IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Hitit İlahiyat Dergisi
  • Cilt: 24 Sayı: 2
  • İslâm Hukukunda Günah ve Suç Ayrımının İmkânı Üzerine

İslâm Hukukunda Günah ve Suç Ayrımının İmkânı Üzerine

Authors : Talip Türcan
Pages : 776-804
Doi:10.14395/hid.1741553
View : 302 | Download : 332
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Günah ve suç, mahiyetleri esas alınarak tanımlanmaları imkânsıza yakın güçlük barındıran kavramlardır. Tanımlama güçlüğü, günah ve suç nitelemelerinden her birinin beşerî davranışlara dönük birer değerlendirme teşkil etmelerinin yanında, aynı davranışı konu edinebilmelerinden ve norma aykırılık unsurunu da ortak biçimde taşımalarından kaynaklanmaktadır. Değerlendirme, öznellik ve değişkenlik barındırdığı için, mahiyetten hareketle sâbit içerikli bir günah ya da suç tanımı yapılamamaktadır. Günah ve suç, ancak ilintisel nitelikler üzerinden tanımlanabilmektedir. Bu çalışma İslâm hukukunda günah ve suç ayrımının teori ve uygulama düzeylerinde imkânını ele almaktadır. Tam anlamında seküler bir normatif yapı varsayıldığında bile, belirtilen gerekçelerden ötürü, günah ve suç kavramlarını birbirinden kesin sınırlarıyla ayırmanın güçlüğü, asıl karakteri şer’îlik olan İslâm hukuk düzeni bakımından öncelikle geçerlidir. Bu itibarla İslâm hukukunun genel teorisi bakımından günah ve suç kavramları arasında ancak bir ayrım imkânı aranabilir. Orta Çağ’ın sonlarına kadar kişiler arası ilişkileri düzenleyen normatif yapı bütünlüklü ve dinî karakterli idi. Günah ve suç ayrımı da, erken modern dönemin başlarından itibaren normatif yapının din, hukuk, ahlâk, görgü ve örf-âdet biçiminde farklı alanlara tasnif edilmesiyle eş zamanlı ve tedrîcî bir sürecin neticesinde gerçekleşmiştir. Erken modern öncesi toplumlarda normların ihlâli tanrısal/aşkın/kutsal olana saygısızlık kabul edilmekteydi. Ne teoride ne de uygulamada suç, günahtan ayrı bir kavram olarak algılanıyordu. Esasen bu, söz konusu toplumların normatif yapıyı bütünüyle tanrısal olana nispet eden algı biçimleriyle de uyumludur. Süreç içinde norm koyucu irade ve onun otoritesine ilişkin algılarda dinî olandan beşerî olana doğru gerçekleşen değişim, normatif alanın ilki aleyhine daralmasına ve oluşan seküler normatif alanın ihlâline bağlanan, günahtan ayrı bir suç kavramının evrimine yol açmıştır. Roma hukuku istisna edilirse, günah ve suç ayrımının Avrupa hukuk düşüncesinde ancak 18. yüzyılda belirgin hâle geldiği görülmektedir. Bütün açmazlarına rağmen günah ve suç ayrımında, tedrîcî kavramsal evrim sürecinin sonunda ulaşılan bir ölçüt olarak günahı, dine ait normları ve suçu da ceza normlarını ihlâl eden davranış olarak tanımlamak, bilimsel inceleme için bir zemin teşkil edebilecek niteliktedir. İslâm hukukunun şer’îlik karakterinin ikili yapısı ve klasik doktrinden ‘ceza yaptırımı ile desteklenmiş bir normun ihlâl edilmesi’ biçimindeki tanımla uyumlu bir suç kavramının elde edilebilir olması, belirtilen tespiti desteklemektedir. İslâm hukukunun klasik doktrininde günah ve suç kavramları arasında doğrudan bir ilişki (nisbet) kurulduğu açık olmakla birlikte, ilişkinin türü ancak kapsamlı bir analizle belirlenebilmektedir. Klasik doktrin bir bütün olarak incelendiğinde İslâm hukukunda günah niteliğinde olmayan davranışlara ceza yaptırımı bağlandığı ve onların suç sayıldığı görülmektedir. Mesela işleyen kimseler bakımından günah sayılmadığı ve uhrevî yaptırıma tâbi tutulmadığı hâlde bağy (isyan), mümeyyiz küçüklerin ceza normlarını ihlâl eden fiilleri ile kamu yararını ve/veya kamu düzenini ilgilendiren düzenlemelerin ihlâli suç olarak öngörülmektedir. Diğer taraftan günah teşkil ettiği hâlde suç sayılmayan ve ceza yaptırımı bağlanmayan davranışlar da bulunmaktadır. Dedikodu, gösteriş, yalan, kovculuk gibi davranışlara, bunlar büyük günahlar arasında sayılmalarına rağmen, ceza yaptırımı bağlanmamaktadır. Yine borcu geciktirerek ödeme ya da intihara teşebbüs etme gibi davranışlar günah oldukları hâlde suç olarak tanımlanmamaktadır. Ayrıca hukuk normlarının uygulanması düzeyinde de günah ve suç ayrımı ortaya çıkmaktadır. Bir davranış ceza normuna aykırı düşmediği ve suç oluşturmadığı hâlde günah teşkil edebileceği gibi, başka bir davranış da ceza normunu ihlâl ettiği ve suç oluşturduğu hâlde uhrevî sorumluluğa yol açmayabilir. Bu, İslâm hukukunun şer’îlik karakterinin iki farklı geçerlilik (kazâî ve diyânî) türünde tezahür etmesinden ve her ikisinin de kendi koşullarında meşru kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Çalışmada İslâm hukukunda günah ve suç kavramları arasında tam girişimlilik, eşitlik ya da ayrıklık değil, eksik girişimlilik bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu, birçok davranış açısından günah ve suç kavramları örtüşse bile, her bir günahın suç ya da her bir suçun günah olmadığı anlamına gelmektedir. Ayrıca çalışmanın sonunda her günahın suç ya da her suçun günah sayılmasının doğuracağı sorunlara dikkat çekilmiş, İslâm hukukunun doğası gereği günah ve suç ayrımını belli ölçüde mümkün kıldığı ve bu hususta nesnel bir ölçütün geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Keywords : İslâm Hukuku, Günah, Suç, Yaptırım, Şer’îlik

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026