- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Sayı: 46
- Ontolojik Delilin İkna Ediciliği Üzerine Felsefi Bir Tahlil
Ontolojik Delilin İkna Ediciliği Üzerine Felsefi Bir Tahlil
Authors : Erol Çetin, Bedia Yalman
Pages : 41-56
Doi:10.35209/ksuifd.1735297
View : 292 | Download : 170
Publication Date : 2025-12-31
Article Type : Research Paper
Abstract :Tanrı’nın varlığının ispatı meselesi düşünce tarihinin en temel sorunlarından biri olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda ilk çağlardan günümüze Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya yönelik çabaların canlılığını korumaya devam ettiğini söylemek mümkündür. Bu çabalardan biri olan ontolojik delil de Tanrı kavramından hareketle Tanrı’nın varlığını delillendirmeyi hedefler. Bu delil, temel olarak “Tanrı vardır” önermesini, duyusal veriye başvurmaksızın, salt akli düzeyde tartışmaya açar. Diğer bir ifadeyle bu delil vasıtasıyla yalnızca aklını kullanan bir insanın, Tanrı’nın varlığını kabul edeceği iddiası temellendirilmeye çalışılır. Bu minvalde ontolojik delilde Tanrı’nın varlığının, Tanrı kavramının analizi yapılarak ispatlanması amaçlanmaktadır. Bu delili, düşünce tarihinde ilk defa formüle eden kişinin Aziz Anselm olduğu kabul edilir. Anselm, ontolojik delilinde zihinde var olan Tanrı kavramının Tanrı’nın varlığının gerçekliğine bir delil teşkil ettiğini öne sürer. Anselm’in delilinde öne çıkan diğer bir husus ise mükemmellik ve varlık arasında inşa ettiği zorunlu ilişkidir. Anselm geliştirdiği yaklaşımında, mükemmellik tanımından hareketle Tanrı’nın varlığını ispat etmeye çalışır. Kendisinden daha mükemmeli tasavvur edilemeyen varlık kavramını çıkış noktası alarak söz konusu varlığın varoluşunu, mükemmel olmasının doğal bir sonucu olarak değerlendirir. Benzer şekilde Rene Descartes ta Tanrı kavramının mahiyeti ile Tanrı’nın varlığının gerçekliği arasında zorunlu bir ilişkinin olduğunu iddia eder. Tanrı kavramının tahlili üzerine dayanan ontolojik delil, Aziz Anselm’den günümüze kadar birçok düşünür tarafından ele alınır. Bununla birlikte delile yönelik ciddi eleştirilerin de olduğu görülür. Bunlar içerisinde en etkili ve en dikkat çekici olanı ise Kant’ın eleştirisidir. Kant eleştirilerini iki temel noktada yoğunlaştırır. Kant, öncelikle varlık ifade eden önermelerin ontolojik delili savunan düşünürler tarafından analitik önerme olarak kabul edilmesine karşı çıkar. Devamında ise Kant, varlık bildiren ifadelerin gerçek bir yüklem niteliği taşımadığını iddia eder. Buradan hareketle Kant, kendisinden daha mükemmeli tasavvur edilemeyen şey ile zorunlu bir bağ kurulamayacağını ve apriori olarak Tanrı’nın varlığının ispat edilmesinin mümkün olmadığını öne sürer. Bu çalışmada, ontolojik delilin tarihi süreçteki gelişimi göz önünde bulundurularak delilin ikna ediciliği felsefi bir bakış açısıyla incelenecektir. Bu çerçevede özellikle Gaunilo, Pierre Gassendi ve Immanuel Kant tarafından delile yöneltilen eleştirilerin ontolojik delilin ikna ediciliği üzerindeki etkisi değerlendirilecektir. Sonuç olarak bu çalışmada yalnızca akli temellere dayanarak Tanrı’nın varlığına ulaşmayı gaye edinen ontolojik delilin günümüzde de din felsefesi açısından önemini koruduğu ve hala birçok kişiyi ikna etme gücüne sahip olduğu iddiaları temellendirilmeye çalışılacaktır.Keywords : Din Felsefesi, Ontolojik Delil, Anselm, Mükemmel Varlık, Zorunlu Varlık
ORIGINAL ARTICLE URL
