- Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 12 Sayı: 2
- DİJİTAL ÇAĞDA DİN-BİLİM ENTEGRASYONUNUN ONTOLOJİK GEREKLİLİĞİ: PLATON VE BAUDRİLLARD’IN SİMULAKR KAV...
DİJİTAL ÇAĞDA DİN-BİLİM ENTEGRASYONUNUN ONTOLOJİK GEREKLİLİĞİ: PLATON VE BAUDRİLLARD’IN SİMULAKR KAVRAMLARI IŞIĞINDA BİR ARAYIŞ
Authors : Hikmet Çamcı
Pages : 583-604
Doi:10.46353/k7auifd.1753407
View : 105 | Download : 102
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Bilgi işlemsel yapıların hâkim olduğu bir dönemde, büyük problemlerden biri bilginin gerçekliğidir. Gerçek kavramı, aslı olanı, sahici var olanı, taklit olmayanı ifade eder. Bilgi hususunda da gerçeklik bir asla sahip olandır. Simülakr kavramıysa aslı olmadığı halde kendini salt sahici, gerçek bilgi olarak göste-ren şeye denir. Çalışmada simülakr kavramı antik ve modern dönem olmak üzere iki filozofun görüşüne göre ele alınmıştır. Platon, bilişsel özgünlüğün zekâ ve ruhun bütünleşmesine dayandığını savunurken, Sofistlerin felsefi bütünlükten çok finansal getiriyi önceliklendirdikleri ve kendilerini aldatıcı hileler ve simülakrlarla gerçeğin tedarikçisi olarak konumlandırdıklarını iddia eder. Günümüzde bu kavramla iliş-kilendirilen Jean Baudrillard tarafından ifade edilen simülakr, tarihini ekonomi-politik tarihi olarak gör-düğü modern Batı’nın bilginin doğruluğunu ispatlamak için uğraş verdiği gerçek kavramını, finansal getiri uğruna değişime uğratmanın ifadesidir. Ayrıca simülakrın oluşturduğu yeni duruma hipergerçek denir ki sahici bilgi artık görünmez hale gelir. Baudrillard’ın simülakr eleştirisi, geç modernitede gerçeğin geçerliliğini yitirmesini ve çağdaş bilgi üretiminin metafizik derinlikten yoksun olduğunu da iddia eder. Baudrillard, Batı modernitesini ekonomi ve imge ekseninde dört aşamalı simülakrlar düzenine ayırır: Birincisi, orijinaller ve kopyalar arasındaki ayrımın devam ettiği aşama; ikincisi, endüstriyel üreme ve bunun sonucunda bu ayrımın bulanıklaşmasıyla karakterize edilen aşama; üçüncüsü ve dördüncüsü ise kodların, işaretlerin ve bilgi sistemlerinin hâkim olduğu, simülasyon çağının habercisi olan aşamalardır. Platon, simülakrların faydacı roller üstlenebileceğini kabul ederken (balıkçılık örneğinde olduğu gibi), Baudrillard tüm fenomenlerin reklamcılık gibi mekanizmalar aracılığıyla metalaştırıldığını ve yayıldığını, böylece küreselleşme süreçlerini hızlandırdığını savunur. Bu çalışma, dijital teknolojilerin hızla yayılma-sıyla oluşan simülasyon ve hipergerçeklik ortamında hem dinin manevi temelleri hem de bilimin nesnel statüsünü dönüşümü sonucu ortaya çıkan hakikat, anlam ve otantisite krizini ele almaktadır. Bu kriz kar-şısında din ve bilimin birbirinden bağımsız varoluşlarının mevcut bilim ve din paradigmalarının bu yeni duruma cevap vermedeki yetersizliğini saptayarak, geleceğe yönelik bir entegrasyon arayışının gereklili-ğini ortaya koymaktır. Çalışmanın teorik omurgasını, Platon’un idealar kuramındaki gerçekliğin taklidi olarak simulakr kavramı ile Jean Baudrillard’ın dijital çağda gerçeğin yerini alan simülasyon ve hiperger-çeklik kuramı oluşturmaktadır. Platon, simulakrı idealin eksik bir kopyası olarak görürken, Baudrillard’a simulakrın artık kökeni olmayan göstergeye dönüşmesi analiz edilmektedir. Özellikle, Baudrillard’ın gerçeğin yerini alarak gerçeğe dair tüm izleri silen dördüncü düzen simulakrlarının, günümüzde bilim-sel veriden (Big Data, algoritmalar) dini ritüellere (sanal cemaatler) kadar her alanda nasıl bir egemenlik kurabileceği analiz edilmektedir. Çalışmada disiplinler arası bir bakış açısıyla kavramsal analiz ve eleşti-rel söylem analizi yöntemlerini kullanmaktadır. Bu yöntemle Platon ve Baudrillard’daki simülakr kavramı modern bilim felsefesi (paradigma dönüşümü) ve din felsefesi (din-bilim entegrasyonu) bağlamında kritik edilmekte, bilgi işlemsel yapıların yarattığı etkileşimler değerlendirilmektedir. Modern sonrası ortaya çıkan dijital simulakrların, hem bilimde (yapay üretilen gerçeklik modelleri) hem de dinde (sanal ve yüzeysel deneyimler) paradigma krizi yarattığını göstermektedir. Bu kriz, her iki alanın da kendi otan-tisitelerini yitirme ve anlamsızlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıyla sonuçlanmaktadır. Çalışma, bu anlamsızlaşmayı gidermek için bilimsel ilerlemenin etik ve varoluşsal boyutlarını ancak dinle entegre olarak ele alabileceğini savunmaktadır. Araştırma, bilgi işlemsel yapıların oluşturduğu simulakrın yarat-tığı “hakikatsizliği” aşabilmek için, bilimin teknolojik gücünün dinin manevi ve ahlaki bilgeliğiyle bütün-leşmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu entegrasyon, dijital çağın hipergerçeklik ortamında insanın anlam arayışına sağlam bir zemin ve insanlığın dijitalleşme sürecini dengeli bir şekilde yürütmesinin yolu ola-rak önerilmektedir.Keywords : Din Felsefesi, Simülakr, Dijitalleşme, Din Paradigması, Bilim Paradigması, Entegrasyon, Jean Baudrillard, Platon
ORIGINAL ARTICLE URL
