- Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Cilt: 68 Sayı: 68
- Kurucu Tecvid Metinleriyle İrtibatı Çerçevesinde Hülâsatü’l-‘ucâle’de Med ve Kasr Meselesi...
Kurucu Tecvid Metinleriyle İrtibatı Çerçevesinde Hülâsatü’l-‘ucâle’de Med ve Kasr Meselesi
Authors : İshak Kızılaslan
Pages : 136-165
Doi:10.15370/maruifd.1624558
View : 175 | Download : 71
Publication Date : 2025-06-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Tecvid ilminin temel konuları zamanla büyük değişiklik göstermemiş olsa da bir eserin veya meselenin ele alındığı dönemdeki ilmî yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmesi, önemli açılımlar sağlayabilir. Bu makalede, tecvid ilminin ana meselelerinden olan med ve kasr konusu, Osmanlı âlimlerinden Derkezlî’nin (ö. 1327/1910) yirminci yüzyıl başlarında kaleme aldığı Hülâsatü’l-ʿucâle fî beyâni murâdi’r-Risâle fî ʿilmi’t-tecvîd adlı eseri merkeze alınarak incelenmiştir. Tecvid ilminin Osmanlı’nın son zamanlarında bile önemli eserler kaleme alınmak suretiyle varlığını ve canlılığını koruduğu görülmektedir. Bu minvalde müellifimizin yaşadığı dönemin hemen öncesinde Mısır’da Süleyman el-Cemzûrî (ö. 1208/1793) bugün bile Arap coğrafyasında ders kitabı olarak okutulan Tuhfetü’l-etfâl isminde bir manzum tecvid kitabı yazarken Derkezlî’nin muasırı Mehmet Zihni Efendi (ö. 1332/1913) İstanbul’da el-Kavlü’s-sedîd fî ilmi’t-tecvîd isminde bir eser kaleme almıştır. Derkezlî de Osmanlı’nın bir başka bölgesi olan Musul’da Hülâsatül-ucâle’yi yazmıştır. Bu makalede müellifin beslendiği ana kaynaklarda ve onun tarafından belirtilmeyen diğer temel eserlerde konunun ele alınışı karşılaştırmalı bir şekilde gösterilecektir. Bu şekilde kıraat ve tecvid ilimlerindeki ilmi sürekliliğe ve ilmî verilerin aklî ve naklî muhakeme süzgecine tabi tutulduğuna bir örneklik sunulması hedeflenmektedir. Görebildiğimiz kadarıyla tecvid ilminde Osmanlı’nın son dönemleri ile öncesinin irtibatını ele alan bir çalışma yapılmamıştır. Bu makale akademik ilgiyi hak eden bu eksikliği giderme noktasında bir adım atmayı da amaçlamaktadır. Med ve kasr, tecvid ilminin yazılı eserler üretme aşamasından günümüze kadar üzerinde birçok çalışma yapılmış bir konudur. Fakat bu makalenin araştırma sahası müellif ve öncesindeki kaynaklarla sınırlandırılmıştır. Zorunlu bazı atıflar dışında müellif sonrası dönem inceleme alanına dahil edilmemiştir. Kendisinden sonraki tecvid ve kıraat araştırmalarında belirleyici bir etkiye sahip olması ve Derkezlî’nin merkezde yer verdiği kaynak olması nedeniyle bu çalışmada İbnü’l-Cezerî’nin (ö. 833/1429) Osmanlı tecvid ilmi birikimindeki merkezi yerine işaret etmek de bir başka amaçtır. Yine bir başka vurgulanmak istenen nokta, her ne kadar kendilerine ulaşan birikimden istifade etseler de her bir tecvid âliminin hususi bir yöntem sahibi olduğudur. Bu çalışma, dönem, âlim ve eser mukayesesi usulü ile gerçekleştirilmiştir. Müellife gelene kadar bütün kaynak eserlerdeki değerlendirmeler kronolojik sıralama gözetilerek nakledilmiş ve merkeze alınan çalışmalarla arasındaki benzerlik ve uyuşmazlıklara işaret edilmiştir.Keywords : Kıraat, Tecvid, Med ve Kasr, Derkezlî ve Hülâsatü’l-‘ucâle, Kurucu Tecvid Metinleri
ORIGINAL ARTICLE URL
