Date : 2025-06-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Kastamonu iline bağlı Daday ilçesi gerek kapsadığı coğrafi sahanın genişliği gerekse de üzerinde barındırdığı sosyal müesseseler ve mimari eserler bakımından dikkat çekmektedir. Bu kaza, Çobanoğulları ve Candaroğulları beylikleri dönemlerinde, hatta Osmanlı idaresinin son senelerine kadar, bugünkü Daday ilçe sınırları başta olmak üzere Kastamonu’ya bağlı Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinin tamamını, yine Kastamonu’ya bağlı Ağlı ilçesinin bir kısmını ve bugün Karabük iline bağlı Eflani ilçesinin doğu taraflarını kapsamaktaydı. Ayrıca bugün Kastamonu merkez kazasına bağlı olan ve halk arasında Göl-Subaşı yöresi olarak anılan bölgenin de batı kısmı Daday kazası dâhilinde yer alıyordu. Daday, Türklerin bu bölgeye yerleşmesinden itibaren hem idârî hem de kültürel açıdan önemli bir merkez olmuş, Osmanlı dönemiyle birlikte Kastamonu Sancağı’nın öne çıkan kazalarından biri haline gelmiştir. Bu süreçte önemli kadılık merkezlerinden biri olarak yerel yönetim ve hukuk açısından da büyük bir rol oynamıştır. Ancak Daday’ın erken dönemlerde bir kasaba olarak merkezinin henüz teşekkül etmediği anlaşılmaktadır. Daday, 1461 yılında Osmanlı idaresine geçtikten sonra Anadolu Eyaleti’ne bağlı Kastamonu Sancağı’nın bir kazası olarak teşkilatlandırılmıştır. Osmanlı yönetimiyle birlikte bölgedeki vakıflar 1490’lı yıllarda, 1530, 1560 ve 1582 yıllarında tahrir edilerek belgelenmiştir. Tahrir defterlerinde yer alan bilgiler, Daday kazası köylerindeki cami ve mescidlerin isimleri, varsa vakıf kurucuları, yıllık gelirleri ve görevlileri gibi birçok ayrıntıyı içermektedir. Bu defterlerden anlaşıldığına göre bölgedeki camiler ve mescidler sadece ibadet yerleri olmanın ötesinde toplumsal hayatın merkezleri olarak dinî, sosyal ve ekonomik işlevler de üstlenmişlerdir. Yine bu yapılar Çobanoğulları (Selçuklular) devrinden başlamak üzere özellikle Candaroğulları ve Osmanlı egemenliği ile devam eden süreçte inşa edilerek, Daday’ın tarihî ve kültürel dokusunu şekillendiren unsurlar arasında yer almışlardır. Bu makalede, Daday kazasına bağlı köylerde tespit edilen 5 cami ve 20 mescid vakfı incelenmiştir. Kaza merkezinde ise böylesi yapılara rastlanmamıştır. Vakıf kayıtları, bu dinî müesseselerin ve vakıf mülklerinin eski dönemlerden itibaren belirli şartlar dâhilinde faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürdüklerini göstermektedir. Özellikle 1490’lı yıllara ait olan ilk evkaf tahrir kayıtları incelendiğinde siyasal iktidar değişikliklerinin vakıf sistemi üzerinde doğrudan bir etkisinin olmadığı ve bu sisteme bağlı vakıf reayasının yaşam biçimini etkilemediği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, cami ve mescidlerde görev yapan imam ve müezzin gibi din görevlileri ile bu ibadet mekânlarına ait vakıf akarlarını tasarruf eden vakıf reayası, Candaroğulları döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de nesilden nesile aktarılan görevlerini veya tasarruflarını aynen devam ettirmişlerdir. Hatta Fatih Sultan Mehmed ve Sultan II. Bâyezid’in vakıf çalışanlarına nişân-ı şerif ve berat tevcihinde bulundukları çoğu belgede karşımıza çıkmaktadır. Bu süreklilik, vakıf sisteminin toplumsal ve ekonomik istikrarın sağlanmasındaki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, döneme ait vakıf kayıtlarında cami ve mescidlerin gerek inşası gerekse daha sonraki yıllarda işlevlerini başarılı bir şekilde devam ettirebilmeleri için gerekli olan malî kaynağı karşılamak üzere muhtelif mallarla desteklendikleri görülmektedir. Bu doğrultuda, hayırseverler eliyle para, hamam, dükkânlar, çiftlikler, zeminler, değirmenler, bahçeler ve mezraa gibi menkul ve gayrimenkul değerler mevcut yapılara vakfedilmiştir. Vakıflardan elde edilen gelirler cami ve mescidlerin bakım, onarım ve genel giderlerinin karşılanmasına ayrılarak bu kurumların uzun vadeli fonksiyonlarına katkı sağlamıştır. Yine vakıf görevlilerinin maaşları da vakıflar vasıtasıyla karşılanmıştır. Son olarak Daday’daki cami ve mescidler hakkında ya sadece isimlerinin zikredildiği ya da az sayıda cami ve mescid incelemesine dayanan bazı münferit çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada, Kastamonu Sancağı’nın XV-XVI. yüzyıllara ait evkaf tahrir defterlerindeki kayıtlar yardımı ile değerlendirilen dönemde, Daday kazasında tespit edilen cami ve mescidlerin tümü vakıfları ile birlikte ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, bölgedeki cami ve mescidler üzerinden Daday’ın sosyo-kültürel tarihine dair yeni bilgiler sunmaktır. Çalışmada, konuyla ilgili Osmanlı arşiv kayıtlarını incelemeye dayalı doküman analizi yöntemi kullanılmıştır.Keywords : İslâm tarihi, Osmanlı, Kastamonu, Daday, Vakıf, Cami, Mescid, Gelir
ORIGINAL ARTICLE URL
