- İslami İlimler Araştırmaları Dergisi
- Issue:16
- Osmanlı’da İç Tehdit Algısı: Safeviyye/Erdebîliyye/Kızılbaşlık (16. ve 17. yüzyıllar)
Osmanlı’da İç Tehdit Algısı: Safeviyye/Erdebîliyye/Kızılbaşlık (16. ve 17. yüzyıllar)
Authors : Kerem Çavuşlu
Pages : 32-66
Doi:10.54958/iiad.1507177
View : 166 | Download : 149
Publication Date : 2024-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Erdebil Tekkesi’ne mensup Kızılbaş Türkmen aşiretleri 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti için bir tehdit unsuru haline geldi. Sultan II. Bayezid döneminde başlayan Kızılbaş nitelikli siyasî ve askerî ayaklanmalar kısa süre içerisinde Anadolu topraklarında yaşayan konargöçer Kızılbaş Türkmen grupları devlet için bir güvenlik meselesi haline getirdi. Osmanlı devlet ricali devletin bekası adına bu isyancı gruplarla mücadeleyi bir devlet politikası haline getirdi. Erdebil tekkesi uzun yıllar Osmanlı Devleti’nin desteği ile Anadolu’da kolay bir şekilde örgütlenme imkânı elde etti. Osmanlı sultanları tarafından siyasî ve iktisadî yönden ciddi şekilde desteklenen bu tarikat, Safevî Devleti’nin kuruluşu ile birlikte devlet için önce bir iç sorun ardında da bir dış tehdide dönüştü. Şah İsmâil’in temsilcileri aracılığı ile Anadolu topraklarında başlatmış olduğu ayaklanmalar nedeniyle Kızılbaş topluluklar yıllarca devlet için iç ve dış tehdit unsuru olmaya devam etti. I. Selim askerî ve dinî bürokrasiyi harekete geçirerek asırlarca sürecek bir mücadele başlattı. Bu mücadele düşük yoğunluklu da olsa yüzyıllar boyu devam etti. Devletin Kızılbaşlara yönelik geliştirmiş olduğu bu olumsuz algı Sünnî halk üzerinde asırlarca etkili oldu. Devlet adamları, din adamlarının görüşlerini kullanarak Kızılbaşlara yönelik ayrıştırıcı ve ötekileştirici algı yönetimini başarılı bir şekilde yürüttüler. Devletin tek taraflı olarak geliştirdiği ve uygulamaya soktuğu bu ayrıştırma ve ötekileştirme politikaları Sünnî halkın bilinçaltında Kızılbaşlara yönelik bir önyargının oluşmasına zemin hazırladı. Anadolu’da yaşayan Sünnî ve Kızılbaş topluluklar arasında ortaya çıkan bu ayrışma yıllar boyu süren mücadele sonucu her geçen gün daha da arttı. Bu ötekileştirici politikalar, ayrışmayı daha da derinleştirdi ve gruplar arasında asırlarca süren bir düşmanlığı da beraberinde getirdi. Devletin içeride Kızılbaşlarla dışarıda ise Safevî devletine karşı başlatmış olduğu bu mücadele zaman zaman birtakım suiistimallere sebebiyet verdi. Devlet memurları Kızılbaşlarla mücadele adı altında birtakım haksız ve hukuksuz uygulamalara başvurdular. Devletin başlatmış olduğu baskıcı ve yıpratıcı politikalar sonucu kendi içine kapanan Kızılbaş topluluklar hakkında şehir efsanesi niteliğinde birtakım uydurma haberleler dedikodular yapıldı ve iftiraya varan söylentiler yayıldı. Bu söylentiler zamanla Sünnî halkın zihninde yalancı bir hakikate dönüştü. Bu türden söylenti ve iftiralarla Kızılbaşlar toplum dışına itildi ve şeytanlaştırıldı. Müslüman bir topluluk olan Kızılbaşlar siyasî, sosyal, dinî ve askerî gerekçelerle din dışı ilan edildi. Kızılbaşlıkla mücadele 16. yüzyıldan itibaren devlet politikası haline getirilerek uzun yıllar ısrarla ve kararlılıkla devam ettirildi. Bu toplulukların Osmanlı Devleti aleyhine ve Safevî Devleti lehine başlatmış oldukları Kızılbaş nitelikli isyanlar onların iç tehdit unsuru haline gelmesindeki en önemli etken oldu.Keywords : İslâm Tarihi, Osmanlı Devleti, Safevî Devleti, Erdebil Tekkesi, Kızılbaşlık, Türkmen, I. Selim, I. Şah İsmâil
ORIGINAL ARTICLE URL
