IAD Index of Academic Documents
  • Home Page
  • About
    • About Izmir Academy Association
    • About IAD Index
    • IAD Team
    • IAD Logos and Links
    • Policies
    • Contact
  • Submit A Journal
  • Submit A Conference
  • Submit Paper/Book
    • Submit a Preprint
    • Submit a Book
  • Contact
  • Hitit İlahiyat Dergisi
  • Cilt: 24 Sayı: 2
  • Sofuzâde Mehmet Tevfik Efendi’nin Rubāʿiyyāt-ı Mevlānā Adlı Eseri ile Eksik Bir Nüsha’daki Üç Rubâî ...

Sofuzâde Mehmet Tevfik Efendi’nin Rubāʿiyyāt-ı Mevlānā Adlı Eseri ile Eksik Bir Nüsha’daki Üç Rubâî Şerhinin Bu Eserle İlişkisinin Tespit ve Tahlili

Authors : Dilek Yılmaz
Pages : 845-870
Doi:10.14395/hid.1758989
View : 137 | Download : 178
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Edebî metin şerhleri mensur eserlerle birlikte manzum eserlerin şerhlerini de ihtiva eder. Edebiyatımızda şiirleri en çok tercüme ve şerh edilen mutasavvıflardan biri Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’dir (ö.1273). Rûmî’nin şiirlerini tedvin ettiği Dîvân-ı Kebîr’inin son kısmı rubâîlere ayrılmıştır. Rubâî Arap, Türk, İran ve Urdu edebî sahalarında görülen kendine has vezni ve kafiye düzeni ile özellikle aşka, varoluşa, hayata dair konuları felsefi bir bakışla işleyen, divan şiirinin dört mısradan oluşan özel bir formudur. Rubâî bu özellikleri nedeniyle mutasavvıf şairler tarafından sıkça tercih edilmiştir. Mevlânâ Celâleddîn, rubâînin Anadolu’daki güçlü temsilcilerinden biridir. O, Mesnevî’de uzun ve ayrıntılı bir biçimde ele aldığı konuları, ilâhi aşkı, insanı ve onu kemȃle götüren yolculuğu, rubâîlerinde dört mısra içine derc etmiştir. Rûmî’nin rubâîleri pek çok kez tercüme edilmiş fakat bu derin anlamlı şiirlerin üzerine yapılan şerhler bir iki münferid örnekle sınırlı kalmıştır. Kastamonulu şair ve yazar Sofuzâde Mehmet Tevfik Efendi (1874-1960), 20. yüzyılın ilk yarısında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin rubâîlerinden 101 tanesini Rubāʿiyyāt-ı Mevlānā adlı eserinde şerh eder. Bu haliyle eser, Mevlânâ rubâîlerinin en geniş kapsamlı Türkçe tasavvufi şerhi olma niteliğini haizdir. Kaynakların bahsettiği fakat nerede olduğu bilinmeyen bu eserin son bölümünü içeren eksik bir nüshasına Kastamonulu eğitimci Mustafa Gezici’nin özel arşivinde rastladık. Bu makalede daha önce akademik bir çalışmada ele alınmayan bahsi geçen nüsha konu edinilmektedir. Sofuzâde’nin bu şerhinin Mevlânâ’nın şiirinde kullandığı dilin çok katmanlı anlam örgüsü altında gizlenen mananın açığa çıkarılmasına katkı sağlayacağı, bilhassa sûfî söylemin/felsefenin yoğunlukta olduğu böylesi şiirlerin kavramsal bir rehber niteliği taşıyacağı göz önüne alınarak eser üzerinde araştımaya yoğunlaşılmıştır. Nüshada mukaddime bölümü ve ferağ kaydı yer almaz. Dolayısıyla eserin yazarına, hangi sebeple kaleme alındığına ya da hangi tarihte yazıldığına dair doğrudan bir bilgiye rastlanmaz. Bu nedenle öncelikle eserin biyografik kaynaklarla teyidi meselesi ele alınmıştır. 