- İslami İlimler Dergisi
- Sayı: 41
- Platon’un Felsefesinde Kötülük Tasavvurunun Teistik Filozoflar Üzerindeki Etkisi
Platon’un Felsefesinde Kötülük Tasavvurunun Teistik Filozoflar Üzerindeki Etkisi
Authors : Ümmügülsüm Aksoy Kaya
Pages : 315-330
Doi:10.34082/islamiilimler.1721984
View : 111 | Download : 157
Publication Date : 2025-11-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu makale, teistik felsefede kötülük probleminin aldığı şekli, Platon’un kötülük anlayışıyla ilişkilendirerek ele almaktadır. Yasalar, Devlet ve Timaios gibi diyaloglarda ortaya çıkan Platon’un kötülük tasarımı, metafizik ve etik boyutlarıyla incelenmiş; bu düşüncenin Augustinus, İbn Sînâ ve Leibniz gibi filozofların görüşlerindeki izdüşümleri araştırılmıştır. Temel iddia, Platon’un kötülüğü tanrısal düzenden ve iyi ideasından uzaklaşma olarak yorumlayan yaklaşımının, tarihsel aktarımlara rağmen bu teistik düşünürlerde büyük ölçüde korunduğudur. Karşılaştırmalı felsefi analiz yöntemiyle yürütülen çalışmada, söz konusu yaklaşımın Hristiyan, İslam ve rasyonalist geleneklerde nasıl yeniden üretildiği ortaya konmuştur. Böylece Platoncu mirasın din felsefesi üzerindeki sürekliliği vurgulanmaktadır. Platon’a göre kötülük, bağımsız bir varlık değil, metafiziksel bir eksiklikten kaynaklanmaktadır. İyiden ve tanrısal olandan uzaklaşma, bilhassa ruhun cehaleti ve ahlaki yetersizliğiyle bağlantılı olarak kötülüğün temelini oluşturur. Augustinus da benzer şekilde, kötülüğü privatio boni (iyiliğin yoksunluğu) olarak tanımlar. Tanrı’nın yarattığı her şey özünde iyidir; kötülük ise özgür iradeli varlıkların Tanrı’dan sapmalarıyla ortaya çıkar. Her iki düşünürde de kötülük pozitif bir varlık olarak değil, iyiliğin eksikliği olarak kavramsallaştırılır. İbn Sînâ’nın yaklaşımı da bu çizgide ilerler. O, mutlak iyiliği sadece Vacibu’l-Vücûd olan Allah’a atfeder ve kötülüğü yaratılmış varlıkların zorunlu ontolojik sınırlılıklarıyla açıklar. Leibniz ise kötülüğü, \\\"en iyi mümkün dünya\\\" teorisi çerçevesinde değerlendirir: tekil kötülükler evrensel düzenin bütünlüğü içinde işlevsel bir yer taşır ve Tanrı’nın mutlak iyiliğiyle çelişmez. Sonuç olarak, bu düşünürlerin ortak paydası, kötülüğün Tanrı’dan kaynaklanamayacağı yönündedir. Kötülük; ahlaki eksiklik, ontolojik sınırlılık veya kozmik düzenin işlevsel bir parçası olarak görülse de hiçbir zaman pozitif bir varlık olarak kabul edilmez. Bu yaklaşım, teistik düşünce geleneğinde dikkate değer bir felsefi sürekliliğe işaret eder.Keywords : Din Felsefesi, Tanrı, Platon, Kötülük, Augustinus, İbn Sînâ, Leibniz
ORIGINAL ARTICLE URL
