İbâdî Gelenekte Hadis Şerhçiliği ve Yorum
Authors : Ahmet Özdemir
Pages : 123-143
Doi:10.51605/mesned.1757258
View : 130 | Download : 187
Publication Date : 2025-12-30
Article Type : Research Paper
Abstract :Hâricîler, hicri birinci asırda özellikle iman ve küfür gibi daha çok itikâd ile ilgili tartışmalar neticesinde birçok farklı kola ayrılmış ve zaman içerisinde İbâdiyye hariç söz konusu gruplar dağılıp yok olmuşlardır. İbâdiyye, Hâricîlerin özellikle diğer Müslümanlar hakkındaki sert görüşlerine katılmayarak onlardan ayrılmış ve Abdullâh b. İbâd (öl. 86/705) liderliğinde teşkilatlanmış mutedil bir fırkadır. Erken dönemde teşekkülünü tamamlayan İbâdiyye, Emevî ve Abbasîlerle mücadeleleri neticesinde kendi devletleri olan Rüstemîler’i kurmuş ve günümüzde ‘Umân Sultanlığı’nın yanı sıra Kuzey Afrika’daki birçok ülkede çok sayıda müntesibi bulunan bir mezheptir. İbâdiyye, Hâriciyye’nin diğer kollarının aksine eserleri günümüze ulaşan tek fırkadır. Mezhebin önemli temsilcilerinden olan Câbir b. Zeyd (öl. 93/711-12), Ebû Ubeyde (öl. 145/762) ve Rabî‘ b. Habîb (öl. 175/791) gibi muhaddisler, hicri birinci ve ikinci asırda hadis tedvin ve tasnif faaliyetine katkıda bulunmuşlar ve söz konusu ilmî faaliyetler neticesinde hadis edebiyatının ilk ürünleri ortaya çıkmıştır. İlk hadis musannefâtından biri Rabî‘ b. Habîb’in el-Câmiu’s-Sahîh adlı eseri, günümüze kadar ulaşmıştır. İmam Mâlik (öl. 179/795) ile çağdaş olan Rabî‘ b. Habîb’in el-Câmiu’s-Sahîh veya Müs-nedu’r-Rabî‘ olarak da bilinen eseri, İbâdiyye nezdinde Kur’ân’dan sonra en muteber dinî kitap olarak kabul edilmiş ve günümüzde birçok baskısı yapılmıştır. Hadis şerhi bakımından İbâdî kaynakların son derece sınırlı olduğunu belirtmek gerekir. İbâdiyye’nin ana hadis kaynağı olan Rabî‘ b. Habîb’in el-Câmiu’s-Sahîh’i üzerine iki önemli şerh yazılmıştır. Birincisi Ebû Sitte diğeri ise Nureddîn es-Sâlimî tarafından kaleme alınmıştır. Şu an elimizde matbu olan İbâdî ilk hadis şerh çalışması, hicri 1087’de vefat eden Ebû Sitte’nin Rabî‘in el-Câmiu’s-Sahîh’i üzerine yazdığı şerhtir. Diğer bir şerh ise 1913’te vefat eden Nureddîn es-Sâlimî’nin yine aynı eser üzerine yazmış olduğu çalışmadır. Bunun dışında İbâdî âlimlerce hadis alanında yazılmış başka şerh çalışması varsa da ya kütüphanelerde gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen yazma halindedir ya da yukarıda söz ettiğimiz iki şerhin muhtasarıdır. Dolayısıyla İbâdî âlimler tarafından yazılmış olan hadis şerh çalışmaları hem sınırlı hem de geç dönemlere aittir. Biz de çalışmamızı bu iki hadis şerhi bağlamında gerçekleştirdik. İki şerhten hareketle İbâdiyye mezhebinin hadis şerh metodolojisini tespit etmeye çalışacağız. Yapılacak çalışma neticesinde şu soruların cevaplarını bulacağımızı ümit ediyoruz: İbâdiyye, hadis şerhi alanında ne tür kaynaklara sahiptir ve söz konusu eserlerin özellikleri nelerdir? Hadis şerhlerinde ne tür kaynaklara müracaat etmişlerdir? Şerhlerinde Sünnî kaynaklardan ne derece yararlanmışlardır? Hadisleri anlama ve yorumlamada ne tür bir usul geliştirmişlerdir? Hadis şerhlerinde mezhepsel bakışın tesiri ne orandadır? Özellikle İbâdiyye fırkasının temel ilkeleriyle alakalı konularda söz konusu rivayetlere ne şekilde yaklaşılmıştır? İbâdî ile Sünnî şârihlerin yöntemleri ne derece benzeşmektedir? Çalışmanın neticesinde aslında İbâdî şerh geleneğinin, Sünnî gelenekten pek farklı olmadığı görülmüştür. Elbette şerh anlayışlarına kendi bakış açılarını yansıtmışlardır. Ancak bunun doğal karşılanması gerektiği açıktır. Zira bugün Sünnî gelenek içerisinde dahi Hanefî, Malikî, Şâfiî, Hanbelî, Zâhirî gibi farklı renklere sahip şerh anlayışları görmek mümkündür. Zaman içerisinde mezheplerin birbirinden etkilendiklerini ve İbâdî şârihlerin özellikle Sünnî gelenekten ciddi anlamda etkilendiğini söylemek gerekir. Günümüzde hadis ve sünnetin anlaşılması ve bu alanda oluşturulan usul ve metodoloji noktasında özellikle Sünnî geleneğin tesirinde kalındığı bilinen bir husustur. Kanaatimizce Sünnî geleneğin tesirinde olan usule, İbâdî geleneği de eklemek gerekmektedir. Böylece hadis ve sünnete bakış açımız daha da zenginleşmiş olacaktır. Ayrıca mezheplerinin Kur’ân ve sünnet merkezli olduğunu belirten, Kütüb-i Sitte başta olmak üzere Ehl-i Sünnet’e ait önemli hadis kaynaklarına müracaat eden ve gerektiğinde Sünnî dört fıkhî mezhebin görüşlerine de başvuran bir mezhep de ötekileştirilmemiş olacaktır. Zira ümmetin ihtilaflarda kaybolmaya değil genel ilke ve prensipler etrafında birlik olmaya daha fazla ihtiyacı vardır.Keywords : İbâdiyye, Hadis, Şerh, Yorum, Ebu Sitte, Salimi
ORIGINAL ARTICLE URL
