- İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
- Cilt: 10 Sayı: 2
- İslam Hukukunda Dâr/Ülke Kavramının Tarihsel Gelişimi: Dârülislâm ve Dârülharb Ayrımı Üzerine Eleşti...
İslam Hukukunda Dâr/Ülke Kavramının Tarihsel Gelişimi: Dârülislâm ve Dârülharb Ayrımı Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
Authors : Cemal Kalkan
Pages : 1025-1051
Doi:10.58733/imhfd.1707917
View : 43 | Download : 50
Publication Date : 2025-09-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bu çalışma, klasik İslam hukuk doktrininde yer alan dârülislâm ile dârülharb/dârülküfür ayrımının dönemin toplumsal şartları çerçevesinde şekillendiğini ileri süren yaklaşımları merkeze almaktadır. Söz konusu kavramların tarihsel bağlamdan soyutlanarak mutlak ve değişmez hükümler şeklinde ele alınmasının ise metodolojik sorunlara neden olabileceğini savunmaktadır. Dârülislâm, İslam hukuk düzeninin uygulandığı ve müslümanların güven içinde bulundukları bölgeler olarak tanımlanırken dârülharb ise hukuk sistemi gayriislamî olup İslam’ın siyasi hakimiyeti dışında kalan yerler şeklinde tarif edilmektedir. Bu iki kavramın tanımında fakihlerin farklı kriterlere dayanan yorumları karşılaştırılmakta ve bu tasniflerin tarihsel bağlamlarına dikkat çekilmektedir. Özellikle Ebu Hanîfe’nin (ö. 150/767) dârülislâmın dârülharbe dönüşmesi için ileri sürdüğü üç temel şartın modern dönemde nasıl anlamlandırılabileceği tartışılmaktadır. Bazı Hanefî ve Malikî fakihler, bir beldede İslamî şiarların devam etmesi hâlinde o yerin dârülislâm niteliğini koruyacağı görüşündedir. Bu kapsamda çalışmamız dârülislâmın dârülharbe dönüşümüne dair kapsamlı ve sistematik bir yaklaşım sunarak güncel tartışmalara katkı sağlamayı hedeflemektedir. Böylece Abdulvehhab Hallâf (ö. 1957), Abdülkerîm Zeydân (ö. 2014), Muhammed Ebû Zehre (ö. 1974) ve Yûsuf Karadâvî (ö. 2022) gibi çağdaş İslam hukukçularının klasik tasniflere yönelik eleştirileri ve barış odaklı alternatif yorumları ayrıntılı biçimde değerlendirilmektedir. Elde edilen bulgular, dârülislâm ve dârülharb kavramlarının mutlak ve değişmez kategoriler olarak değil, tarihsel bağlamda şekillenmiş içtihadî yaklaşımlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca çağdaş literatürde dârüssulh kavramının bağımsız bir hukuki statü olarak kabul edilmesinin, kavramsal belirsizliklere ve metodolojik tutarsızlıklara yol açabileceği ileri sürülmektedir. Klasik fıkıh kaynaklarında ise bu kavramın çoğunlukla dârülharbin özel bir alt kategorisi olarak değerlendirildiği vurgulanmaktadır.Keywords : İslam hukuku, Dâr, Dârülislâm, Dârülharb, Dârüssulh
ORIGINAL ARTICLE URL