384. sayfadan başlayan ve 397. sayfada son bulan nüshada 99, 100 ve 101. şeklinde üç rubâînin şerhi yer almaktadır. Bu şekliyle, rubâî ve sayfa sayısı açısından, önemli kaynaklardan biri olan İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın, Son Asır Türk Şairleri’nde Rubāʿiyyāt-ı Mevlānā’yı tanıtırken aktardığı niteliklerle örtüştüğü görülür. Nüshanın yazı şekli Mehmet Tevfik Efendi’nin el yazısıyla kaleme aldığı diğer eserleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta yazı şekli, harflerin tercih edilen biçimleri, kelime aralıkları, satırların yüksekliği gibi kriterler açısından yazılar arasında ciddi bir benzerlik görülmektedir. Mehmet Tevfik Efendi’nin bu nüshadaki üslubu gazete ve dergilerde neşredilmiş diğer yazılarıyla kıyaslandığında ifade tarzı, sözcük seçimi ve dizilimi gibi şekilsel ve yapısal özellikler bakımından izlenen yakınlık dikkat çekicidir. Sofuzâde bu metinde tasavvufi eserlerin açıklanmasında sıklıkla tercih edilen anlam odaklı şerh metodunu takip eder. Dil bilgisi kurallarına ve kelimelerin yapısal özelliklerine dair ayrıntılardan kaçınarak rubâîlerin ihtiva ettiği nüktelerin kavranmasını esas alan bir anlayışla şerhini inşa eder. Ayet iktibasları; peygamber kıssaları, telmihler, rivayet, menkıbe ve vecize gibi öğelerle konuları misallendirir. Ayrıca şârih hususen mutasavvıf şairlerden seçtiği beyitlerle şerhini genişleterek zenginleştirir. Şerhe konu tüm rubâîler “r/ﺮ” harfiyle mukaffa/müreddeftir. Şerhi yapılan 99. rubâîde hüsn-i mutlak olan Cenȃb-ı Hakk’ın tecellilerinin eşyada müşahadesinin ancak hüsn-i nazarla mümkün olabileceği anlatılmaktadır. Hüsn-i mutlakın tecelliyatını müşahede edenler, hakikat nurlarına aşina olanlar için dünyamızı aydınlatan güneş ve ayın sönük birer ziyâ mahiyetini alacağına işaret edilir. 100. rubâînin şerhinde nefsin gücünü kırmanın, onu terbiye etmenin yönteminden bahsedilir. Nefsin peşinden gidilmemesi, yeme, içme ve diğer dünyevî zevklerin ardından koşturup para kazanmak gailesiyle ömrün tüketilmemesi tembihlenir. Şuurlu bir biçimde nefsin isteklerine karşı konularak onu ibadet ve taat gibi hayırlı işlerle meşgul etmenin ve asla boş bırakmamak gerektiğinin önemi vurgulanır. 101. rubâînin şerhinde insanın bu dünyaya maddiyatla mücehhez olarak gelmediği hatırlatılarak yaşamını ona göre tertip etmesinin, bu dünyadan ayrılık vakti geldiğinde elinin ve gönlünün boş olmasının yani maddi ve manevi yönleri ile bu dünyaya ait bağlardan kurtulmuş olmasının güzel olacağı izah edilmiştir.
Keywords : Türk İslam Edebiyatı, Klasik Türk Şiiri, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sofuzȃde Mehmet Tevfik, Rubāʿiyyāt-ı Mevlānā, Şerh

ORIGINAL ARTICLE URL

* There may have been changes in the journal, article,conference, book, preprint etc. informations. Therefore, it would be appropriate to follow the information on the official page of the source. The information here is shared for informational purposes. IAD is not responsible for incorrect or missing information.


Index of Academic Documents
İzmir Academy Association
CopyRight © 2023-2026