- Hitit İlahiyat Dergisi
- Cilt: 24 Sayı: 2
- Mahiyetlerin Mec‘ûliyeti: Tartışmanın Bağlamı ve Sadruşşerîa’nın Yaklaşımı
Mahiyetlerin Mec‘ûliyeti: Tartışmanın Bağlamı ve Sadruşşerîa’nın Yaklaşımı
Authors : Nedim Aydın
Pages : 704-730
Doi:10.14395/hid.1749012
View : 369 | Download : 316
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu makalede müteahhir dönem Mâtürîdî kelâmcısı Ubeydullah b. Mes‘ûd Sadruşşerîa’nın (ö. 747/1346) mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesini alımlama biçimi ve ortaya koyduğu yaklaşım tahlil edilmektedir. İlk defa Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) tarafından müstakil bir başlık altında ele alınan ve sonraki literatür tarafından da tevarüs edilen mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesi farklı gelenekler tarafından çeşitli yönleriyle konu edilmiştir. Râzî sonrası dönemde mahiyetlerin mec‘ûl olup olmadığı meselesi, mec‘ûliyetin ne anlama geldiği ve bir düşünürün mahiyetlerin mec‘ûl olduğunu veya olmadığını söylediğinde neyi kastettiği ile ilgili tartışmayla birlikte değerlendirilmiştir. İlerleyen dönemlerde mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesine tahsis edilen risaleler kaleme alınmış ve bu risalelerde tartışmanın hangi yönden cereyan ettiğine dair çeşitli yaklaşımlar ortaya konmuştur. Sözü edilen tartışmalar bir yönüyle mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesinde kullanılan kavramların itibârî farklılığından kaynaklanırken diğer yönüyle meselenin farklı paradigmatik zeminlerde ele alınmasının beraberinde getirdiği ayrışmalardan neşet etmiştir. Mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesinin uzun tartışmalara konu olan zemini ve çok yönlülüğü, belirli bir düşünürün mahiyetlerin mec‘ûl olup olmadığı hakkındaki kanaatini soruşturmadan önce meselenin zeminine ve ilgili düşünürün meseleye yaklaşımına dair bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu gerekliliğe binaen makalede ilk olarak mahiyetlerin mec‘ûliyeti hakkındaki tartışmanın zeminine dair yaklaşımlar “mahall-i nizâ anlayışları” etrafında tahlil edilmiştir. Mahiyetlerin mec‘ûliyeti hakkındaki mahall-i nizâ anlayışları, lafzîlik ile hakikilik arasında gidip gelen bir dizgede, farklı ayrışma noktalarını merkeze almaktadır. Kimi düşünürler meseleyi mutlak mahiyetin itibarıyla veya buna indirgenebilecek yönlerle ilişkilendirerek mec‘ûliyet tartışmasını lafzî bir düzeyde ele alır. Bu yönüyle ele alındığında mahiyetlerin mec‘ûliyeti tartışmasında hakiki bir ayrışma noktasından bahsedilemez. Ancak kimi düşünürler, pek çok ismin kayda değer ölçüde ilgisine konu olması hasebiyle tartışmanın lafzî düzeye indirgenmesine karşı çıkar. Makalede Râzî, Adudüddin el-Îcî (ö. 756/1355) ve Seyyid Şerif el-Cürcânî’nin (ö. 816/1413) mahall-i nizâ anlayışları, tartışmayı lafzî düzeye indirgeyen yaklaşımlar olarak değerlendirilmiştir. Buna mukabil tartışmanın lafzî düzeye indirgenmesine karşı çıkan bir isim olarak Abdülhakîm es-Siyâlkûtî’nin (ö. 1067/1657) mahall-i nizâ anlayışı tahlil edilmiştir. Siyâlkûtî’ye göre mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesindeki hakiki ayrışma varlık-mahiyet ayrımına dayanmakta; varlık-mahiyet ayrımını kabul edenler mahiyetlerin mec‘ûl olmadığını, ayrımı reddedenler ise mahiyetlerin mec‘ûl olduğunu savunmaktadırlar. Bu kısımda son olarak Sadruşşerîa’nın muhatabı olarak Şemseddin es-Semerkandî’nin (ö. 702/1303) mec‘ûliyet yorumu ele alınmış ve Sadruşşerîa’nın Semerkandî’ye yönelttiği eleştiriler değerlendirilmiştir. Mahiyetlerin mec‘ûliyeti tartışmasının zeminine dair literatürde serdedilen görüşlerin incelendiği bu kısımla Sadruşşerîa’nın yaklaşımını tahlil etmeye imkân sağlayan bir zemin oluşturulması hedeflenmiş ve bir çerçeve oluşturulmuştur. Akabinde Sadruşşerîa’nın yaklaşımı mec‘ûliyet meselesinin şu iki yönü dikkate alınarak tahlil edilmiştir: Bir mahiyetin kendisi olmak bakımından hâricî bir failin tesirine konu olup olamayacağı, olabilirse bu tesirin ne anlama geleceği; mahiyeti oluşturan parçaların, mahiyeti oluşturmak bakımından birbiriyle ilişkisi, bu ilişkinin kendinde bir nedenselliğe mi dayandığı yoksa hâricî bir failin ihtiyarıyla mı gerçekleştiği. Bu çerçeveye göre Sadruşşerîa mahiyetlerin mec‘ûliyeti tartışmasını hakiki bir ihtilaf olarak değerlendirmekte, tartışmanın zemininde haricî bir olgu olarak varlık-mahiyet ayrımını olduğunu düşünmekte ve mahiyetlerin mec‘ûliyeti ile mâdumun şey’iyyeti meselelerini bir arada değerlendirmektedir. Nitekim o, mahiyetlerin mec‘ûl olduğunu ve mâdumun şey olmadığını savunmuş ve bu yargılarını varlık-mahiyet ayrımını reddetmesine dayandırmıştır. Makalede Sadruşşerîa’nın mahiyetlerin mec‘ûliyeti meselesini yoktan yaratma sorunuyla irtibatlı olarak değerlendirdiği ve onun nezdinde “mahiyetler mec‘ûl değildir” yargısının, yaratma öncesi ilahi kudreti yönlendiren ve kendisi tesire konu olmayan sabit bir öz anlamına geldiği öne sürülmüştür. Sadruşşerîa yoktan yaratma ilkesinden taviz vermeme maksadıyla mahiyetlerin bizzat kendileri olmak bakımından yoktan yaratıldıklarını, dolayısıyla yaratma öncesinde ilahi kudreti yönlendiren sabit bir öz olmadığını ve mahiyeti oluşturan parçaların kendinde bir nedensellikle değil Câil’in terkibiyle mahiyeti oluşturduklarını savunmuştur.Keywords : Kelam, Sadruşşerîa, Müteahhir Mâtürîdîlik, Mahiyetlerin Mec‘ûliyeti, Mâdumun Şey’iyyeti, Yoktan Yaratma
ORIGINAL ARTICLE URL
