- Hitit İlahiyat Dergisi
- Cilt: 24 Sayı: 2
- Bulanık Mantık ve Yapay Zekâ Işığında Hadis Usûlünü Yeniden Düşünmek
Bulanık Mantık ve Yapay Zekâ Işığında Hadis Usûlünü Yeniden Düşünmek
Authors : Mustafa Yüceer
Pages : 533-563
Doi:10.14395/hid.1741754
View : 717 | Download : 640
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Özellikle yapay zekâ uygulamalarının ortaya koyduğu baş döndürücü sonuçlar, araştırmacıların farklı bir pencereden bakmalarını sağlarken bilginin insan eliyle aktarıla geldiği hadis alanında, yapay zekanın konumunu belirlemek gün geçtikçe zorunlu hâle gelmektedir. Her ilim dalının kendi usûl anlayışı düşünüldüğünde genel anlamda ihtilaflı görülen pek çok meselenin ilgili ilmin yöntemleri doğrultusunda aşılabildiği tarihî tecrübeyle sabittir. Buna esas teşkil etmek üzere klasik mantığın özellikle Fârâbî, Gazzâlî gibi alimler tarafından usûl çerçevesine alınması, Aristo mantığının İslami ilimlerde geniş karşılık bulmasına kapı aralamıştır. Bununla birlikte hadis ilminde ilk dönemden itibaren mantığa karşı bir ön yargının varlığı dikkat çekmektedir. İbnü’s-Salâh, Nevevî, İbn Teymiyye ve Süyûtî gibi otoritelerin de karşıt görüş beyanı, klasik mantığın hadis usûlünde dikkate alınmadığını göstermektedir. Bununla birlikte mantığın doğru bilgiye ulaşma aracı özelliğinin faydadan hali olmadığı izahtan varestedir. Lüfti Aliaskerzâde (ö. 2017) ikili mantığın kesinliğine karşılık ikiden fazla kümenin yani alt kümelerle kesişim kümelerinin var olabileceği tezini öne sürmüş ve bilginin kesinlikten ziyade belirsizlik etrafında bir veri üretebileceğini savunmuştur. Teorinin özünde belirsizliklerin, kesinliğe göre daha kullanışlı ve sonuç odaklı olduğu fikri yer alırken “zorunlu olacak kadar asgari belirlilik” ilkesi esas alınmıştır. Bulanık mantığın asgari belirlilik kuralında hayatın tabii akışında gelişim gösteren yaklaşık değerlerin geniş yer bulduğu görülür. Bulanık mantık, matematiksel disiplinin bir parçasıdır. Klasik mantıktaki 0-1 arasındaki değerler, bulanık mantıkta 0’dan 1’e kadar yaklaşık değerlerle tespit edilir. Bu aşama durum tespiti, kavramsal modeller, üyelik fonksiyonları, kurallar, ağırlıkların tespiti ve çıktı değerlerinin hesaplanması süreçleriyle şekillenen bulanık küme teorisinin öncülüdür. Yapılan modelleme, formüllerin bir bütün halinde tespit edilmesi ve üyelik çıktılarının bu formüllere uyarlanmasıyla çıkarımların ortaya konulmasını gerektirmektedir. Akabinde bulanık mantıkta işletilen Mamdani gibi formüllere göre çıktılar elde edilir ve MATLAP gibi bilgisayar programlarıyla deneysel uygulamalara geçilebilir. Hadis ilminde de sonuçlar kesin ayrımlardan ziyade yaklaşık değerlere göre belirlenir ki bu durum metodolojiyi başından sonuna kadar insanın kurgulamasının tabii bir sonucudur. Söz gelimi hadisler sıhhat durumlarına göre tasnif edilmiş, ara kategori olarak kabul edebileceğimiz sahih li-gayrihi tanımı yapılmıştır. Aynı durum hasen için de geçerlidir. Başka bir rivayetle desteklenen zayıf hadis, li-gayrihi hasen seviyesine yükselmektedir. Bu tanımların sonucuna göre sahih ve hasen makbul, zayıf hadis ise merdud kabul edilmektedir. Ancak zayıf hadisin başka bir rivayetle desteklenmesiyle hasen li-gayrihi seviyesine çıkması mümkündür. Hâl böyle olunca bir tanımlamada merdud kategorisinde bulunan zayıf hadis başka bir tanımlamada makbul kategorisine geçebilmektedir. Klasik mantığın “bir şey hem A kümesinde hem de A kümesinin dışına çıkmış olamaz” ilkesine göre zayıf hadisin merdud kümesinden çıkması mümkün değildir. Ancak bulanık mantığa göre düşünüldüğünde sahih hadis 1, mevzu hadis 0 değerindedir. Mevzunun hiçbir şekilde kümeye dahil olma olasılığı yoktur. Fakat mevzuluğu kesin olmayan zayıf rivayetin değeri 0,1 olabilir. Bu değer usûlde şedidü’d-da’f olarak tanımlanır ve makbul kategorisine çıkamaz. Ancak 0,2 değerinde olan yesîru’d-da’f rivayetler aynı manaya gelen başka rivayetlerin de katkısıyla 0,5, 0,6 gibi değerlere yani hasen li-gayrihi seviyesine yükselebilir. O halde 0.5’in olduğu grup klasik mantıkta 0’a yani merdud gruba tekabül ederken bulanık mantıkta gri alandan beyaza geçiş noktasına tekabül eder ki hadis usûlünde hasen li-gayrihî kümesinin konumlandırıldığı nokta burasıdır. Bu çalışma, klasik mantığın hadis usûlünde neden yer almadığı problematiğinin etrafında tasarlanmış ve günümüzde pek çok sahada önemli gelişmelere öncülük eden bulanık mantığın hadis usûlüne uygunluğu özelinde modelleme örneklerini tartışmaya açmıştır. Konuya giriş düzeyinde bir araştırma olması hasebiyle hadis usûlünün temel konuları, bulanık küme teorisinin sistematiğiyle uyum gösterebilir mi sorusuna örnekler üzerinden cevap aranmıştır. Sahâbe tanımından usûl kavramlarına hadislerin seçilmesinden cerh-tadil alanına kadar bulanık mantık eksenli veri analizi yapılmıştır. Bu doğrultuda hadislerin sıhhati özelinde bir modelleme önerisinde bulunulmuş hadis ilminde bulanık küme teorisinin uygulanabilirliği somut verilere göre ele alınmıştır. Yaklaşık değerlerin tespitiyle derecelendirme süreçleri başta olmak üzere bulanık küme teorisinin işlevsel hâle gelmesi ve yapay zekâ uygulamalarındaki hata risklerinin en aza indirilmesinde ayrıca modelleme ve kuralların tespitinde hadis uzmanlarının aktif rol alması gerektiği çalışma sürecinde ulaşılan en önemli bulgudur.Keywords : Hadis, Usûl, Aristo Mantığı, Bulanık Mantık, Yapay Zekâ.
ORIGINAL ARTICLE URL
